Fikret İlkiz
Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu; toplumsal barış için “tarihî sorumluluğun ifadesi” olarak görülmektedir.
Komisyon; “idari ve hukuki düzenlemelerin nasıl bir çerçeveye oturtulması gerektiği” tartışmalı bir konu olarak Raporun tam ortasında duruyor. Aslında yaşanan ve devam eden hukuksuzluklar yargının araçsallaştırılması nedeniyle durduğu yerde duruyor…Adalet ve hukuk sorunlarına çözüm aranacaksa yeni sorunlar yaratılmamalıdır.
Komisyon raporunda “demokrasi hedefinin gerçekleşmesi; cesaretle, vicdanla ve adaletle hareket etmenin adıdır” denilmesini paylaşıyoruz… Haklısınız ve doğrudur.
Aklınızda kalsın ve unutulmasın; demokrasi hedefinin gerçekleşmesi için vicdanla ve adaletle hareket etmenin adı vardır ama kendisi yoktur. Söz söylemek yetmiyor. Uygulamalarda ne vicdan ne adalet ne cesaret bulunmamaktadır.
Meclis üyesi ve “seçilmiş milletvekili” Can Atalay, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyesidir ve hapistedir. Milletvekili seçilmiştir ama içerdedir. Hiçbir dilekçesinden hiçbir sonuç alınamamıştır. Adı milletvekilidir, kendi hapistir.
TBMM’nin bir üyesi hapsolduğuna, salıverilmediğine ve Meclis çalışmalarına katılması önlendiğine göre Meclis Başkanlığının, vicdanla ve adaletle ve cesaretle hareket etmesinin tam zamanıdır.
Demokrasi, seçme ve seçilme hakkının sağlanması budur. Haklar vardır ve kullananlara görev ve sorumluluklar yükler…Türkiye Büyük Millet Meclisi ve üyeleri görevlidir ve sorumludur.



