Ercüment Akdeniz
Küresel jeopolitik dinamikler daha çatışmalı bir ortama doğru ilerliyor. Münih Güvenlik Konferansı da bunu doğruladı zaten. NATO’nun öncü gücü ABD; rakip devletler Rusya, Çin ve İran’a karşı Avrupa’ya bir kez daha ayar vermeye çalıştı. Avrupa ise ABD ve NATO’nun baskısından kurtulmuş değil. Bununla birlikte “Çekirdek Avrupa” daha çok öne çıkan bir slogan olmaya başladı. “Avrupa ordusu” ve Avrupa’nın güvenlik paradigması bu koşullarda yeni konseptini oluşturmaya çalışıyor.
Emperyal güvenlik stratejileri içinde göçmenler de ciddi bir hedef artık. Münih Konferansı’nda konuşan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, “Sınırların olmadığı bir dünya bize büyük zarar verdi” dedi ve kitlesel göçün “geleceği tehdit ettiğini” söyledi. Üstelik bu “hatayı” Avrupa ile birlikte yaptıklarını iddia etti. Aynı dönemde AB Konseyi göçmenlere karşı oldukça sert kararlara imza attı. Sağın ve aşırı sağın oyları dikkat çekici. Böylece Trump’ın ulusal güvenlik stratejisi ile AB’nin güvenlik stratejisi göçmenleri hedefe koyma konusunda ortaklaştı.
İLTİCA REFORMUNDA NELER VAR?
AB Konseyi, mültecilerin göç ve iltica süreçlerine dair yeni kritik kararlar aldı. “Reform” diye sunulan yeni karar paketine göre;
• AB ana karasına veya öncü Avrupa ülkelerine ayak basan mülteciler AB dışındaki üçüncü ülkelere geri gönderilebilecek. Zaten AB, üyesi bulunan ülkeler dışındaki az gelişmiş ülkelere “mülteci deposu” gözüyle bakıyor.
• Avrupa’da hali hazırda bulunan Geri Gönderme Merkezleri uygun görülen üçüncü ülkelere taşınabilecek. Anlaşma yapılacak üçüncü ülkelerde geri gönderme merkezleri inşa edilebilecek.
• Daha önce AB ülkelerinde gerçekleşen göç ve iltica dosyaları, anlaşma için saptanacak üçüncü bir ülke ya da ülkelere transfer edilebilecek. Böylece Avrupa, mültecilerle birlikte mülteci dosyalarından da kurtulmuş olacak.



