İklim Adaleti Koalisyonu, Dünya Sulak Alanlar Günü’nde yayımladığı açıklamada sulak alanların “tüm yaşamın kaynağı” olduğunu vurgulayarak, “Su yoksa yaşam da yok” sözüyle tüm canlıların hakkını gözeten mevzuat değişikliği çağrısı yaptı.
HABER MERKEZİ – İklim Adaleti Koalisyonu, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla bir açıklama yayımladı.
Açıklamada sulak alanların “tüm yaşamın kaynağı” olduğu vurgulanarak, barajlar, HES’ler, sanayi ve madencilik tahsisleriyle su varlıklarının hızla tüketime konu edildiği belirtildi. Koalisyon, “Su yoksa yaşam da yok” diyerek suyu ve tüm canlıların hakkını gözeten yeni bir irade ve mevzuat değişikliği çağrısı yaptı.
900 YERÜSTÜ BARAJI, 246 YERALTI BARAJI, 800 HES…
Açıklamada suyun binlerce yıldır uygarlıkların, yerleşimlerin ve kültürün temeli olduğuna işaret edilerek; dereler, nehirler, göller, lagünler, bataklıklar ve turbalıkların yalnızca ekosistemler için değil, kuşaklar boyunca aktarılan toplumsal hafıza ve yaşam biçimleri için de belirleyici olduğu ifade edildi.
Yaşamın kaynağı ve devamı niteliğindeki varlığın, alanların kullanım, tüketim odaklı kaynağa dönüşmüş olmasının hiçbir gerekçeyle açıklanamayacak boyuta geldiği vurgulanan açıklamada, “Sayıları 900’e yaklaşmış yerüstü barajı, 100 küsuru bitmiş planlanan 246 yeraltı barajı ve 800’e yaklaşan HES’le yaşadığımız coğrafya kangren olmaya doğru giderken, havza bütünlüğü yok sayıldığı için komşularımızın yaşadığı susuzlukta da payımız mevcut” denildi.
EKOKIRIM
Tüm su varlıklarının doğrudan ve dolaylı olarak sanayiye ve madenciliğe tahsis edildiğine işaret edilen açıklamada, “Tüketim ve kullanım hakkı ve önceliği tahsis kurulları ve/veya DSİ tarafından şirketlere tanınırken, havzalar bu şekilde de susuzlaştırılırken, ekokırım boyutundaki kirlilik de yine buralarda ortaya çıkmaktadır. Yeraltı ve yerüstü tatlı su varlıklarını yok olma noktasına getiren, dengesiz nüfus dağılımına on yıllardır çanak tutan politikalar bugün gözünü bir de denizlere, desalinasyona dikmiştir. Gri su kullanımı, yağmur suyu hasadı gibi konulara etraflıca ve yoğun olarak eğilmeden, yine doğal varlıklara salt kaynak gibi bakılmaktadır” ifadelerine yer verildi.
“SU KANUNU KONUSUNDA KAYGILIYIZ”
Onlarca yıldır inatla sürdürülen yanlış politikalar yüzünden bu noktaya geldiği vurgusu yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:



