Ablukayı kırmak ve dayanışmak amacıyla Avrupa kentlerinden Rojava’ya doğru yola çıkan Halkların Karavanı’ndan aktivist Alma, Türkiye’de sınır dışı edilmek üzere gözaltına alındığı sırada cinsel şiddete ve işkenceye uğradığını açıkladı.
HABER MERKEZİ – Rojava’ya yönelik ablukayı kırmak amacıyla yola çıkan Halkların Karavanı‘ndan Alma, Almanya’nın Frankfurt kentinde diğer aktivistlerle birlikte düzenlediği basın toplantısında Türkiye’de yaşadıklarını anlattı.
×Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden yola çıkan ve kendilerini “Halkların Karavanı” olarak tanımlayan uluslararası dayanışma grubu, Rojava’ya yönelik saldırılara karşı kamuoyu oluşturmayı, bölgedeki insani duruma ilişkin gözlem yapmayı ve sınır hattında barış çağrısında bulunmayı hedefliyordu. Aktivistlerin Türkiye’ye girişlerinin ardından farklı sınır kapılarında ya da havalimanlarında pasaport kontrolü sırasında gözaltına alındı, ifadeleri alındıktan sonra “kamu düzeni ve güvenliği” gerekçesiyle sınır dışı edildi.
“GÖZALTINDA İŞKENCE VE CİNSEL ŞİDDETE MARUZ KALDIK”
“30 Ocak’ta, Halklar Karavanı’ndan 28 diğer aktivistle birlikte Türk devleti tarafından tutuklandım” diyen Alma şu ifadeleri kullandı:
“Kobanî‘ye ulaşmak ve Rojava devrimine yönelik devam eden saldırılar hakkında farkındalık yaratmak amacıyla insani bir görevdeydik. Türk devleti, Kobanî‘ye sadece birkaç kilometre uzaklıktaki Suruç’ta bizi gözaltına aldı. Ben de dahil olmak üzere birçok aktivist, cezaevinde kaldıkları süre boyunca işkence ve cinsel şiddete maruz kaldık.”
“ROJAVA’NIN SESİNİ DÖRT BİR YANA TAŞIMA ZAMANI”
Almanya’ya “sınır dışı edilmeden kısa bir süre önce, cezaevi gardiyanları tarafından cinsel saldırıya ve polis şiddetine” maruz kaldığını belirten Alma, konuşmasına şöyle devam etti:
×Benim deneyimimin, Türkiye’deki hapishanelerin duvarları arkasında siyasi tutukluların her gün yaşadıklarının sadece bir kısmı olduğunu biliyorum. Binlerce demokratik aktivist, devrimci ve medya gazetecisi şu anda hapishanede. Ancak bizler, kadınların kendilerine uygulanan şiddet ve işkenceden her zaman daha güçlü olduklarını da biliyoruz. Türkiye ve Kuzey Kürdistan’daki kadınların bu şiddete nasıl direndiklerini ve ne mücadelelerinin ne de iradelerinin bu şiddetle kırılamayacağını görüyoruz. Halkların karavanı, Rojava’daki kadın devrimini savunmak için bir görevdi. Şimdi, bu devrimi savunmak ve şu anda Rojava’da savaşan tüm kadınların sesini Avrupa ve dünyanın dört bir yanındaki sokaklara taşımak için her zamankinden daha fazla zamanıdır.



