BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Osman Kavala:

'Suçsuzluğumun kabulü, kurgulanmış gerçekliğin değişmesi anlamına gelecek'

Osman Kavala:

3 bin 37 gündür Silivri Cezaevinde tutulan Osman Kavala, “Cezalandırılmamla sivil toplum kuruluşları için eskisi gibi bir özgürlük alanının artık söz konusu olmayacağı, eleştirel tavır almanın tehlike yaratacağı uyarısının yapıldığını düşünüyorum” dedi.

HABER MERKEZİ – Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilen ve 3037 gündür Silivri Cezaevi’nde tutulan Osman Kavala, Meclisteki süreç komisyonun raporunda yer alan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına uyulması tespitlerini önemli bulduğunu belirterek “Bu ifadeler Anayasa’mızın ilgili hükümlerinin mahkemelerce keyfi biçimde yorumlanmasına karşı siyasetten gelen güçlü bir uyarı teşkil ediyor” dedi.

T24’ten Murat Sabuncu‘nun sorularını yanıtlayana Kavala, cezalandırılmasıyla sivil toplum kuruluşlarına “İktidarı rahatsız edici yönde faaliyet göstermenin tehlike yaratacağı” uyarısı yapıldığını ifade etti. Kavala, “Suçsuzluğumun kabul edilmesi, sekiz yıl boyunca, medyanın bir bölümünün de aktif desteğiyle kurgulanmış bu gerçekliğin değişmesi anlamına gelecek” değerlendirmesini yaptı.

‘KOMİSYON RAPORUNDAKİ AİHM VE AYM TESPİTLERİ ÖNEMLİ’

“AİHM kararlarına uyulmadı bugüne kadar. Komisyon raporunda AYM ve AİHM kararlarına uyulması vurgulanıyor. Yeni dönemde bunun imkanı olacak mı sizce” sorusuna Kavala’nın yanıtı şöyle oldu:

דKomisyon raporunda ‘AİHM ve AYM kararlarına uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilmeli, etkili yeni mekanizmalar oluşturulmalı’, ‘İdarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engeller kaldırılmalı’ tespitlerinin olması elbette önemli. Bu ifadeler Anayasa’mızın ilgili hükümlerinin mahkemelerce keyfi biçimde yorumlanmasına karşı siyasetten gelen güçlü bir uyarı teşkil ediyor. TİP ve EMEP temsilcilerinin, Sayın Türkan Elçi’nin de hukuk devleti ile ilgili görüşlerini bildiğimizden, bunu oybirliği ile alınmış bir karar olarak değerlendirebiliriz. Komisyona karşı olan partilerin de bu görüşü destekleyeceklerini tahmin ediyorum. Bu irade beyanının hiçe sayılacağını, olmamış gibi davranılabileceğini düşünemiyorum.”

“‘TUTUKLAMAY ENGEL OLUNAMAZ, AİHM KARARIYLA TAHLİYE OLUNMAZ’ MESAJI VERİLDİ”

Kavala “Davanızın Türkiye’de muhalefet, sivil toplum ve düşünce özgürlüğü üzerinde nasıl bir ‘mesaj’ verdiğini düşünüyorsunuz” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Önceki dönemde, sivil toplum alanında aktif olan insanlar projelerinin gerçekleşme sürecinde devlet kurumlarıyla iş birliği yapabiliyorlar, aynı zamanda iktidarın bazı uygulamalarını da eleştirebiliyorlar, bunların değişmesi için başlatılan kampanyalarda yer alabiliyorlardı. Anadolu Kültür olarak bizim de devlet kurumlarıyla çalışmalarımız olmuştu, ben Irak’ın işgaline destek verecek yasal düzenlemeyi engellemeyi amaçlayan sivil toplum girişiminde aktif olarak yer almıştım. Eleştirel nitelikte bazı basın bildirilerine de imza vermiştim.

Gezi protestoları sonrasında, 15 Temmuz darbe girişiminin de etkisiyle, ciddi bir değişiklik yaşandı. İktidar eleştirel mesajları olan sivil hareketleri siyasi muarız olarak görmeye, bu şekilde tanımlamaya başladı. Benim cezalandırılmamla sivil toplum kuruluşları için eskisi gibi bir özgürlük alanının artık söz konusu olmayacağı, iktidarı rahatsız edici yönde faaliyet göstermenin, eleştirel tavır almanın tehlike yaratacağı uyarısının yapıldığını düşünüyorum. Bu süreçte siyasetin sakıncalı gördüğü kişilerin tutuklanmasına engel olunamaz, AİHM kararıyla tahliye olunmaz mesajı da verilmiş oldu.”

‘SUÇSUZLUĞUMUN KABUL EDİLMESİ KURGULANMIŞ GERÇEKLİĞİN DEĞİŞMESİ ANLAMINA GELECEK’

“İktidarın sizi bir ‘sembol dava’ haline getirmesinin arkasındaki siyasi anlam ne olabilir” sorusunu Kavala şöyle yanıtladı:

דGezi protestoları sırasında Gezi’nin ‘hükümeti devirmeyi amaçlayan bir kalkışma olduğu’ şeklindeki teori revaçta değildi. Gezi protestolarına katılanların ezici çoğunluğunun böyle bir amaç gütmediği biliniyordu. İçişleri Bakanlığının verdiği rakamlara göre beş bini aşkın gösteri ve yürüyüşün sadece 164’üne güvenlik güçleri müdahale etmiş. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ortaya çıkan güvensizlik ortamında Gezi protestolarının dış mihraklı bir kalkışma olduğu anlatısı benimsendi, hükümetin resmi görüşü haline geldi ve kamuoyu bu şekilde yönlendirildi. Arap Baharı hareketlerinde belirleyici bir rol oynamış olduğu şeklindeki tuhaf iddiayla George Soros ana dış mihrak olarak belirlendi. Gezi’nin Soros tarafından planlanmış, organize edilmiş olduğu anlatısına inandırıcılık kazandırmak için, Açık Toplum Vakfı ile ilişkim olduğundan benim suçlanmama ve tutuklanmama ihtiyaç duyuldu. Bir insan cezaevinde olunca onun suçlu olduğu algısını yaymak kolaylaşıyor. İktidarın Biden yönetimi ile yakın ilişkisi olmadığından, dış güçler söylemi sık sık ABD yönetimini kasteder şekilde de kullanıldı. O dönemde muhalefetin dış güçlerce desteklendiği iddiası da iktidarın siyasi söyleminde önemli bir yer tutmaya başlamıştı.

Trump’ın yönetime gelmesiyle durum değişti, artık iktidar ABD ile iş birliği içinde Türkiye’nin Ortadoğu’da etkili güç haline geldiğini anlatmayı tercih ediyor. Ancak Gezi’nin dış kaynaklı bir kalkışma olduğu teorisine çok fazla angaje olundu, bu komplo teorisi yargıda mahkumiyet kararlarının temelini oluşturan bir gerçeklik olarak benimsendi. Ayşe Barım’ın 12 yıl hapis cezasına çarptırılması; daha da inanılmaz olarak, savcının kendisini ‘hükümeti yıkmaya teşebbüsle’ suçlaması, yargıda bu tuhaf gerçeklik algısının etkili olduğunu gösteriyor. Suçsuzluğumun kabul edilmesi, sekiz yıl boyunca, medyanın bir bölümünün de aktif desteğiyle kurgulanmış bu gerçekliğin değişmesi anlamına gelecek. Bu adımı atmaya karar vermeleri herhalde çok kolay değil.”

 

Benzer Haberler

‘Aile yılı’nda veriler açıklandı l

Evlilikler azaldı, boşanmalar arttı

İBB davasında yargılanıyorlar |

Üç gazetecinin yurtdışına çıkış yasağı kaldırıldı

Irak Dışişleri Bakanı anlaşmayı açıkladı |

Türkiye, IŞİD'li vatandaşlarını geri alacak

Özgür Özel:

'18 Mart gecesi tüm İstanbul ayakta olacağız'

Bahçeli’nin kayyum çıkışına ilişkin konuştu:

Ahmet Türk: Halkımız somut adım bekliyor

“Öcalan’ın statüsü yasal olarak tanımlanmalı” |

Hatimoğulları: Adımlar için bayramı beklemeye gerek yok

Ortak raporun ardından siyasi parti turları |

Kurtulmuş’tan ilk ziyaret Bahçeli’ye