Ahmet Faruk Ünsal
Yaşadığınız ülkedeki nüfusunuzun genele oranı %10lardaysa, 4 ülkeye yayılmış Kürt coğrafyasının en az nüfusuna sahipseniz, nüfusunuz kesintisiz bir bölgede yoğunlaşmamışsa, üstelik o ülkede rejim değişikliği olan 8 Aralık 2024 öncesi nüfus coğrafyanızın en Batısı’na ve yerleşim yerlerinin aralarına bir ülke asker çıkarmış ve komşu şehirlerin bir birine erişimini engellenmişse, yeni rejim için önereceğiniz çözüm kendi gerçekliğinizle ve gücünüzle uyumlu olmak zorundadır. Irak’taki gibi, Kürtler’in, Sünni Araplar’ın ve Şii Araplar’ın kompartmanlar halinde birbirinden kopuk yaşadığı bir ülkedeki çözümün size uymayacağı apaçık ortadadır. Kaldı ki, ABD işgali sonrası Irak Arap Cumhuriyeti olarak değil Irak Cumhuriyeti olarak kurgulanan yeni devlette anayasal statüye ve uluslararası tanınırlılığa sahip Kürtlüğün, 2017 bağımsızlık referandumuna bile sahip çıkamadığı göz önünde bulundurulursa, Rojava’da neden bağımsızlık ya da federasyon talep edilmiyor diye şikayetlenmenin hiç bir gerçekliği yoktur.
Kaldı ki, şayet Irak Kürtlüğü bağımsızlığını uygulatabilseydi, etrafı dost olmayan devletlerle çevrili ve denize açılımı olmayan, içine kapanmış bir ülke olarak kalacaktı. Oysa şimdi Irak’ın gerek cumhurbaşkanlığı ve dışişleri bakanlığı gibi kritik makamlarına sahip olarak, gerekse de parlamentodaki sandalye sayısıyla ile her hükumetin anahtarına sahip olarak, hem Hewler’in tek sahibi, hem Bağdat’ın ortağı, hem de Basra üzerinden deniz erişimine sahip oldular.



