BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Ercan Jan Aktaş yazdı |

Birinci Kobanê Direnişi’nden ikinci Kobanê’ye: Kürt uluslaşması

Ercan Jan Aktaş yazdı |

Ercan Jan AKTAŞ

II. Kobanê Direnişi, dört parçaya bölünmüş Kürdistan başta olmak üzere, diasporaya dağılmış Kürtlerin ortak bir hafıza, ortak bir tehdit algısı etrafında buluşabildiği nadir tarihsel anlardan biri olarak tarihe notunu düşüyor. “Rojava Kürdistan’dır” ifadesi etrafında örülen bu ortak duruş, Kürtlüğü etnik bir aidiyet sınırının ötesine taşıyarak, ortak hafıza, ortak kader ve ortak gelecek bilinciyle kolektif inşada yeni bir momente taşımaktadır.

Bugün Rojava’da savunulan yalnızca bir toprak parçası değil; Kürtlerin halk olarak kendilerini yeniden kurdukları, birlikte yaşamı, eşitliği ve özgürlüğü esas alan toplumsal sözleşmenin hayat bulduğu bir sahadır. Rojava, artık yalnızca bir direniş alanı değil; Kürtlerin halklaşarak ulusal bir varoluşa dönüştüğü, Ortadoğu’ya yeni bir yaşam ihtimali sunan tarihsel bir kurucu mekân haline gelmiştir.

26 Ocak 2015 tarihi bu sebeple, Kürtler açısından sıradan bir askeri zafer günü olarak değil; bir halkın kendi varoluşuna, özsavunma hakkına ve siyasal öznesine sahip çıktığı tarihsel bir dönüm noktası olarak Kürtlerin hafızasında yerini almıştır. Kobanê’nin düşmemesi, yalnızca IŞİD’in geri püskürtülmesi anlamına gelmedi; aynı zamanda Kürtlerin, bölgesel denklemlerde edilgen bir unsur değil, kendi kaderini tayin etme iradesine sahip bir halk olarak sahneye çıkışını simgeledi. Bu tarih, I.Kobanê Direnişi’nden II. Kobanê’ye uzanan sürecin, yani Kürt uluslaşmasının yeni bir eşiğe taşındığı anın adı oldu.

Bu saldırıların merkezinde, Kürtlerin kendi özyönetimleri ile inşa ettikleri ilk alanlardan biri olan Kobanê’nin yer alması tesadüf değildi. Temmuz 2014’den itibaren Kobanê Kantonu’na yönelen cihadist çete saldırıları, YPG/YPJ’nin direnişiyle geri püskürtüldü. Şengal ve Maxmur’da ağır kayıplar yaşayan İŞİD, bu kez üç cepheden Kobanê’ye yöneldi. Ancak bu işgal girişimi, eşi benzeri görülmemiş bir halk direnişini ortaya çıkardı. Uluslararası çevrelerce, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en etkili halk direnişlerinden biri olarak tanımlanan Kobanê direnişi, yüzüncü gününe doğru ilerlerken küresel ölçekte direniş ve umut sembolü olmuştu.

Kürtler böylesine tarihsel bir kuşatma altındayken, bölgesel ve uluslararası güçlerin önemli bir kısmı ilk etapta ya sessizliği tercih etmiş, ya da bu sessizliği aleni bir seyircilikle tamamlamak istiyorlardı. O gün Erdoğan’ın; “Kobanê düştü, düşüyor” ifadesi sahadaki çatışmanın ötesinde, Kürtlerin kolektif hafızasında derin izler bırakan bir aşağılamanın ve yok saymanın sembolü olarak Kürtlerin hafızasında yer alan başka bir gerçeklik oldu. Bu anlamda Erdoğan karşıtı olduğu bir durumun hayat bulması için istemeden en büyük katkılardan birisini sağlamış oldu.

I.Kobanê Direnişi, Kürtlerin uluslaşma sürecinde yalnızca bölgesel değil, transnasyonel bir kırılma anı yarattı. Kuşatma altındaki Kobanê, kısa sürede yalnızca bir coğrafi mekân olmaktan çıkarak, dünyanın dört bir yanına dağılmış Kürtler için ortak bir siyasal ve duygusal referans noktasına dönüştü. Türkiye, Irak, İran ve Suriye sınırları içinde yaşayan Kürtlerin yanı sıra, Avrupa başta olmak üzere diasporada yaşayan Kürtler de bu direnişi kendi varoluşlarının ve kolektif kaderlerinin bir parçası olarak sahiplendi. Böylece Kürt uluslaşması, ilk kez bu denli güçlü biçimde devlet sınırlarını aşan, mekânsal kopuklukları aşındıran ve ortak bir siyasal tahayyül etrafında yeniden örülen bir karakter kazandı.

Diaspora Kürtlerinin yürüttüğü kitlesel eylemler, diplomatik girişimler, medya ve kamuoyu çalışmaları, Kobanê Direnişi’ni yerel bir savunma hattı olmaktan çıkararak küresel bir politik mesele hâline getirdi. Kobanê, bu anlamıyla Kürtler açısından bir araya gelindiğinde hem parçalanmışlığın aşılabildiğini gösteren somut bir deneyim, hem de ulusun yalnızca toprakla değil, mücadeleyle, dayanışmayla ve sınırları aşan bir kolektif iradeyle kurulduğunu kanıtlayan tarihsel bir eşik oldu.

I.Kobanê Direnişi’nde yaşananların biriktirdikleri ile Kürtler bugün ikinci kez yaşanan Kobanê Kuşatması’na odaklanmış durumdalar. Bugün Kobanê’ye uygulanan kuşatma, insanlık dışı ve uluslararası hukuka aykırı bir yok etme girişimidir. Amaç, halkın iradesini kırmak ve teslimiyeti dayatmaktır; ancak yıllardır özgürlüğü ve varlığı için direnen Kobanê halkının buna boyun eğmesi mümkün değildir. Temel yaşam ihtiyaçlarının kesilmesi soykırım anlamına gelirken, Kobanê halkı 2014’ten bu yana direncini defalarca kanıtlamış ve bu kuşatma karşısında da direnmeye devam edeceğini ortaya koymuştur.

Sekiz gündür kuşatma altındaki Kobanê’de ateşkese rağmen saldırılar sürerken, elektrik, su, yakıt ve ilaç yokluğu nedeniyle yaşam neredeyse durma noktasına gelmiştir. Soğuk hava ve ağır kuşatma koşulları altında son bir haftada beş çocuğun yaşamını yitirdiği kentte, barınma ve sağlık başta olmak üzere insani kriz hızla derinleşmektedir.

Bugün Kobanê’de yaşanan kuşatma ve derinleşen insani kriz, Kürtlerin politik aktörleri açısından artık ertelenebilir politik tartışmaların değil, tarihsel bir sorumluluğun eşiğinde olunduğunu bir kez daha göstermektedir. Dört parça Kürdistan başta olmak üzere, dünyanın dört bir yanındaki Kürtler içine girdikleri eylemsellik ile artık yeni bir eşiğe dikkat çekiyorlar. Haftalardır sokaklardaki Kürtlerin; “Rojava Rojhilat e Kurdistan yek welat e!” haykırışları sadece bir slogan değil, yeni bir momente güçlü bir işarettir.

Bu moment, parti aidiyetlerinin, örgütsel rekabetlerin, liderlik tartışmalarının ve parça temelli ayrışmaların ötesine geçerek, sokaklarda yankılanan ortak vicdanın ve kolektif talebin siyasal karşılığını kurumsallaştırmayı zorunlu kılmaktadır. Zira kuşatma yalnızca bir kenti değil, Kürtlerin ortak geleceğini hedef alırken; parçalı, dağınık ve tepkisel refleksler bu saldırıların etkisini azaltmaya yetmemektedir.

Kürt uluslaşmasının Kobanê ile kazandığı transnasyonel karakter, bugün ancak ortak bir ulusal duruşun, sürekli ve kapsayıcı mekanizmalarla inşa edilmesi hâlinde korunabilir ve derinleştirilebilir. Sokakların sesi, diasporadan Rojava’ya, Bakur’dan Avrupa metropollerine uzanan ortak bir iradenin ihtiyacını açıkça ortaya koyarken; bu iradeyi kalıcı bir siyasal güce dönüştürmek, Kürtlerin yalnızca bugünkü kuşatmaya değil, gelecekteki varoluşsal tehditlere karşı da en güçlü yanıtı olacaktır.

Bu tablo karşısında Kürt siyasal aktörleri açısından üç temel yapısal ihtiyaç öne çıkmaktadır:

1.Sokak İradesini Temsil Eden Ortak Ulusal Platformun İnşası

II. Kobanê kuşatması ile birlikte ortaya çıkan kitlesel seferberlik, Kürt halkının ulusal birlik iradesinin fiilî ve canlı ifadesidir. Bu iradenin geçici tepkilerle sınırlı kalmaması için, parti, örgüt ve parça farklılıklarını aşan; halkın doğrudan katılımını esas alan ortak bir ulusal platform inşa edilmelidir. Bu yapı, yalnızca siyasal aktörlerin uzlaşma masası değil, sokakların, diasporanın, kadınların, gençlerin ve sivil toplumun temsil edildiği kalıcı bir ulusal koordinasyon mekanizması olmalıdır. Böyle bir platform, Kürtlerin ortak taleplerini görünür ve muhatap alınır kılmanın en asgari kurumsal zemini olarak değerlendirilmelidir.

2. Ulusal Birliği Güçlendiren Daimî Kurumlar ve Kriz Mekanizmaları

Ulusal birlik, yalnızca olağanüstü anlarda hatırlanan bir refleks olmaktan çıkarılmalı; sürekliliği olan, işlevsel ve hesap verebilir kurumlarla desteklenmelidir. Bunun için, insani krizlere, askeri tehditlere ve diplomatik müdahalelere karşı ortak karar alma ve hızlı müdahale mekanizmaları oluşturulmalıdır. Bu tür kurumlar, hem parça içi koordinasyonu güçlendirecek hem de Kürtlerin uluslararası alanda dağınık ve çelişkili değil, ortak bir siyasal özne olarak görünmesini sağlayacaktır. Kurumsallaşma, birliği donduran değil; onu canlı, esnek ve müdahil kılan bir araç olarak ele alınmalıdır.

3. Ortak Hafıza ve Siyasal Tahayyül Üzerinden Uluslaşmanın Derinleştirilmesi

Kürt ulusal birliği, yalnızca güncel tehditlere verilen yanıtlarla değil, ortak bir tarihsel hafıza ve gelecek tahayyülü üzerinden kalıcı hâle getirilebilir. Kobanê Direnişleri bu açıdan, Kürtlerin parçalı varoluşlarını aşabildiklerini gösteren kurucu bir deneyimdir. Bu deneyimin eğitimden medyaya, kültürel üretimden diasporadaki örgütlenmelere kadar uzanan bir hat üzerinden ortak bir ulusal anlatıya dönüştürülmesi gerekmektedir. Uluslaşma, dayanışma, ortak değerler ve kolektif sorumluluk bilinciyle derinleşen bir süreç olarak ele alındığında, Kürt birliği hem içeride hem de küresel düzeyde daha güçlü ve sürdürülebilir bir karakter kazanacaktır.

Kobanê Direnişleri, Kürt uluslaşmasının yalnızca askeri ya da siyasal bir momentten ibaret olmadığını; aksine ortak hafıza, kolektif irade ve sınırları aşan dayanışma üzerinden kurulan tarihsel bir halklaşma sürecini temsil ettiğini açık biçimde ortaya koymuştur. I. Kobanê’den II. Kobanê’ye uzanan hat, Kürtlerin parçalanmışlık koşullarında dahi ortak bir kader bilinci üretebildiklerini, bu bilincin sokaklarda, diasporada ve küresel ölçekte siyasal bir özneleşmeye dönüşebildiğini göstermiştir. Bugün yaşanan kuşatma, bu kazanımı tasfiye etmeyi hedefleyen bir yok etme girişimi olduğu kadar, Kürt siyasal aklını da tarihsel bir eşikte sınamaktadır.

Kobanê’nin savunusu, Kürt uluslaşmasının kazandığı transnasyonel karakterin kalıcı bir ulusal duruşa ve kurumsal sürekliliğe kavuşturulmasını zorunlu kılmaktadır. Sokaklarda şekillenen ortak vicdanın siyasal karşılığını üretmek, yalnızca bugünkü kuşatmaya yanıt vermek değil; Kürtlerin gelecekteki varoluş mücadelesini güvence altına alacak kolektif bir yol açmak anlamına gelmektedir. Bu nedenle Kobanê, yalnızca direnilen bir kent değil; Kürtlerin birlikte var olma iradesini tarihsel bir sorumluluğa dönüştüren kurucu bir eşik olarak ele alınmalıdır.

Benzer Haberler

14 maddelik ateşkes ve entegrasyon anlaşması |

Rojava'da son durum: Açıklamalar, eylemler, güncel gelişmeler -CANLI BLOG

“Ünlülere uyuşturucu operasyonu” |

Aralarında Hasan Can Kaya ve Reymen de var: 26 gözaltı -YENİLENDİ

“Olmak ya da olmamak” |

Süveyda’da "kendi kaderini tayin hakkı" talebiyle kitlesel gösteri

Yeni düzenlemeler yolda |

Sigara yasağı genişliyor

“Öcalan’ın ciddi bir rolü oldu” |

DSG-Şam anlaşması yorumu: Çatışmadan müzakereye geçiş açısından değerli

Özel’den süreç ve Suriye mesajı:

Kürtleri hedef alan eski yıkıcı söylemi reddediyoruz

Gazze Barış Planı’nda ikinci aşama |

Refah Sınır Kapısı açılıyor: Geçişler sınırlı olacak