BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Suriye’ye ‘ekonomik fetih’ furyası I

Yeni Suriye’nizi nasıl alırdınız?

Suriye’ye ‘ekonomik fetih’ furyası I

Suriye bugün, klasik sömürgecilikten farklı ama sonuçları benzer bir sürece girmiş durumda: “Yatırımla yeniden inşa” modeli; fosil enerji projeleri, liman genişletmeleri ve kontrolsüz betonlaşmayla savaşın ardından yeni bir ekolojik yıkım dalgasını beraberinde getiriyor. Ülkenin kaderi Şam değil; Riyad, Ankara, Paris ve Washington’daki şirketlerce yazılıyor.

Güler YILDIZ

Suriye’de Esad rejiminin 8 Aralık 2024’te devrilmesi, yalnızca bir iktidar değişimini değil; devasa bir ekonomik alanın uluslararası sermayeye açılmasını beraberinde getirdi. Ahmed el Şara liderliğinde kurulan geçiş yönetimi, daha ilk yılını doldurmadan “yardım temelli yeniden inşa” yerine yatırım temelli yeniden inşa modelini benimsediğini ilan etti.

Bu tercih, savaşla yıkılmış bir ülkenin ihtiyaçlarından çok, küresel ve bölgesel güçlerin ekonomik iştahını önceleyen bir süreci başlattı. Suriye, kısa sürede bir “yeniden inşa laboratuvarı”, daha açık ifadeyle düşük maliyetli, yüksek getirili bir yatırım kolonisine dönüştü.

SEZAR’IN HAKKI YİNE SEZAR’A

2025 yılı itibarıyla ABD ve Avrupa Birliği’nin Suriye’ye yönelik yaptırımları kademeli olarak kaldırması, sürecin kırılma noktası oldu. Bankacılık, enerji, ulaştırma ve altyapı alanlarında yıllardır kapalı olan kapılar, bu kez çok uluslu şirketler için ardına kadar açıldı.

Bu kararlar, insan hakları, siyasi uzlaşı ya da toplumsal barış şartlarına bağlanmadı. Aksine, meşruiyet karşılığında yatırım esas alındı. Yeni Suriye yönetimi uluslararası tanınırlık kazanırken, sermaye sınırsız bir hareket alanı elde etti.

×SEZAR YASASI NEDİR?

Sezar Yasası, resmi adıyla “Caesar Syria Civilian Protection Act” (Sezar Suriye Sivil Koruma Yasası), ABD’nin Suriye’ye yönelik en kapsamlı ve sert yaptırım düzenlemesidir. ABD Kongresi’nde 2019’da Kabul edilen yasa, 2020’de yürürlüğe girdi.

Yasa adını, Suriye rejiminin cezaevlerinde işkenceyle öldürülen binlerce tutukluya ait fotoğrafları sızdıran ve “Sezar” kod adıyla bilinen eski askerî fotoğrafçıdan aldı.

Resmi gerekçeye göre yasa, Esad rejimini sivillere yönelik ihlallerden vazgeçmeye zorlamayı ve siyasi çözümü teşvik etmeyi hedefliyordu. Ancak pratikte yasa, Suriye ekonomisini tümüyle izole etmeyi amaçladı: Suriye devleti ve kamu kurumları, Esad rejiminin üst düzey yetkililerini ve rejimle iş yapan yabancı şirket ve üçüncü ülkelerin hedeflendiği yaptırımlar; özellikle enerji, inşaat, ulaştırma ve finans sistemini hedef aldı.

Sezar Yasası, Esad rejimini hedef aldığını iddia eden ancak pratikte Suriye toplumunu ağır bir ekonomik kuşatma altına alan; bugün ise gevşetilerek Suriye’nin yeniden inşasının kimlerin elinde şekilleneceğini belirleyen bir yaptırım mekanizması olarak tarihe geçti.

KİM, NEREDE, NE YAPIYOR?

Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri, Suriye’deki en büyük yatırımcı bloklardan biri haline geldi. Suriye resmi ajansı SANA’nın sadece birkaç aylık haberlerine bile bakıldığında iç savaş tehdidi altındaki ülkenin “yatırım diplomasisi”nde başı Körfez ülkelerinin çektiği rahatlıkla görülebiliyor. Buna göre;

6 Ağustos 2025’te Şam’da düzenlenen törende, farklı yabancı şirketlerle 12 adet yatırım anlaşması imzalandı; bunların toplam değeri yaklaşık 14 milyar dolar olarak bildirildi:

×

  • 4 milyar dolar — Katar’ın UCC Holding ile Yeni Havalimanı projesi
  • 2 milyar dolar — BAE’nin altyapı/metrolar projesi
  • Suudi Arabistan, enerji, altyapı ve iletişim alanlarında 44’ten fazla anlaşma imzaladı. Toplam tutar yaklaşık 6–6,5 milyar dolar.
  • Katar, Türkiye ve ABD ortaklığında yürütülen 7 milyar dolarlık enerji projesinin merkezinde yer alıyor. Doğalgaz santralleri ve güneş enerjisi çiftlikleriyle Suriye’nin enerji sistemi yeniden tasarlanıyor.
  • BAE merkezli DP World, Tartus Limanı’nda 800 milyon dolarlık işletme ve modernizasyon anlaşmasıyla Akdeniz ticaretinin kilit noktalarından birini kontrol altına aldı.

Bu yatırımlar, Suriye’yi enerji ve lojistik açısından Körfez merkezli tedarik zincirlerine bağlayan bir yapı haline getirirken, sağlıktan eğitime birçok kilit alanda hem körfez ülkelerinin hem de Türkiye’nin ağırlığının olduğu görülüyor.

TÜRKİYE: KOMŞULUKTAN ÇOK DAHA FAZLASI

Türkiye, Suriye’deki yeniden inşa sürecinin en yoğun ve en yaygın aktörü. AA’nın geçen günlerde yayımladığı haberine göre 2025 yılında Suriye ile ihracat 3 milyar dolara yaklaştı. Türkiye’nin en büyük ithalat kalemi ise zeytin ve zeytinyağı ile bağlı ürünler olmaya devam ediyor.

Kalyon, Cengiz ve TAV’ın yer aldığı konsorsiyum, Şam Uluslararası Havalimanı’nın yenilenmesi için 4 milyar dolarlık anlaşmaya imza attı. Proje tamamlandığında havalimanının yıllık yolcu kapasitesinin 31 milyona çıkarılması hedefleniyor. Aynı grupla tekstil, gıda ve lojistik alanlarında onlarca büyük proje daha yürütülüyor.

Özellikle tekstil sektöründe yüzlerce işyerinin kapandığı, binlerce işçinin işsiz kaldığı Türkiye’de sektör temsilcileri ucuz maliyet, ucuz işçilik diyerek Suriye’ye yönelmiş durumda.

SURİYE’DE ‘AFRİKA MODELİ’ Mİ YARATILACAK?

2025-2026 için altyapı, enerji, eğitim, sağlık ve geçiş süreci projelerine 2.5 milyar Euro’luk destek paketi sunan AB ise vites yükselterek, 2026-2027 için 620 milyon Euro’luk yeni işbirliği paketi açıkladı: Bu çerçeve hem ekonomik hem siyasi işbirliğini içerecek.

AB’den 620 milyon euroluk destek paketi | Von der Leyen ve Costa, Şara ile görüştü

Suriye’nın ‘yatırım’ sofrasına ilk oturan ülkeler Fransa ve Almanya oldu. “Buyrun, ne istiyorsanız yapın” davetine icap eden iki ülkenin ‘yatırım’ karneleri ise temiz değil. Özellikle Afrika’da sömürge ülkelerindeki enerji ve madencilik faaliyetleri hem ekonomik hem de toplumsal enkaza dönüşmüş olan bu iki ülkenin Suriye’deki iş yelpazesi çok geniş değil. Fransa’nın sabıkalı dev enerji grubu Total, Lazkiye-Tartus deniz alanlarında araştırma/durumsal çalışma aşamasında. Suriye Petrol Şirketi yetkilileri, bu görüşmeleri “sektöre yatırım ve işbirliği arayışı” bağlamında değerlendirdiği belirtiliyor.

Fransız deniz taşımacılık ve lojistik grubu CMA CGM ise Lazkiye Limanı’nı 30 yıllığına işletme hakkı aldı. Alman Siemens Enerji, enerji altyapısında tedarikçi olmak üzere görüşmeler yürütüyor.

YATIRIMIN EKOLOJİK BEDELİ DÜŞÜNÜLMÜYOR

‘Yeni Suriye’nin inşası için kaldırılan ellerin ülkenin toprak bütünlüğünden anladığı ise topraksızlaştırma.  Bu yoğun yatırım dalgasının ekolojik sonuçları ise neredeyse hiç tartışılmıyor.

Doğalgaz santralleri, Suriye’yi yenilenebilir geçişten çok fosil yakıt bağımlılığına kilitliyor. Su kaynakları kıt olan bölgelerde enerji üretimi, yerel tarımı ve içme suyunu tehdit ediyor. Topraksızlaşan köylülerin şehirlere göçünü hızlandıracak bu yatırımlar, coğrafyanın ekosistemini tamiri imkansız bir zararla tehdit ediyor.

On yıldan fazladır süren savaşın doğaya verdiği zararın giderilmesi için herhangi bir proje sunulmuş değil. Kara alanında olduğu gibi deniz ekosistemi de yıkıcı bir tehditle karşı karşıya. Tartus ve Lazkiye limanlarının genişletilmesi, Akdeniz’in deniz madenciliğine açılması, deniz tabanı tahribi gibi sonuçlar yaratacak.

Kültürel mimari dokusu savaşta büyük zarar gören Şam ve Halep gibi kentler için ön görülen mega projelerle tarım alanları imara açılıyor, yeraltı sularının aşırı kullanımı ve atık yönetimi olmayan dev şantiyelerin kurulumuyla savaşın yıkımını ekolojik bir yıkıma dönüştürecek.

Benzer Haberler

Yarıyıl tatili sona eriyor l

İlk ders zili yarın çalacak

14 maddelik ateşkes ve entegrasyon anlaşması |

Rojava'da son durum: Açıklamalar, eylemler, güncel gelişmeler -CANLI BLOG

“Ünlülere uyuşturucu operasyonu” |

Aralarında Hasan Can Kaya ve Reymen de var: 26 gözaltı -YENİLENDİ

“Olmak ya da olmamak” |

Süveyda’da "kendi kaderini tayin hakkı" talebiyle kitlesel gösteri

“Öcalan’ın ciddi bir rolü oldu” |

DSG-Şam anlaşması yorumu: Çatışmadan müzakereye geçiş açısından değerli

Özel’den süreç ve Suriye mesajı:

Kürtleri hedef alan eski yıkıcı söylemi reddediyoruz

Gazze Barış Planı’nda ikinci aşama |

Refah Sınır Kapısı açılıyor: Geçişler sınırlı olacak