Son bir yılda Soğuk Savaş dönemini aşan bir silahlanma yarışı yaşanıyor. Özellikle nükleer silahlanmadaki tırmanış, geçmişteki endişeleri yeniden gündeme getiriyor. Bu tablonun temel nedenlerinden biri, Soğuk Savaş sonrasında imzalanan nükleer silahlanma anlaşmalarının çökmesi. 5 Şubat’ta süresi dolacak olan New START da bu anlaşmalar arasında yer alıyor. Kıyamet Saati’ne göre küresel felaket hiç olmadığı kadar yakınken, nükleer restleşme bunun önemli nedenlerinden biri.
HABER MERKEZİ – Rusya – Ukrayna savaşı sonrasında, özellikle de geçen yıldan bu yana dikkat çekici düzeyde bir nükleer restleşme yaşanıyor. Bu restleşmenin aktörleri ise, daha önce olduğu gibi yine ABD ve Rusya. Bu iki nükleer güce ayrıca Çin ve bazı başka ülkeler de dahil olmuş durumda.
Dönemin dünyanın iki siyasi kutbunu oluşturan ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki sert çekişmelere sahne olan ve en önemlisi de nükleer silah yarışının tavan yaptığı Soğuk Savaş (1945–1991 yılları arası) dönemini aratmayan gelişmeler yaşanıyor.
Soğuk Savaş döneminin ardından nükleer restleşmenin en görünür olduğu dönem ise, 2025’in sonbaharıydı. Rusya uzun menzilli füzeleri çok daha fazla görünür kılmaya başladı. 2025’in sonbaharından itibaren Rusya peş peşe nükleer başlık da taşıyabilen ve kıtalar arası menzile ulaşabilen füzelerini sergiledi. Bunlar arasında Poseidon, Burevestnik (Fırtına Kuşu), Oreşnik gibi füzeler dikkat çekti. Oreşnik Ukrayna’da ayrıca kullanıldı.
Rusya’nın nükleer denemeleri, Avrupa ve ABD’de hızlı bir karşılık buldu. Bu yüzden NATO ülkelerinde uzun yıllar sonra ilk kez savunma bütçelerine ayrılan pay ciddi oranda arttırıldı, birçok Avrupa ülkesi ordusunu yeniden organize etmek için harekete geçti ve silahlanma yarışı hız kazandı.
Rusya’nın peş peşe nükleer silah denemeleri yapmasının ardından ABD de aynısını yapma kararı aldı, bununla birlikte uzun yıllardır yürürlükte olan nükleer anlaşmalar işlevsiz kaldı. Böylece, 2025’te, Ukrayna’daki savaş dolayısıyla, son 30 yılda ilk kez nükleer denemeler yapılır oldu ve Soğuk Savaş’tan sonra ilk kez dünyada nükleer gerilim bu kadar yüksek düzeye çıktı. Silahlanmaya ayrılan bütçeler ise Soğuk Savaş dönemini bile geride bırakmış durumda.
Önce Rusya, şimdi ABD; Çin de oyunda | ‘Yeni Soğuk Savaş’: Nükleer restleşme
×
KIYAMET SAATİ: HİÇ OLMADIĞIMIZ KADAR GECE YARISINA YAKLAŞTIK
Nükleer silahlanmanın da önemli bir etken olduğu küresel felaket riskini simgeleyen Kıyamet Saati de her zamankinden daha kritik bir zamanı işaret etti. Kıyamet saati, nükleer tehditler, iklim krizi, yapay zeka ve dezenformasyon nedeniyle bir kez daha ileri alındı. Atom Bilim İnsanları Bülteni’ne göre insanlık, “gece yarısına” artık yalnızca 85 saniye uzaklıkta.
Kıyamet Saati, nükleer savaş tehdidinin yükseldiği Soğuk Savaş yıllarında, 1947’de oluşturuldu. İlk kurulduğunda gece yarısına yedi dakika vardı. Merkezi Chicago’da bulunan Atom Bilim İnsanları Bülteni, yıllar içinde kriterlerini salgın hastalıklar, iklim krizi ve devlet destekli dezenformasyon gibi yeni tehditleri de kapsayacak şekilde genişletti. Albert Einstein ve Manhattan Projesi’nde görev alan bilim insanları tarafından kurulan Bülten, her yıl insanlığın karşı karşıya olduğu riskleri değerlendirerek saati yeniden ayarlıyor.
Kıyamet saati güncellendi I Geceyarısına hiç olmadığımız kadar yaklaştık
NÜKLEER KONTROLSÜZLÜK VE ÇÖKEN ANLAŞMALAR
Nükleer restleşme, Soğuk Savaşı sonrasında yapılan anlaşmaların çökmesini beraberinde getiriyor.
Nükleer silahlarla ilgili dikkat çekici gelişmelerden biri, Plütonyum Yönetimi ve İmha Anlaşması (PMDA) ile ilgiliydi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 27 Ekim 2025’te, nükleer başlık taşıyabilin Poseidon füzesini test ettikten bir gün sonra ABD ile yapılan plütonyumun yeniden işlenmesine ilişkin anlaşmayı resmen sona erdiren yasayı imladı. Rusya Parlamentosu’nun alt kanadı Duma, 8 Ekim 2025’te PMDA’dan çekilmeyi onaylamıştı.
PMDA, 2000 yılında ABD ile Rusya arasında imzalanmış ve 2011’de yürürlüğe girmişti. Anlaşma, Soğuk Savaş döneminde kullanılan binlerce nükleer savaş başlığından kalan silah sınıfı plütonyum stoklarının azaltılmasını amaçlıyordu. Anlaşmayla her iki devlet en az 34 ton silah sınıfı plütonyumu imha etmeyi taahhüt ediyordu.
PMDA’nın amacı, silah sınıfı plütonyumu, karışık oksit (MOX) yakıt gibi daha güvenli formlara dönüştürerek veya plütonyumu elektrik üretimi için hızlı nötron reaktörlerinde ışınlayarak bertaraf etmekti.
ABD’li yetkililere göre, plütonyum stoku 17 bin nükleer savaş başlığına yetiyor.
Rusya, 2016 yılında ABD yaptırımlarını ve Rusya’ya karşı düşmanca olarak nitelendirdiği eylemleri, NATO’nun genişlemesini ve ABD’nin plütonyumu imha etme biçimindeki değişiklikleri gerekçe göstererek anlaşmanın uygulanmasını askıya almıştı.
Rusya, Washington’un Rusya’nın onayı olmadan plütonyumu sulandırıp imha etmesi üzerine ABD’nin anlaşmaya uymadığını açıklamıştı.
NÜKLEER GERİLİMİN ORTASINDA NEW START’IN DA SÜRESİ DOLUYOR
ABD ile Rusya arasındaki Nükleer silahları sınırlandıran Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın (New START) süresi ise 5 Şubat 2026’da bitiyor.
New START anlaşmasının süresinin uzatılması için Putin 22 Eylül 2025’te ABD’ye yeni bir teklif sunmuştu. Putin anlaşmayı bir yıl daha uzatabileceklerini duyurmuş, ancak ABD’nin de benzer şekilde hareket etmesi şartını ortaya koymuştu. Bu arada 2023’te Putin, ABD’nin Rusya ile savaşta Ukrayna’ya verdiği destek nedeniyle Moskova’nın anlaşmaya katılımını askıya almıştı.
Buna karşın Ocak ayında ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmanın süresinin dolmasına izin vereceğini ima etti. Trump, New York Times’a verdiği bir röportajda, “Süresi dolarsa dolar,” dedi ve ekledi: “Biz de daha iyi bir anlaşma yaparız.” Ancak New START’ın süresinin dolmasına sadece 3 gün kaldı ve ortada yeni bir anlaşma bulunmuyor.
New START anlaşması, her iki tarafın düşmanın askeri, ekonomik ve siyasi güç merkezlerini vurmak üzere tasarladığı stratejik nükleer silahları kapsıyor ve konuşlandırılacak savaş başlığı sayısını her iki taraf için 1.550 ile sınırlandırıyor. Anlaşmanın uzatılmaması veya değiştirilmesi halinde her iki taraf da belirlenen sınırı aşabilecek kapasiteye sahip.
PMDA hükümsüz, New START’ın da süresi bitiyor | Nükleer anlaşmalar çöküyor
×
ANLAŞMAYI İMZALAYAN MEDVEDEV UYARDI
New START anlaşmasının süresinin dolmasına günler kala dikkat çekici bir isimden uyarı geldi. Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitry Medvedev, 2010’da Rusya Devlet Başkanı olduğu dönemde, ABD’nin o zamanki Başkanı olan Barack Obama ile New START anlaşmasının altına imza atmıştı.
Medvedev, gazetecilere yaptığı açıklamada, New START anlaşmasının yerine yeni bir anlaşma getirilmeden sona ermesi durumunda, dünyanın, nükleer güçlerin muhtemelen 1970’lerin başından bu yana ilk kez herhangi bir sınırlama olmaksızın hareket etmesinden endişe duyması gerektiğini söyledi. Medvedev, “Bunun hemen bir felaket ve nükleer savaşın başlayacağı anlamına geldiğini söylemek istemiyorum, ancak yine de herkesi endişelendirmeli. Kıyamet saatleri işliyor ve açıkçası hızlanmaları gerekiyor” dedi.
ABD, RUSYA, ÇİN: KİMDE NE KADAR NÜKLEER SAVAŞ BAŞLIĞI VAR?
Nükleer anlaşmaların hükümsüz kaldığı ve nükleer restleşmenin hızlandığı bu dönemde, Washington merkezli Silah Kontrol Derneği’ne göre, Rusya’nın 5 bin 580 nükleer savaş başlığına sahip olduğu düşünülüyor. ABD’nin ise 5 bin 225 nükleer savaş başlığı bulunuyor. Bu rakamlara, sökülmeyi bekleyen eski savaş başlıkları da dahil.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), savaş başlığı toplamını daha da ayrıntılı olarak açıkladı ve ABD’nin bin 770 konuşlandırılmış savaş başlığına sahip olduğunu, bunların bin 930’unun yedekte olduğunu belirtti. Rusya’nın ise bin 718 konuşlandırılmış savaş başlığına ve 2 bin 591’inin yedekte olduğunu kaydetti.
İki ülke, dünyadaki nükleer başlıkların yaklaşık yüzde 90’ını üretiyor.
Bu iki ülkeye artık Çin de dahil oldu. Washington merkezli bir diğer düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’ne göre Çin, 2020’de 300 olan nükleer silah sayısını 2025’te 600’e çıkardı. ABD askeri yetkililerinin, Çin’in 2030 yılına kadar binden fazla nükleer silaha sahip olacağını tahmin ettiği belirtiliyor.
Bu arada başka ülkelerin de nükleer silah başlıkları bulunuyor. Hindistan, Kuzey Kore ve Pakistan nükleer silahlara sahip ülkeler ve bunlar da nükleer denemeler yapmış durumda. İngiltere ve Fransa’nın da nükleer silahları var, ayrıca İsrail’in de bu silahlara sahip olduğu düşünülüyor.
‘Yeni’ Soğuk Savaş: Hipersonik füzeler ve korkunç bütçeler
×
SİLAHLANMAYA AYRILAN BÜTÇE
1945-1991 arasında ABD ile Sovyetler Birliği arasında her alanda sert bir rekabet halinde geçen Soğuk Savaş’ın en önemli özelliklerinden biri silahlanma yarışıydı. Özellikle nükleer silahlara yapılan yatırımlar ön plana çıkmıştı. Silahlanma yarışı, iki kutuplu dünyada ekonomik harcamaların en önemli kalemi haline gelmişti. Bugünkü durum ise, silahlanmaya çok daha fazla yatırım yapıldığını gösteriyor. Bu konuda Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) verileri çarpıcı bir tablo sunuyor.
SIPRI’nin silahlanmaya ilişkin verilerine göre, 2024’te bir önceki yıla göre askeri harcamalar yüzde 9.4 arttı. 2024’te dünya çapındaki toplam askeri harcamalar ise toplamda 2 trilyon 718 milyar dolara ulaştı. Bu, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük askeri harcamayı ifade ediyor.
Silahlanma yarışında en fazla harcama ABD’ye ait: 2024 itibarıyla yüzde 5.7 artışla toplam 997 milyar dolar. Bu, NATO harcamalarının yüzde 60’ı demek.
Çin, ikinci sırada yer alıyor. 2024 itibarıyla 314 milyar dolar harcadı ve askeri harcamaları yüzde 7 artırdı. Çin, Asya-Pasifik’teki tüm askeri harcamaların yüzde 50’sini oluşturdu.
Rusya, 2024 itibarıyla 149 milyar dolar harcadı. Bu, askeri harcamaların yüzde 38 artışı demekti.
Avrupa ülkelerinde de silahlanmaya ayrılan bütçe arttı. Avrupa’nın NATO üyesi ülkeleri, toplam 454 milyar dolar harcadı. Silahlanmada başı çeken ülke ise Almanya. İngiltere’yi ilk kez geçerek Avrupa’da en çok savunma harcaması yapan ülke olan Almanya‘da askeri harcamalar 88,5 milyar dolara yükseldi. İngiltere ise 81,8 milyar dolar harcadı.
Türkiye ise, 2024 itibarıyla en fazla silahlanma için en fazla harcama yapan ülkeler arasında 17. sırada yer aldı. Silahlanma bütçesi, 2024’te bir önceki yıla göre yüzde 12 arttı ve 25 milyar dolara yükseldi. Türkiye’nin 2015-2024 döneminde askeri harcamaları ise yüzde 110 arttı.



