Ahmet Faruk Ünsal
6 Ocak 2026’dan itibaren Suriye’de askeri kontrol bölgeleri, 2 hafta gibi çok kısa bir sürede taraflar arasında hızla el değiştirdi. Merkezi hükümet, SDG’nin elindeki Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerini ve Deyr Hafir, Tabka, Tışrin, Rakka, Deyr Zor gibi hidroelektrik santaller ve hidro karbon alanlarını içeren, ekonomik yönden büyük öneme sahip Arap çoğunluklu bölgelerin kontrolünü ele geçirdi.
SDG’nin, elindeki kontrol sahasının %80’ini çok kısa bir sürede kaybedip Kürt yoğunluklu bölgelere çekilmesi, sadece dış şartların değişmesiyle izah edilebilecek bir konu değildir. Bu büyük el değiştirmenin hem dış hem de iç koşulların değişimine eş zamanlı adapte olamamayla ilgili değerlendirmeleri önümüzdeki günlerde mutlaka yapılacaktır. Biz burada, dış ve iç koşullar bağlamında bu değerlendirmeyi yapacaklara, referans mahiyetinde bir denemede bulunacağız.
Suriye’de dış koşullar, içsavaş dönemiyle kıyaslandığında değişmiştir, zira daha 14 ay önce iktidara gelen Colani, uluslararası egemenlik sisteminin bölgede aradığı şeyin ne olduğunu gayet iyi anlamış ve ona göre göre davranacağının sinyallerini ve nihayet garantilerini vermekten çekinmemiştir. Uluslararası sistemin efendilerinin, herhangi bir adalet ve hukuk kaygısı gütmeksizin, bölgedeki işbirlikçi hükümetlerin de desteğiyle İsrail’in güvenliğini her şeyin üzerinde tutmakta olduğunu kavramış, daha doğrusu o koşulla iş başına getirilmiştir.



