Genel Kurulu’nda konuşan DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Halep’te yaşananları “katliam” ve “insanlık suçu” olarak nitelendirdi. CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise hükümete, Suriye’de tüm halkların iradesini esas alan demokratik bir süreç için diyalog ve diplomasi çağrısı yaptı.
HABER MERKEZİ – Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda da bugün gündem Şam ordusuna bağlı grupların Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerine üç gündür süren ve 2’si çocuk 9 sivil yaşamını yitirdiği saldırılar vardı.
DEM Partili vekiler, oturdukları sıralara, “Halep’te katliama hayır”, “Yaşasın Kürt halkının direnişi”, “Eşrefiyê, Şêxmeqsûd ve Benî Zêd yalnız değildir” dövizlerini koydu.
Ardından söz alan DEM Parti ve CHP milletvekilleri saldırılara tepki gösterdi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, “Halep’te katilam var. Bu katliama karşı Meclis’i duyarlı olmaya davet ediyorum. Bu insanlık suçuna karşı Meclis’in karar alması, bu katliamı kınaması bir sorumluluktur. Tüm siyasi partileri bu sorumluluğu yerine getirmeye davet ediyorum” dedi.
‘Engelliler haklarını istiyorlar’
🔸DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli: Onları yaşamdan dışlayan, eve mahkûm eden ve sonra da bir muhtaçlık hikayesi üzerinden “sosyal yardım” adı altında aslında yoksulluğa mahkûm eden bir anlayışa karşı haklarını istiyorlar. pic.twitter.com/yAQsgt0P6O
— Nûmedya24 (@NuMedya24) January 8, 2026
“NEDİR BU KÜRT DUŞMANLIĞINIZ?”
DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık ise saldırılara “Nedir bu Kürt düşmanlığınız?” diyerek tepki gösterdi. Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerinde Kürtlerin evlerinin ve saldırı altında olduğuna dikkat çekerek, “Bunu Kimler yapıyor? Yalova’da gelip 3 polisimizi katleden, 8 polisimizi yaralayan o cinayet şebekesi orada isim değiştirerek yapıyor. Şimdi, gelip bu topraklarda sizin askerinizi, polisinizi öldürenlere, oralara övgüler yağdırmaya ne hakkınız var ya? Orada Kürtler katlediliyor, daha önce orada Aleviler katledildi, hâlâ katlediliyor. Orada Dürziler katledildi, bu cinayet şebekesi, kendisinin dışında herkese düşman; bu düşmanı nasıl alkışlayabilirsiniz, buna nasıl destek sunabilirsiniz” dedi.
“BARIŞIN YOLU KÜRTLERLE DİYALOG’TAN GEÇER”
Kuzey ve Doğu Suriye’de daha önce Türkiye destekli gruplar tarafından yapılan saldırıları da hatırlatan Sakık, “Bakın, daha önce Afrin’de de yaptınız, orayı talan ettiniz, oradaki zeytin ağaçlarını bile paramparça ettiniz. Barışın yolu Kürtlerle diyalogdan geçer, müzakereden geçer. Barışın yolu cihatçılarla değil, medeni insanlarla diyalog kurmaktan geçer. Sizi bu insanlarla diyalog kurmaya ve sizi Rojava’daki yönetimle diyalog kurmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“ROJAVA KIRMIZI ÇİZGİMİZ”
DEM Parti Urfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan ise saldırıların kabul edilemez olduğunun söyledi ve “Bu saldırılar Rojava halklarına başta olmak üzere bütün coğrafyada savaş çığırtkanlığı yapmaktan başka bir şeye hizmet etmemektedir. Rojava halkı, IŞİD çetelerine karşı etiyle tırnağıyla savaşarak bütün dünyaya örnek bir sistem inşa etti. Türkiye, bu saldırılara karşı diyalog masasını açan bir rol oynamak zorundadır. Rojava halklarının yanında durmaya, barışı sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. Rojava kırmızı çizgimizdir” diye konuştu.
TANRIKULU: HÜKÜMETE DÜŞEN GÖREV DEMOKRATİK SÜREÇ İÇİN TUTUM ALMAKTIR
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da saldırılara tepki gösteren isimler arasındaydı. İktidara seslenen Tanrıkulu, “Türkiye’ye düşen görev; Suriye’deki bütün kimliklerin, bütün halkların ve bütün inançların—Arapların, Kürtlerin, Türkmenlerin, Hristiyanların, Alevilerin ve diğer tüm inanç gruplarının—iradesine uygun, demokratik bir sürecin inşa edilmesi için tutum almaktır” dedi.
Tanrıkulu şunları söyledi:
Aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, bu parlamentodaki bütün siyasi partilerin büyük özverisiyle bir süreç yürütülmektedir. Eğer bu süreç doğru bir istikamette ilerleyecekse, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Suriye’de izlediği politikaları mutlaka gözden geçirmesi gerekir.
Hükümetin yapması gereken diyalogtur, diplomasidir ve tarafları bir masa etrafında buluşturmaktır. Bu yolla Suriye’de kalıcı bir barış sağlanabilir ve Suriye halklarının iradesine uygun bir Anayasal düzen inşa edilebilir.”



