Kalem aldığı yazıda, “Washington’un terörle mücadelede kendini kanıtlamış bir ortağını terk ettiği algısı, ABD’nin bölgedeki güvenilirliği ve caydırıcılığı açısından ciddi sonuçlar doğuracaktır” diyen ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Washington’ı geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara’ya karşı harekete geçmeye çağırdı ve Maduro operasyonunu hatırlattı: “ABD, Şara’ya bu tehlikeli rotadan geri adım atmaması halinde aynı çizgiyi izlemeye hazır olduğunu net biçimde göstermelidir.”
HABER MERKEZİ – ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminin Dışişleri Bakanı olan Mike Pompeo, Suriye ve Rojava’daki gelişmeler hakkında The Washington Post’a bir makale yazdı.
Pompeo’nun “Amerika Suriye’de tehlikeli bir kumar oynuyor” başlıklı makalesi şöyle:
WASHINGTON HALKIN GÜVENLİĞİYLE KUMAR OYNAMAKTADIR
Suriye’de gelişen durum son derece tehlikelidir ve Amerika Birleşik Devletleri’nin IŞİD’e karşı elde ettiği zor kazanılmış başarıları, ayrıca Başkan Donald Trump’ın bölgesel güvenliğe ilişkin daha geniş kazanımlarını tehdit etmektedir. ABD’nin Suriye’de kalan son askeri güçlerini çekmeyi planladığına dair haberler doğruysa, Washington Orta Doğu’daki Amerikan askeri varlıklarının güvenliğiyle, bölgesel istikrarla ve Amerikan halkının güvenliğiyle kumar oynamaktadır.
Kürtlerin öncülüğündeki ve ABD’nin müttefiki olan Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG), Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara tarafından askeri ve siyasi olarak bozguna uğratılması son derece tehlikeli bir gelişmedir. ABD’nin yeni Suriye hükümetine önemli ölçüde yaptırım hafifletmesi sağlamasından yalnızca bir ay sonra, Şara iktidarı pekiştirme çabasında ılımlılık ve azınlık haklarına saygı vaatlerinden geri dönerek bu jesti karşılıksız bırakmıştır. Daha da endişe verici olanı ise, hükümet güçlerinin daha önce DSG’nin kontrolünde olan bir bölgeyi ele geçirmesinin ardından, Şeddadi Hapishanesi’nden bilinmeyen sayıda IŞİD mensubunun kaçtığına dair haberlerdir. Bu durum ABD askerlerini ve Amerikalı sivillerin hayatını riske atmaktadır.
ABD’NİN GÜVENİRLİĞİ VE CAYDIRICILIĞI AÇISINDAN CİDDİ SONUÇLAR DOĞURACAKYIR
Yanlış anlaşılmasın: Bu gelişmeler yalnızca Dürziler ve Kürtler gibi azınlık gruplar için değil, tüm bölge için büyük bir krizi tetikleyebilir. Eğer bu gidişat durdurulmazsa, kitlesel yerinden edilmeler, etnik temizlik ve IŞİD’in Suriye içinde yeniden güç kazanarak küresel bir terör tehdidine dönüşmesi ihtimaliyle karşı karşıya kalabiliriz.
DSG, IŞİD hilafetinin yok edilmesinde ABD adına büyük bir cesaretle savaştı – bu da Trump’ın ilk döneminin en önemli başarılarından biriydi. Ancak Washington’un sadece askeri güçlerini çekmeye hazırlanmadığına, aynı zamanda DSG’ye verdiği taahhütlerden de geri adım atabileceğine dair ciddi işaretler var. Bu durumda DSG, kolayca kötü bir aktöre dönüşebilecek, henüz kendini kanıtlamamış bir Suriye hükümetinin insafına bırakılmış olacak.
ABD hızlı davranmazsa, Trump başkanlığının ilk döneminde elde edilen kazanımlar, Başkan Orta Doğu’da yeni bir barış dönemini başlatma hedefinin eşiğindeyken tersine dönebilir. Dahası, Washington’un terörle mücadelede kendini kanıtlamış bir ortağını terk ettiği algısı, ABD’nin bölgedeki güvenilirliği ve caydırıcılığı açısından ciddi sonuçlar doğuracaktır.
ŞARA HÜKÜMETİ AZINLIKLARI KORUMA KAPASİTESİNDEN YOKSUN
IŞİD’in nasıl yükseldiğini unutmayalım: Amerika’nın geri çekilmesi ve verdiği sözleri tutmaması sayesinde. Başkan Barack Obama’nın Irak’tan feci şekilde çekilmesi bir boşluk yarattı ve IŞİD bu boşluğu hızla doldurdu. Örgüt zirve noktasında Suriye’nin üçte birini ve Irak’ın yüzde 40’ını kontrol ediyordu – bu alan yaklaşık olarak Büyük Britanya büyüklüğündeydi. Obama’nın “özür turları”, Amerika’nın düşmanlarını sürekli yatıştırması ve “kırmızı çizgileri” uygulamaktaki isteksizliği IŞİD’i cesaretlendirdi; örgüt Amerikalı esirlerin kafasını kesti ve Paris, Brüksel ve Orlando da dahil olmak üzere dünya genelinde yeni bir terör dalgasını tetikledi.
Trump yönetiminin yeni Suriye hükümetiyle yapıcı bir ortaklık kurma umudu anlaşılabilir. Ancak Şara’nın El Kaide bağlantılı bir yapının lideri olarak geçmişi, son derece temkinli olunması gerektiğini göstermektedir. Gerçek şu ki, Suriye Savunma Bakanlığı’nın saflarında çok sayıda İslamcı ve Müslüman Kardeşler sempatizanı bulunmaktadır ve geçen yıl boyunca dini ve etnik azınlıklara yönelik süren saldırılar, hükümetin ya bu grupları koruma kapasitesinden ya da iradesinden yoksun olduğunu ortaya koymaktadır.
DSG İLE HÜKÜMET GÜÇLERİ ARASINDA TAMPON HATTI OLUŞTURULMALI
2019 tarihli Sezar Yasası’nın – Esad rejimini destekleyen kişi, kurum ve şirketlere yaptırım getiren yasanın – kaldırılmasına dair makul gerekçeler olsa da, bunun yapılması ABD’nin yeni Suriye hükümeti üzerindeki kritik bir baskı aracından vazgeçmesi anlamına geliyordu. Ne yazık ki şimdi bu yanlış güvenin bedeli ödeniyor gibi görünüyor.
Bu noktaya nasıl gelinmiş olursa olsun, Washington ortaklarını desteklemek ve Şara üzerindeki nüfuzunu yeniden tesis etmek için hızlı ve kararlı adımlar atmalıdır.
İdeal olarak bu, DSG ile hükümet güçleri arasında bir tampon ya da ayrım hattı oluşturulmasıyla başlamalıdır; bu hat sınırlı bir ABD ve koalisyon varlığıyla desteklenebilir. En azından yönetim ve Kongre birlikte hareket ederek, Şara’yı azınlıklara yönelik verilen sözleri yerine getirmeye, DSG’ye karşı yürütülen askeri kampanyadan geri çekilmeye ve IŞİD ya da diğer terör örgütlerinin yeniden canlanmasını engellemeye zorlamak amacıyla yaptırımları hızla yeniden devreye sokmalıdır. Yaptırımların hedefleri arasında Suriye petrol sektörü, geçiş hükümetinin kontrolündeki sanayi ve ticaret kuruluşları, finans sektörü ve bireysel milis liderleri yer almalıdır.
ŞARA’YA MADURO HATIRLATMASI: GERİ ADIM ATMAMASI HALİNDE
ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte, Suriye içindeki farklı çıkar gruplarını koruyan ve iç çöküşü önleyen bir askeri ve güvenlik çerçevesi oluşturmak için benzersiz diplomatik gücünü kullanmalıdır. Bu kolay olmayacaktır; özellikle de Şara hükümetinin Türkiye ile eşgüdüm içinde hareket ettiği düşünüldüğünde. Ancak olası bir felaketi önlemek için, ABD’li politika yapıcıların ve diplomatların, Suriye’yi istikrar ve barış yoluna sokacak bir sonucu güvence altına almak için ellerindeki her aracı seferber etmeleri zorunludur.
“Operation Midnight Hammer”dan Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanmasına kadar Trump, Amerikan çıkarlarını korumak için sert gücü kullanma konusunda istekliliğini kanıtlamıştır. ABD, Şara’ya bu tehlikeli rotadan geri adım atmaması halinde aynı çizgiyi izlemeye hazır olduğunu net biçimde göstermelidir. Bölgesel istikrar – ve muhtemelen Amerikalıların hayatı – tehlikededir. Suriye’de tarihin tekerrür etmesine izin veremeyiz.
The situation unfolding in Syria is extremely dangerous – threatening America’s hard-won victories against the Islamic State as well as President Trump’s broader achievements for regional security.
My take in @Post Opinions:https://t.co/gcdM2tIreR
— Mike Pompeo (@mikepompeo) January 27, 2026



