Milas’a bağlı Akbelen ve İkizköy çevresindeki 679 tarım parselinin acele kamulaştırma kapsamına alınmasına köylüler ve çevreciler tepki gösterdi. Köylüler, “Toprağımızı terk etmeyeceğiz” diyerek hukuki ve fiili mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı.
HABER MERKEZİ- Akbelen’de maden faaliyetleri için yıllardır sürdürülen yıkım süreci yeni bir kararla derinleşti. 10 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla, Milas’a bağlı Akbelen ve İkizköy çevresindeki 679 tarım parseli, zeytinlik ve yaşam alanı acele kamulaştırma kapsamına alındı. Kararın, enerji şirketlerinin maden sahasındaki üretim faaliyetlerini sürdürebilmesi amacıyla alındığı belirtilirken, bölge halkı ve çevre örgütleri karara sert tepki gösterdi.
Geçtiğimiz eylül ayında da jandarma eşliğinde zeytin ağaçlarının sökülmesi, Akbelen ve çevre köylerde protestolara neden olmuştu. Doğalarının ve geçim kaynaklarının tehdit altında olduğunu belirten köylüler, maden sahasının genişletilmesine karşı yıllardır süren direnişlerini sürdürme kararlılığında.
“YAŞAMIMIZ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”
Yeni Yaşam Gazetesi’nden Duygu Kıt’a konuşan Akbelen direnişinin öncülerinden İkizköy Mahallesi Muhtarı Nejla Işık, kararın altı köyü ve yüzlerce parseli kapsadığını belirterek, geri adım atmayacaklarını söyledi. Işık, kamulaştırmanın yaratacağı risklere dikkat çekti:
דKamulaştırma kararı altı köyü doğrudan hedef alıyor. Kimse köyünü, toprağını, evini bırakıp gitmek istemiyor. En büyük parseller Çamköy, İkizköy ve Karacahisar’a ait. Burası aynı zamanda bölgenin en önemli su havzası. 2013’te yapılan bilimsel çalışmalarda, burada yapılacak patlatmaların su kaynaklarını yok edeceği ve ciddi bir susuzluk riski yaratacağı ortaya konmuştu. Bu köyler yok edilirse Milas ve Bodrum susuzlukla karşı karşıya kalacak.”
“HER ŞEYİMIZ ELİMİZDEN ALINMAK İSTENİYOR”
Kararın iptali için hukuki süreci başlattıklarını belirten Işık, bölgede tarım ve hayvancılıkla geçinen yüzlerce ailenin geleceğinin tehdit altında olduğunu vurguladı:
“Biz hiçbir zaman verilen paraya bakmadık. Bizi doyuran bu topraklar. Şimdi elimizde hiçbir şey kalmayacak. Cumhurbaşkanı’nın acele kamulaştırma kararına karşı itiraz davalarımızı açıyoruz. Aydın Bozdoğan’da benzer bir kamulaştırmanın iptal edilmesi bize umut verdi.”
BİZİ YURTSUZ KOYMAYIN!
Ömrümüz bu toprağın taşını taşımakla, çift sürmekle, zeytin dikmekle, keçiler koyunlar gütmekle geçti. Binlerce köylüyü bu topraktan sürüp derde tutturmayın. Geçmişimizden geleceğimizden elinizi çekin.
Dayanacağız, direneceğiz, vermeyeceğiz! pic.twitter.com/QO7U0uOgaP
— Akbelen Yuvamız Vermeyeceğiz 🌱🫒🌲 (@ikizkoydireniyo) January 29, 2026
Çamköy’de 250, Karacahisar’da ise 230’dan fazla parselin bir gecede kamulaştırıldığını söyleyen Işık, “Bu topraklardan bizi söküp atmak o kadar kolay olmayacak” dedi.
Termik santrallerin hukuka rağmen işletilmeye devam ettiğini dile getiren Işık, “Üstün kamu yararı deniyor ama iki şirketin karı düşünülüyor. İnsanlar kış ortasında nereye gidecek? Hayvanlar ne olacak? Bu topraklar bizim yaşamımız. Hem fiili hem hukuki mücadeleyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
“TOPRAĞIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
İkizköylü Aytaç Yakar da kamulaştırmaya tepki göstererek, “Biz toprağımızdan, köyümüzden asla vazgeçmeyeceğiz” dedi. Yakar, şunları söyledi:
“Bu topraklar dedelerimizden kaldı. Kim doğduğu yeri bir gecede terk edebilir? Burası sadece bir arazi değil; havamız, suyumuz, yaşamımız. Biz üreticiyiz, toprak insanıyız. Moralimiz çok bozuk ama toprağımıza dokundurtmayacağız.”
MUĞLA AYAKTA!
Akbelen ve komşu köylerde topraklarımızın gasp edilmesine karşı Muğla’da dostlarımızla buluştuk. Milas’ın, Bodrum’un, Muğla’nın sonu anlamına gelen Acele Kamulaştırmayı kabul etmiyoruz!
İşçi, köylü, esnaf, memur, kentli hep beraber Muğla’mıza sahip çıkacağız! pic.twitter.com/TAvdS8VWzX
— Akbelen Yuvamız Vermeyeceğiz 🌱🫒🌲 (@ikizkoydireniyo) January 17, 2026
“HUKUKI SÜREÇ BİLİNÇLİ OLARAK UZATILIYOR”
Köylülerin avukatı Arif Ali Cangı ise açılan davaların sonuçlandırılmadığını, acele kamulaştırma yoluyla sürecin oldubittiye getirildiğini söyledi. Cangı, zeytinliklerle ilgili düzenlemelerin hukuka aykırı olduğunu belirterek, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararları vermesi gerektiğini vurguladı.
“Acele kamulaştırma için acil bir durum olması gerekir. Oysa şirketin ruhsat sahasının tamamında aynı anda madencilik yapması mümkün değil. İnsanların evleri, tarlaları, geçim kaynakları hukuksuz biçimde ellerinden alınmak isteniyor. Bu ne adil, ne hukuka uygun, ne de vicdani.”
“Bu sadece Akbelen’in meselesi değil”
Türkiye’nin COP 31’e ev sahipliği yapacağını hatırlatan Cangı, fosil yakıt ve madencilik politikalarının iklim kriziyle çeliştiğini söyledi. “Bu, yalnızca Akbelenlilerin değil, hukuk güvenliğinin ortadan kaldırılmasının bir örneği. Herkes bu soruna sahip çıkmalı” çağrısında bulundu.



