BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Haseke Valiliği için Nureddin Ahmed önerildi |

"Rojava'yı kim yönetecek?": Aldar Xelîl entegrasyonu anlattı

Haseke Valiliği için Nureddin Ahmed önerildi |

PYD Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Aldar Xelîl, Haseke Valiliği için Nureddin Ahmed’in, Savunma Bakanlığı yardımcılığı için de Çiya Kobanê’nin önerildiğini doğruladı. Mühendis olan Ahmed, 2012’den bu yana Özerk Yönetim kurumlarında aktif çalışıyor. Xelîl, Şam hükümetiyle yapılan anlaşma, entegrasyonun kapsamı, Kürtçe eğitim ve DSG ile YPJ konularında konuştu.    

HABER MERKEZİ – PYD Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Aldar Xelîl, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile Suriye geçici hükümeti arasında 30 Ocak’ta varıldığı duyurulan anlaşma kapsamında Haseke’ye vali olarak Nureddin Ahmed’in önerildiğini doğruladı.

דÜç DSG tugayından bir askeri tümen” | DSG: Askeri ve idari güçlerin entegrasyonu için mutabakata varıldı

DSG, 30 Ocak’ta, Genel Komutanları Mazlum Abdi ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed’in Şam’da geçici hükümet yetkilileri ile yaptığı görüşmeye ilişkin yayımladığı açıklamada “kapsamlı bir anlaşma çerçevesinde” ateşkes sağlandığını ve iki taraf arasında “askeri ve idari güçlerin aşamalı olarak entegrasyonu” konusunda mutabakata varıldığını duyurmuştu. Geçici Şam hükümeti de anlaşmayı duyuran bir açıklama yapmıştı.

“Bu anlaşma, Kürt bölgelerinin özgünlüğünün korunmasıdır” | Mazlum Abdi anlaşma hakkında konuştu

ALDAR XELÎL, AHMED’İN ÖNERİLDİĞİNİ DOĞRULADI

PYD Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Aldar Xelîl, Rûdaw televizyonundan Dilbixwîn Dara’ya konuştu. DSG’nin bazı görevler için Suriye geçici hükümetine sunduğu isimler hakkındaki soruya yanıt veren Aldar Xelîl, Haseke Valiliği için Nureddin Ahmed’in önerildiğini doğruladı. Xelîl, “Şu an biz o ismi (Nureddin Ahmed) sunduk ve anladığımız kadarıyla o isim onaylandı” dedi.

Xelîl’e, Savunma Bakanlığı yardımcılığı için konuşulan isimler de soruldu. Xelîl, “Onun için de isimler sunduk ya da daha net söyleyeyim; Heval Mazlum (Mazlum Abdi), DSG Komutanı olarak komutanlıktan bir arkadaşın ismini sundu. Çiya Kobanê arkadaşın ismi sunuldu” bilgisini paylaştı. Xelîl’e sorulan bazı sorular ve yanıtları şöyle:

“ROJAVA’YI KİM YÖNETECEK?”: XELÎL ENTEGRASYONU ANLATTI

(Rojava’yı kim idare edecek? Siz mi idare edeceksiniz yoksa Şam mı idare edecek?)

Bu iki taraflıdır. Birincisi; bir coğrafya olarak Batı Kürdistan gerçeğini, tüm bileşenleri ve hakikatleriyle zaten hiç kimse inkâr edemez ve yok edemez. Ne kadar yok etmeye çalışırlarsa çalışsınlar, yok olmaz. Ama biz Suriye’den, Şam’dan ayrı değiliz. Bir yandan kendi özerk kimliğimizi koruyarak, diğer yandan Şam ile birlikte çalışacağız. Belki şu anki Şam yönetimi gönlümüze göre olmayabilir, belki onlara eleştirilerimiz olabilir, belki bazı şeyler henüz düzelmemiştir; henüz Suriye anayasası yazılmadı, henüz bir seçim yapılmadı, henüz çağdaş bir hükümet oluşmadı…

Bunların hepsi önümüzdeki süreçlerde gündeme gelecek ve bunlar üzerine çalışmalar yapılacak. Yani özgürlük aradığında, haklarını elde etmek istediğinde her şey bir gecede olup bitmez. Ama olayları birbirinden koparamazsın da. Batı Kürdistan’ı Suriye’den tamamen kopuk ele alırsan, Batı Kürdistan’ın anlamı çok etkilenir ve zayıflar. Ancak Rojava gerçeği ile Şam ve birleşik Suriye varlığı birleşip demokratik bir Suriye oluştuğunda, o zaman Rojava da Suriye’de demokratik kültürün öncülüğünü yapan bir güç olabilir.

(Gerçekten Suriye hükümet güçleri Rojava’ya giriyor mu?)

Şimdi durum nasıldır biliyor musun! O Şam’dakiler ki “buraya gelecekler” deniliyor, onlar kim? Suriyeli değil mi? E biz de Suriyeliyiz! Öyle değil mi? O zaman dışarıdan birileri, başka bir ülkeden birileri gelmeyecek; biz birlikte çalışacağız. Biz “entegrasyon” diyoruz, “indimac” (kaynaşma/birleşme) diyoruz. “İndimac” dediğin zaman, kurulan kurumlar bu bölge halkından oluşur, devleti temsil eder. Devletin yürüttüğü bürokratik ve rutin işleri yürüten bir devlet kurumudur ama orada yer alanlar bu bölgenin çocuklarıdır, bu bölgenin insanlarıdır. Onlar işlerini yürütürler.

Bunun da iki yönü var: Bir yönü devletin resmi kurumlarıdır ki Şam ile ilişkili olmak zorundadırlar. Şam ile iletişim halinde olmak için bir sistem kurulur, bir iletişim mekanizması oluşturulur. Diğer yanında ise özgürlüklerin ve demokrasinin temel zeminini oluşturan toplumun kendisi vardır. Toplumdur asıl olan, devlet sistemi değil. Devlet sistemi bazı işlerin yürütüldüğü bir yönetim sistemidir. Ama senin toplumun, sahada örgütlenmiş olan o toplumdur.“

(Artık resmi olarak Kürtçe eğitimi verilecek mi? Üniversite ve okullar resmiyet kazanacak mı?)

Şimdi, şu ana kadar uzlaşılan konu; mevcut diplomaların, özellikle 2014’ten bu yana -yani özerk sürecin oluşumundan bu yana- olanların hepsinin kabul edildiğidir. “Tamam” dediler. Bundan sonrası nasıl olacak? Bu konu, Eğitim’den bir komisyon ile Bakanlık’tan bir komisyonun birlikte oturup bu verileri tartışmasına bağlıdır. Bunun iki yönü var: Birincisi; bu komisyon nasıl bir öneri sunacak? İkincisi; o bakanlık tek başına karar veremez. Nedir ikinci yönü? Suriye’nin böyle bir şeyi kabul etmesini anayasaya koymalıyız. Yani şu an anayasada böyle bir şey yoksa, ne bir bakan ne de bir başkası kendi başına bir şeyi değiştiremez. Ama yaklaşım budur. Halkımızın yaşamına dair tüm detayları, yazılacak olan bu anayasaya nasıl yerleştireceğimize bakmalıyız. Bunun için de dedim; kendimizi sadece Batı Kürdistan veya Kuzey ve Doğu Suriye sınırları içinde bırakmıyoruz. Şam’da yetki sahibi olmalıyız. Yeni inşada, özellikle anayasa yazım komisyonunda yer almalıyız ve temsilcilerimiz orada olmalı ki bu taleplerimizi ve değerlerimizi anayasada güvence altına alalım.

Peki; bir tümen içinde üç tugay oluşturulacak, bir tugay da Kobani’de olacak. Sayıları ne kadar olacak?

Bu artık askeri bir sorudur, askeri güçler buna cevap verebilir. Savunma Bakanlığı ile DSG arasındaki bu mesajı gördün; 4 tugaydır. 3’ü Cezire tarafında, biri Kobani tarafındadır. Ama sayı olarak doğrusu ben de senin kadar biliyorum.

DSG kalıyor mu?

Bu güç korunuyor. Şu ana kadar bu gücü yöneten komutanlar, yine bu gücün komutanlarıdır. Ama bu güçte sadece şöyle bir değişiklik oluyor: Resmen Suriye ordusunun bir parçasının altında olacaklar. Yani kimlikleri DSG olarak değil, Suriye Ordusu Cezire Bölgesi Tümeni olarak bilinecek. Komutanlar zaten belirlenmiş. DSG Komutanlığı bakanlığa isimleri verdi ve “Komutanlarımız bunlardır” dedi. Bunların içinde kadın güçlerine özel Kadın Taburları (Foca Jin) gibi bölümler de var, genel olanlar da var. Tek fark şudur; şehirlerin içinden çıkıyorlar, şehirlerde kalmıyorlar. Mesela diyeyim; Haseke’deki güç şehirde kalmayacak, Kevke Dağı’na gidecek ya da Vezir sahasına veya belirlenen başka bir yere gidecek. Askeri gücün kalacağı adres buralar olacak ve olağanüstü bir durum çıktığında, ihtiyaç duyulduğunda; valinin, muhafızın veya ilgili mercilerin emriyle hareket edecekler. Onun dışında yerlerinde kalacaklar.

×

NUREDDİN AHMED KİMDİR?

Haseke Valiliği için adı geçen Nureddin Ahmed, 1969 yılında Qamişlo’da doğdu. Şam Üniversitesi Makine ve Elektrik Mühendisliği Fakültesi’nden mezun oldu.

1993’ten 2012’ye kadar Haseke ve Qamişlo’daki Telekomünikasyon Müdürlüğü’nde mühendis olarak çalıştı; 2012’de eski rejim tarafından işinden uzaklaştırıldı.

Daha sonra Baas rejiminin devrilmesi çağrısında bulunan gösterilere katıldığı gerekçesiyle Suriye istihbaratının Filistin şubesi tarafından aranır hale geldi.

Ahmed, daha sonra Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi kurumlarında çalıştı ve sivil barış girişimlerinde aktif rol aldı. 2014 yılının başlarında DSG’nin halkla ilişkiler sorumlusu olarak görev yaptı ve aynı zamanda DSG Genel Komutanlığı üyesiydi.

Ahmed, 2014 yılında Kobani’nin savunması sırasında oğlu Ömer’i kaybetti.

Benzer Haberler

Diyarbakır’da on binlerce kişi yürüdü |

Bakırhan: Rojava Kürtlerin kırmızı çizgisidir

Kar bölgeyi esir aldı |

Van, Hakkari, Muş ve Bitlis’te yollar kapalı

Antalya yakınlarında iki kaza |

16 kişi yaşamını yitirdi

Yarıyıl tatili sona eriyor l

İlk ders zili yarın çalacak

TBMM’de bu hafta l

Trafik cezaları ve suça sürüklenen çocuklar için görüşmeler yapılacak

“Öcalan’ın ciddi bir rolü oldu” |

DSG-Şam anlaşması yorumu: Çatışmadan müzakereye geçiş açısından değerli