BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Melis Tantan yazdı |

Ekoloji, Demokratik Toplum ve Barış Süreci'nin neresinde?

Melis Tantan yazdı |

Ekoloji örgütlerinin meclis komisyonuna sunduğu raporda da yer alan; ekokırımın-ekosoykırımın bir suç olarak kabul edilmesi, ekolojik hakikat komisyonlarının kurulması, topluluklar ve doğa için tazminat mekanizmaları, sınır ötesi ekolojik işbirliklerinin güçlendirilmesi, ekolojik nedenlerle vicdani reddin meşruluğu tam da aslında bu sürecin yakın dönemdeki başlıkları arasında yer almak durumundadır.

Melis Tantan

Başlangıcını 27 Şubat 2025 olarak alırsak eğer bir yılı geride bırakan Barış ve Demokratik Toplum süreci silahların bırakılması ve demokratik haklar çerçevesinde ilerliyor. Acil ve belki de negatif barış sürecinin olmazsa olmaz bu ilk adımlarında ve bu birinci aşamada “Ekolojik, kadın özgürlükçü demokratik toplum” paradigmasının ekolojik ayağından pek bahsedilmeyince, daha doğrusu mesajlarda ‘ekoloji’ yer almayınca “peki şimdi ne düşünmeliyiz” sorusu gündeme geliyor? Yani şu soru akıllarımızda dönüp dolaşıyor: Ekoloji, barış sürecinin pasif izleyicisi mi olacak, yoksa kurucu unsuru mu?

Öcalan’ın son mesajı öncelikle silahlı mücadelenin bitişi ve demokratik siyasetin kurumsallaşması üzerinde duruyor. Bu ‘çevre meselelerinin’ ana gündem dışında kalması gibi gözükse de aslında biliyoruz ki demokratik toplum paradigmasında yani bu süreçte önerilen argümanların arkasında ekolojik bir duruş zaten var. Yani ekoloji, demokratik toplumun kurucu unsuru. Neden kurucu unsuru? Çünkü savaş ekolojik yıkımla özdeşken, gerçek bir barış doğanın özgürlüğü ile özdeştir. Savaşın ve güvenlikçi politikaların hakim olduğu dönemlerde ekolojik yıkımların boyutları ekokırımlara varır, maden ruhsatlarının, enerji projelerinin, barajların ve taş ocaklarının artmasından da gördüğümüz gibi ekstraktivizmi derinleştirir, halkın sözü, isteği, yaşamı yok sayıldığı için doğa koruma mekanizmaları zayıflar.

Özetle; demokratik toplum doğa tahribatına karşı yeni bir toplum modelidir ve eğer sürecin birinci aşaması biter ikinci aşamada yasal düzenlemelerin yapılması ve demokratik toplum inşaa sürecinin başlaması gerçekleşebilir ise bu nasıl olacak sorusuna yanıt da aslında tam da ekolojik bir yanıtla mümkün olacaktır.

Barış süreci ekolojik yeniden yabanlaştırma (rewilding) ile bütünleştirilmeli

Barış ise doğanın özgürlüğünün sağlanması için gerçek bir çözümdür. Barışla birlikte savaşın yol açtığı ekolojik tahribatın durdurulması ve mümkün olan yerlerde telafisi gerçekleştirilebilir, havanın, suyun ve toprağın korunması demokratik yollarla yeniden düzenlenebilir. Süreç, idari sınırlar yerine, Dicle-Fırat Havzası gibi ekosistem temelli planlamalara evrilebilir ve böylelikle nehir ekosistemleri ve tüm yaşam alanları korunabilir. (Mezopotamya Su Forumu’nun çağrıları böylelikle hayat bulabilir)

Pozitif barış süreci için çatışma kaynaklı ekolojik zararların tespiti, onarıcı adalet mekanizmaları, yerel halkın doğayla ilgili olan kararlara katılımı sağlanabilir. Barış süreci, ‘kalkınma mı, yaşam mı’ ikileminde yaşamdan yana tavır almanın zeminini oluşturabilir. Süreç, enerji talebinin azaltılması, yerel, küçük ölçekli, topluluk destekli üretimler ve doğayla uyumlu ekonomilerin hayata geçirilmesi gibi tartışmaları gündeme getirebilir.

Yasal reform ihtiyacı, ilerleyen süreçlerde ekokırımın bir suç olarak tanınmasını, doğayla ilgili onarıcı adalet mekanizmalarını içerebilir, iklim adaletini kapsayacak şekilde genişletilebilir ve böylelikle “ekolojik barış” resmî müzakere gündemine girebilir.

Ekoloji örgütleriyle diyalog

Barış sürecinin toplumsal tabana yayılması için ekoloji örgütleriyle de bir aradalık sağlama ve bu sürece katılımlarının geliştirilmesi, taleplerinin/önerilerinin gündemleştirilmesi hakiki bir barışın olmazsa olmaz zeminidir. Ekoloji hareketi bu süreçte;

  • 1 Eylül Barış Günü’nde 74 ekoloji örgütünün imzasıyla “Barış yalnızca silahların susması değil, insan ve insan dışı doğanın yaşam bulmasıdır” başlıklı bir bildirge yayınladı,
  • Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi komisyonuna katılmak üzere siyasi partilerle iletişime geçti ve yine komisyona sunulmak üzere bir rapor hazırladı (86 Ekoloji örgütünün imzası olan “Doğayla da Barış” ismindeki rapor, komisyona davet gerçekleşmediği siyasi partilerle paylaşıldı),
  • Toplumsal Barış ve Demokrasi için Sivil Toplum Forumu’nun etkin örgütleyicileri ve katılımcıları arasında yer aldı. Bu forumun raporunda da “barışın sadece insanlar arası bir ateşkes değil, doğa ile kurulan ilişkide de tesis edilmesi gerektiği” ibareleri yer aldı.

Ekoloji örgütlerinin meclis komisyonuna sunduğu raporda da yer alan; ekokırımın-ekosoykırımın bir suç olarak kabul edilmesi, ekolojik hakikat komisyonlarının kurulması, topluluklar ve doğa için tazminat mekanizmaları, sınır ötesi ekolojik işbirliklerinin güçlendirilmesi, ekolojik nedenlerle vicdani reddin meşruluğu tam da aslında bu sürecin yakın dönemdeki başlıkları arasında yer almak durumundadır.

Sonuç olarak; negatif barış sürecinin sonlanmasının ardından ekoloji konuları demokratik süreçlere dahil edilirse, barış süreci hem sosyal hem ekolojik adalet perspektifiyle zenginleşebilir.* Barışın gerçek ölçütü yalnızca silahların susması değil, toplumla birlikte nehirlerin, ormanların, havanın ve toprağın da özgürleşmesidir.

*Barış sürecinde doğa talanını hızlandıran yeni yatırım dalgasının artabileceği gibi tehlikelere bu yazıda değinmediğim için bu yazının daha önce Yeni Yaşam’da yayınlanan “Barış istiyoruz, onurlu ve ekolojik bir barış!”  başlıklı yazımla birlikte okunmasını diler ve öneririm.

İlgili Linkler:

https://yeniyasamgazetesi9.com/baris-istiyoruz-onurlu-ve-ekolojik-bir-baris/

https://www.numedya24.com/86-ekoloji-orgutunden-meclise-rapor-i-dogayla-baris-olmadan-kalici-baris-olmaz/

https://www.numedya24.com/mezopotamya-su-forumu-i-su-komunleri-kurulsun/

Benzer Haberler

Son tarih 14 Mart 2026 |

Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri için başvurular başladı

“Kürt partilerine saldırılar ittifakı hedef alıyor” |

PJAK’tan İran açıklaması: Rejim çöküşün eşiğinde

‘İrtikap’ soruşturması l

Tanju Özcan adliyeye sevk edildi

Ticaret Bakanı açıkladı |

Türkiye-İran arasında günübirlik yolcu geçişleri durduruldu

“Sözü eyleme geçirme vakti” |

Koçyiğit: Yasal düzenlemeler için vakit kaybedilmemeli

DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Edirne’de l

Selahattin Demirtaş ile görüşme yapılıyor

Özgür Özel:

'Türkiye'nin pozisyonu Amerika'ya göre değişmeyecek'

Erdoğan’dan Hamaney için mesaj |

İran’a başsağlığı diledi