Trump’ın göreve gelmesiyle ABD ile özellikle ticari gerilimler yaşayan Batılı ülkelerin liderlerinin bir alternatif olarak gördükleri Çin ziyaretlerine Almanya Başbakanı Merz de dahil oluyor. Merz, yarın Çin’e gidiyor; gündemin odağını ticari ilişkiler oluşturacak.
HABER MERKEZİ – Almanya Başbakanı Friedrich Merz, yarın Çin’e gidiyor. Başkent Pekin’e yarın ulaşması beklenen Merz’in, 25 Şubat’ta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşecek. Merz’in temasları 27 Şubat’a kadar sürecek.
20 Şubat’ta partisi CDU’nun kongresinde yeniden genel başkanlığa seçilen Merz, başbakanlık görevine geldiği Mart 2025’ten bu yana Çin’i ilk kez ziyaret edecek.
Merz, Pekin’de Çin’in eski imparatorluk sarayı Yasak Şehir’i ve Alman otomotiv markası Mercedes Benz ile rüzgar tribünü üreticisi Siemens Energy’nin merkezlerini de ziyaret edecek.
ABD İLE GERİLİM VE AVRUPALI LİDERLERİN “BAĞIMSIZLIK ARAYIŞI”
Merz’in ziyareti, Avrupa ile ABD ve Asya ülkeleri arasındaki kritik jeopolitik gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşiyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Ocak 2025’te göreve başlamasından sonra ABD ile Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkilerde stratejik düzeyde sorunlar yaşanıyor. Ukrayna’da dördüncü yılına giren savaş, Rusya ile ilişkiler, Grönland’da yaşanan kriz, NATO’nun yapılanmasıyla ilgili gerilimler ABD ile Avrupa ülkeleri arasındaki jeopolitik kırılmaların yaşandığını gösteriyor. Bütün bu kritik konu başlıklarında on yılların müttefikleri arasında önemli görüş ayrılıkları ve gerilimler yaşanıyor.
ABD Başkanı Trump’ın ticaret, güvenlik ve siyasi konularda zaman zaman Avrupa ülkelerine yönelttiği sert eleştiriler de ortaklar arasındaki ilişkilerin gerilimli hale gelmesine yol açmış durumda.
Trump’ın ticaret alanında uyguladığı gümrük vergilerinden Avrupa ülkeleri de nasiplerini alıyor. Bu yılların ortakları arasındaki ilişkilerin kötüleşmesine yol açarken, Avrupa ülkelerinin son zamanlarda ABD’ye alternatif ticaret ortakları arayışlarına girmesine vesile oldu.
Merz göreve gelmeden önce Avrupa’nın ABD’den bağımsız bir güç haline gelmesi gerektiğine yönelik politikasını en açık biçimde 13 Şubat’ta Münih Güvenlik Konferansı’nda dile getirdi.
Merz, Avrupa’nın on yıllardır süren hatalar sonucu ABD’ye bağımlı hale geldiğini savunarak, bu durumdan kurtulup daha güçlü ve bağımsız bir Avrupa oluşturulması gerektiğini ileri sürmüştü. NATO’nun temel sütununun Avrupa olması gerektiğini kaydeden Merz, ABD’ye olan teknolojik/savunma bağımlılığının azaltılmasını ve yeni bir transatlantik ortaklık kurulmasını hedefliyor.
REKOR DÜZEYDEKİ TİCARET AÇIĞI VE DARBE ALAN OTOMOTİV SEKTÖRÜ: MERZ ÇÖZÜM ARAYACAK
Merz’in, Avrupa’nın özellikle teknolojik bağımlılıktan kurtulması gerektiğini söylediği bir diğer ülke Çin’di. Ancak bununla birlikte ABD ile yaşanan gerilimlerde Çin, diğer Avrupa ülkeleri gibi Almanya için de önemli bir ticaret alternatifi olarak görülüyor. Bu nedenle Merz’in Çin ziyaretinde eknomonin ana gündem olması bekleniyor.
Almanya Federal İstatistik Ofisinin 20 Şubat’ta yayımladığı verilere göre, iki ülke arasındaki mal ticareti hacmi 2025’te önceki yıla göre yüzde 2,1 artışla 251,8 milyar euroya (297,7 milyar dolar) ulaştı.
Bu dönemde Almanya’nın ABD ile mal ticaret hacmi ise yıllık bazda yüzde 5 azalarak 240,5 milyar euroya (284,3 milyar dolar) gerildi. Böylece Çin, 2016-2023 döneminde olduğu gibi yeniden Almanya’nın en büyük ticaret ortağı haline geldi.
Çin 2025’te, Almanya’ya 171,2 milyar euro (202,4 milyar dolar) değerinde mal ihraç ederken Almanya’nın Çin’e ihracatı 81,8 milyar euroda (96,7 milyar dolar) kaldı. İki ülke arasındaki dış ticaret açığı 89,4 milyar euro (105,7 milyar dolar) ile rekor seviyeye yükseldi.
Çin ile yaşanan bu ticaret açığı, en fazla Alman ekonomisinin belkemiğini oluşturan otomotiv sektörünü olumsuz etkiliyor.
Otomotiv alanında Çin’in elektrikli araç teknolojisinde kaydettiği hızlı ilerlemeyle Alman otomobillerinin ülke pazarındaki payı son 5 yılda hızla azaldı. 2020’de Alman otomobillerin pazar payı yüzde 24, diğer yabancı otomobillerin yüzde 41 ve Çin otomobillerinin yüzde 35 iken, 2025’e gelindiğinde Alman otomobilleri yüzde 13’e, diğer yabancı otomobiller yüzde 22’ye geriledi, Çin otomobilleri yüzde 65’e ulaştı.
Çin ile Almanya arasındaki rekor ticaret açığının en önemli maliyet kalemini oluşutran bu durum, Alman firmalarının “ucuz maliyetli bir imalat üssü” olarak gördükleri Çin’de artık rekabet edebilmek için farklı bir bakış açısına ve yatırım planlarına ihtiyaçları olduğunu da gösteriyor.
Merz’in Çin ziyaretinde bütün bu konuları konuşması bekleniyor. Nitekim Almanya Otomotiv Ensdüstrisi Birliği (VDA) Başkanı Hildegard Müller, Welt am Sonntag gazetesine yaptığı açıklamada, “Alman tarafı, Çin’in rekabeti hangi alanlarda bozduğunu ayrıntılı biçimde ortaya koymalı” diye konuştu. Görüşmelerin amacının her iki ülke pazarlarının daha açık hâle getirilmesi olması gerektiğini vurgulayan Müller, “Amaç karşılıklı izolasyon değil. Çin’in de burada sorumluluğu var” ifadelerini kullandı.
Bu olumsuz tabloya rağmen Alman Ekonomik Enstitüsü (IW) verilerine göre, Alman firmaların, Çin’e doğrudan yatırımları 2025’te, önceki yıla kıyasla yüzde 55,5 artışla 7 milyar euroya (8,2 milyar dolar) çıktı. Bu, ABD ile gümrük vergileri sorunlarının yol açtığı belirsizlikler nedeniyle Alman firmalarını Çin’i yatırım için daha istikrarlı alternatif olarak gördüklerine de işaret ediyor.
NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ DE GÜNDEMDE OLACAK
Merz’in ziyaretinde gündeme gelmesi beklenen bir diğer önemli konu başlığı da nadir toprak elementleri.
Çin’in ABD ile rekabette bir koz olarak küresel arzının büyük bölümünü kontrol ettiği nadir toprak elementleri ve kritik minerallerin ihracatını kontrole yönelik attığı adımlar, söz konusu ham maddelere erişimi, otomotiv sanayisi ve yenilenebilir enerji donanımları imalatı açısından gerekli olan Berlin’i doğrudan etkiliyor.
Almanya, sanayi üretiminde durgunluğun hakim olduğu, ekonomi içindeki payının yüzde 20’lere kadar gerilediği bir dönemde, nadir toprak elementleri ve kritik minerallerin ithalatı konusunda Çin’den güvence arıyor.
MERZ DE KERVANA KATILDI: BATILI LİDERLER NEDEN ÇİN’İ ZİYARET EDİYOR?
Merz’in Çin ziyareti, son bir yılda ABD ile gerilimler yaşayan Batılı ülkeler arasında bir ilki ifade etmiyor. Merz’den önce de çok sayıda Batılı lider Çin’i ziyaret etti. İspanya Kralı Kasım 2025’te, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Aralık 2025’te Çin’i ziyaret etmişti. Bu yılın ilk iki ayında Çin’i ziyaret eden ülkelerin liderleri ise şöyle: İrlanda Başbakanı Micheal Martin, Kanada Başbakanı Mark Carney, Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer.
Kanada Başbakanı Carney, ziyarette, Çin’den elektrikli araçlara uygulanacak gümrük vergileri konusunda anlaşmaya vararak bu konuda Justin Trudeau öncülündeki önceki hükümet gibi Washington yönetimini izleyen tutumundan farkı bir pozisyon almıştı.
ABD Başkanı Trump, ziyaretin ardından Çin ile anlaşma yapması halinde Kanada’dan ithal edilen mallara yüzde 100 gümrük vergisi getirmekle tehdit etmişti. Trump, Kanada’nın, Çin’in ABD’ye mal göndermesi için bir “aktarma limanı” haline getirmesine izin vermeyeceklerini vurgulamıştı.
İngiltere Başkanı Starmer da 8 yıl sonra ülkesinden Çin’e lider düzeyindeki ilk ziyareti gerçekleştirirken, Londra’nın Çin ile ilişkilerinde bundan böyle yalnızca Washington politikalarının takipçisi olmayacağının işaretini vermişti.
Batılı liderler, Çin’i Trump liderliğindeki ABD’ye bağımlılığın ekonomilerine verebileceği olası zararları dengelemenin aracı olarak görüyor. Öte yandan Trump politikaların, Batı ittifakında yol açtığı sarsıntılar, bu ülkeleri yeni küresel saflaşmalar içinde Çin ile ilişkilerini yeniden değerlendirmeye yöneltiyor.



