Tabur komutanı hakkında suç duyurusunda bulundu, tehdit edildi ve ardından gözaltına alındı. Yaklaşık bir ay sonra da işkence edilmiş cansız bedeni bulundu. Gözaltına alındığı, işkence edildiği ve öldürüldüğü itiraf edildi. Ama failler beraat ettirildi. Cumartesi Anneleri, 30 yıl sonra bir kez daha Abdullah Canan için adalet istedi.
HABER MERKEZİ – Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybettirilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak ve sorumluların cezalandırılması için her Cumartesi günü gerçekleştirdikleri eylemlerinin 1086’ncısı için bu hafta da Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Cumartesi Anneleri, bu hafta Hakkari’de 1996 yılında gözaltına alındıktan sonra öldürülen Abdullah Canan’ı sordu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Oya Ersoy, Abdullah Canan’ın (43) gözaltına alınmasına dair şunları aktardı:
Bu başvurunun ardından Yurdakul, Abdullah Canan ve şikâyetçilerden iki kişiyi taburdaki makamına çağırarak, kendisi hakkındaki şikâyetlerinden vazgeçmelerini istedi. Abdullah Canan bu talebi reddedince, Binbaşı Yurdakul tarafından tanıklar önünde tehdit edildi.
Bu olaydan kısa bir süre sonra, 17 Ocak 1996 sabahı Abdullah Canan Hakkâri’ye gitmek üzere Yüksekova’daki evinden ayrıldı. Tanık beyanlarına göre Yüksekova–Van karayolunda askerler tarafından otomobili durdurularak gözaltına alındı ve askeri bir araçla Yüksekova Dağ Komando Taburu’na götürüldü.”
“CANANI KATLEDEN FAİLLER BERAT ETTİ”
Savcılık, Emniyet Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı dâhil olmak üzere birçok kuruma başvuran ailesinin, Abdullah Canan’ın Binbaşı Yurdakul tarafından alındığını ve akıbetinin araştırılmasını talep ettiğini belirten Oya Ersoy, devamında şunları anlattı:
Canan Ailesi, Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak Abdullah Canan’ın öldürülmesinden sorumlu olduğu gerekçesiyle Binbaşı Yurdakul hakkında suç duyurusunda bulundu. Yüksekova Taburu’nda görev yapan itirafçı Kahraman Bilgiç, savcıya verdiği ifadede; Abdullah Canan’ın taburda işkenceyle sorgulandığını ve Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul’un talimatıyla Bölük Komutanı Yüzbaşı Nihat Yiğiter tarafından öldürüldüğünü ayrıntılarıyla anlattı.
Ayrıca Albay Kamber Oğur, Yüksekova Savcılığı’na verdiği ifadede, gözaltına alındığı inkâr edilen Abdullah Canan’ı Şubat ayında tabur karargâhındaki revirde, başı sarılı halde gördüğünü beyan etti. Bu beyanlar üzerine Kahraman Bilgiç, Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul, Yüzbaşı Nihat Yiğiter ve Üsteğmen Bülent Yetüt hakkında Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı’nca soruşturma açıldı. Sanıklar, Abdullah Canan’ı tasarlayarak öldürmekle suçlandı.
Ancak 12 Kasım 1999 tarihinde Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesi sanıklar hakkında beraat kararı verdi. Bu karar, 2 Nisan 2001 tarihinde Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından onandı.”
“AİHM İHLAL KARARI VEDİ”
Canan Ailesi’nin 1997 yılında başvurduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise 26 Haziran 2007 tarihinde kararını açıkladığını aktaran Oya Ersoy, şunları söyledi:
Abdullah Canan’ın gözaltında kaybedilişinin 30’un yılında bir kez daha hatırlatıyoruz: Gözaltına alındığı andan itibaren Abdullah Canan dosyasında etkili bir soruşturma ve kovuşturma yürütülmedi. Türkiye’yi de bağlayan AİHM içtihatlarına göre; devlet görevlileri işkence, cinayet ve zorla kaybetme suçlarıyla itham edildiğinde, yargılama ve mahkûmiyet zamanaşımıyla engellenemez. Abdullah Canan’ın failleri üzerindeki cezasızlık kalkanı kaldırılmalı; AİHM kararı gereği dosya yeniden açılmalı, sorumlular yargılanarak cezalandırılmalıdır.”
“HAK TALEP ETEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Abdullah Canan’ın oğlu Vahap Canan da şunları söyledi:
“Hiçbir zaman hiç kimsenin canı yanmasın diye mücadele ettik. 17 Ocak bizim için kara bir gün. Bu bizim için bir yas günüdür babamın anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Davasından vazgeçmesi için büyük bir baskı uygulandı ama asla vazgeçmedi.”



