DEM Parti Parti Meclisi, Ankara’da yaptığı toplantının ardından yayımladığı bildirgede, 1 Ekim 2024 sonrası ortaya çıkan “kırılgan süreci ne çatışmaya dönüşmüş ne de kendiliğinden ilerleyen” bir dönem olarak tanımladı. Parti, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısını sürecin kritik eşiği olarak nitelendirerek, iktidardan somut ve bağlayıcı adımlar talep etti.
HABER MERKEZİ – Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 15 Ocak 2026’da Ankara’da Eş Genel Başkanlar Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları başkanlığında toplanan Parti Meclisi’nin (PM) ardından sonuç bildirgesini yayımladı. Bildirgede, hem küresel gelişmelere hem de Türkiye’deki siyasal sürece ilişkin kapsamlı değerlendirmeler yer alırken, özellikle Türkiye’de barış ve demokratik çözüm başlığı, metnin merkezine yerleştirildi.
BARIŞ HALA MÜMKÜN: “ÇABA GÖSTERMEK GEREKİYOR”
Parti Meclisi, 1 Ekim 2024 sonrasında “eski çatışma rejiminin bütünüyle yeniden kurulmadığı, ancak barışın da kendiliğinden ilerlemediği” bir döneme girildiğini vurguladı. DEM Parti’ye göre bu dönem, “kırılgan, gerilimli ve siyasi mücadeleye açık bir karakter” taşıyor.
Metinde, 27 Şubat’ta Abdullah Öcalan tarafından yapılan “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”, bu sürecin “en kritik tarihsel eşiği” olarak tanımlandı. Parti, söz konusu çağrının, “yıllardır süren çatışma ve inkar düzeninde belirleyici bir kırılma” yarattığını ve barışın hala mümkün olduğunu gösterdiğini savundu.
דTürkiye’de ise 1 Ekim 2024 sonrasında, eski çatışma rejiminin bütünüyle yeniden tesis edilmediği; ancak barışın da kendiliğinden ilerlemediği kırılgan, gerilimli ve mücadeleye açık bir süreç yaşanmaktadır. Bu sürecin en kritik tarihsel eşiği, 27 Şubat’ta Sayın Abdullah Öcalan tarafından yapılandır. Bu çağrı, yıllardır derinleşen çatışma ve inkar düzeninde belirleyici bir kırılma yaratmış; yeni bir yön tayin ederek barışın ve demokratik çözümün hala mümkün olduğunu güçlü biçimde ortaya koymuştur.”
DEM Parti, bu çağrının karşılık bulabilmesi için, sürecin “asli ve baş muhatabı” olarak nitelediği Abdullah Öcalan’ın çalışma ve iletişim koşullarının iyileştirilmesini ve gerçek bir müzakereyi mümkün kılacak siyasal ve fiziki zeminin oluşturulmasını zorunlu gördüğünü açıkladı.
GEREKLİ YASAL DÜZENLEMELER YAPILMALI
Bildiride, iktidara yönelik açık bir çağrı da yer aldı. Parti, barışın soyut beyanlarla ya da dar müzakere başlıklarıyla sınırlanamayacağını belirterek; gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılmasını ve infaz rejimi, ifade özgürlüğü, siyasal katılım ve yerel demokrasi alanlarında kapsamlı adımlar atılmasını talep etti. Barışın ertelenerek değil, “siyasal cesaret ve tarihsel sorumlulukla” kurulabileceği vurgulandı.
DEM Parti, barış sürecinin dış gelişmelere, bölgesel dengelere ya da büyük güçlerin stratejik hesaplarına bağlanmasına da karşı çıktı. Bildirgede, barışın dış konjonktürün rehini olmadığı, Türkiye toplumunun ortak iradesiyle kurulması gereken tarihsel bir zorunluluk olduğu ifade edildi. Bu çerçevede, parlamentonun sürecin önemli bir parçası olduğu belirtilirken, asıl belirleyici gücün toplumun örgütlü iradesi ve demokratik mücadele kapasitesi olduğu kaydedildi.
×Barış süreci, soyut beyanlarla ya da dar müzakere başlıklarıyla sınırlanamaz. Bu noktada siyasal iktidara açık ve bağlayıcı bir çağrıda bulunuyoruz: Barışın gereği artık sözle değil, somut ve geri dönülmez adımlarla yerine getirilmelidir. infaz rejiminden ifade özgürlüğüne, siyasal katılımdan yerel demokrasiye kadar çözümün altyapısını oluşturacak düzenlemeler gecikmeksizin hayata geçirilmelidir. Barış ertelenerek değil, siyasal cesaret ve tarihsel sorumlulukla kurulur.
DEM Parti, Gazze başta olmak üzere Ortadoğu’daki savaşlara, Venezuela’ya yönelik ABD müdahalesine ve Suriye’de Kürtlere dönük saldırılara da değinerek, emperyalist müdahalelere ve otoriter rejimlerin şiddet politikalarına karşı tutumunu yineledi. Türkiye’nin Suriye’de HTŞ’ye destek verdiği belirtilen politikasının “kabul edilemez” olduğu savunuldu.
Sonuç bildirgesinde, ekonomik kriz, yoksulluk, emekçilerin ve emeklilerin yaşam koşulları, kadın mücadelesi ve demokratikleşme başlıklarına da yer verildi. DEM Parti, barış mücadelesinin demokratikleşme, eşit yurttaşlık ve sosyal adalet mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı.



