İstanbul Baro Başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin, gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in Suriye’de Türkiye’ye ait insansız hava araçları tarafından yapılan saldırıda öldürülmesine ilişkin yaptığı açıklama nedeniyle yargılandığı dava ikinci gününde. İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, duruşmada savunma yapmayacağını sadece kısa bir açıklama yapacağını belirterek, “Biz haklıyız. Bu dava tarihsel bir değer taşıyor savunma hakkı bakımından. Biz görevimizi haysiyetimizle yaptık ve öyle yapmaya devam edeceğiz” dedi.
HABER MERKEZİ – İstanbul Barosu başkan ve yöneticilerinin gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in Suriye’de Türkiye’ye ait İHA’larla yapılan saldırıda öldürülmesine ilişkin yaptıkları açıklama nedeniyle “örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılandıkları davanın üçüncü duruşması, ikinci gününde Silivri’de devam ediyor.
İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ile 10 yönetim kurulu üyesinin 12’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılandıkları davayı Türkiye Barolar Birliği temsilcileri, çok sayıda baro başkanı, uluslararası baro ve hukuk örgütleri temsilcileri de takip ediyor.
‘METİN GÖKTEPE CİNAYETİNİN AYDINLATILMASI İÇİN DE BARO MÜCADELE ETTİ’
Baro yöneticileri dün başlayan savcılık mütalaasına karşı savunmalarına bugün devam ediyor.
Evrensel’in aktardığına göre, duruşmanın bugünkü bölümünde ilk savunmayı yapan İstanbul Baro Yöneticisi Ahmet Ergin’in beyanları şöyle:
“30 yıl önce de gazeteci Metin Göktepe İstanbul’un göbeğinde polislerce darbedilerek katledilmişti. O dönem de devlet yetkilileri cinayetin üzerini örtmeye çalıştılar. O dönemki baro yönetimi ise cinayetin aydınlatılması için mücadele etti. O dönemin bugünden bir farkı vardı; 30 yıl önce ‘bu sizin işiniz değil’ denilmedi. İstanbul Barosu yargılanmadı. O dönemki baro yönetimi de etkili bir soruşturma istemişti. Biz de bugün Suriye’de öldürülen iki Türkiyeli gazeteci için etkin soruşturma istedik. Bu bizim görevimizdi.
Biz sadece yaşam hakkı değil, çalışma hakkı, ifade özgürlüğü, toplantı gösteri yürüyüşleri hakları ihlal edildiğinde de açıklamalar yaptık. Şimdiki dönemle o dönem arasında ne fark var? Bunu hukuki zeminde açıklayamayacağım. O dönem ifade özgürlüğü alanı daha geniş değildi, o dönem TMK daha katı ve sert biçimdeydi, yasada düzenlenen yerler oldu. Hukuki nedenlerle açıklayamayacaksak, politik nedenlerle açıklayacağız o zaman.
Adalet Bakanlığı’nın gecikmeli soruşturma izni bu davanın siyasi olduğunun göstergelerinden biridir. Hukukun bir araç olarak kullanıldığını görmeliyiz. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da böyle. Bu dava ile avukatlık alanının kısıtlanması amaçlanıyor. Yaşam hakkının savunulması avukatlar için bir haktır ve görevdir. Biz bu görevimizi yapacağız, Baro da görevini yapacak. Hukuk bugün bir rejimi güçlendirmenin aracı olarak kullanılıyor. Temel haklara saldırı her dönem böyle kullanıldı, barolar da her dönem buna karşı direndi.
Vereceğiniz kararın bizim açımızdan bireysel olarak bir anlamı olmayacak. Çünkü biz göreve gelirken böyle bir dönem içinden geçtiğimizi biliyorduk.”
‘BU SORUMLULUĞU TAHİR ELÇİ’DEN ÖĞRENDİK’
Savunma yapan Baro Yöneticisi Ezgi Şahin Yalvarıcı ise “Ceza yargılaması susturma aracı olarak kullanılamaz. Bu açıklamada hedef alınan kelimeler değildir. Hedef alınan avukatların yaşam hakkını savunmak üzere geliştirdiği sorumluluk bilincidir. Biz bu sorumluluğu yaşamını hak mücadelesine adamış Tahir Elçi’den öğrendik. Bizler onlardan aldığımız geleneği sürdürmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Rukiye Leyla Süren de “Bize ‘Siz karışmayın, siz susun’ demek için bu süreç başlatıldı. Mütalaaya bakıyorum, bir paragraf ve hukuki bir şey yok. Bu hukuk bilmezlikten değil, kendinde böyle mütalaa sunma gücünü bulmasından kaynaklı” dedi.
KABOĞLU: BİZ GÖREVİMİZİ YAPTIK, YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ
İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ise “Savunma yapmayacağım. Bir kaç cümle açıklama yapacağım” diyerek sözlerine başladı ve şu beyanlarda bulundu:
דDün bizim tüm amacımız hukuku etkin kılmak demiştim. Bugün burada 14 aydır uygulanan iki yasal düzenlemenin hukuk sistemimizden ayıklanmasını talep etmiştik. Bu yasalar kapsamında yüzlerce insan fikir suçlusu olarak sanık sandalyesine oturtuldu ancak ‘terör’ sorunu böyle çözülemedi.
Bizim açıklamamızda ırkçılık yoktur. Tamamen ifade özgürlüğü kapsamındadır. Bu hukuk başlangıcı derslerinde okutulur. Bu nedenle savcının da görev kapsamı dışındadır. Biz haklıyız. Bu dava tarihsel bir değer taşıyor savunma hakkı bakımından. Biz görevimizi haysiyetimizle yaptık ve öyle yapmaya devam edeceğiz.
Bizi dezenformasyonla suçlayan savcılık mütalaasında öldürülen gazeteciler için ‘etkisiz hale getirildi’ deniliyor. Etkisiz hale getirmek kelepçe takmaktır, ellerini, kollarını bağlamaktır. Öldürülmüşse ‘etkisiz hale getirildi’ denilemez. Öldürülmemiş algısı oluşturan bu ifadenin kullanılması dezenformasyondur. Böyle bir hukuk dili yoktur. Savcının hukuki bir dil kullanması gereklidir.”
ERİNÇ SAĞKAN: TARİHTE BİR İLK
Kaboğlu’nun ardından yargılanan baro yöneticilerinin mütalaaya karşı savunmaları tamamlandı. Daha sonra avukat beyanlarına geçildi. İlk olarak Kaboğlu’nun savunması için Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan söz aldı.
Sağkan savunmaya yargılamanın siyasi olduğunu söyleyerek başladı. Avukatlık Kanunu’ndaki görev tanımı itibariyle açılan bu davanın tarihte bir ilk olduğunu ifade eden Sağkan, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ceza dosyasının sonucunu beklemeden görevden alma kararı vermesini eleştirdi. Bu ülkede bir kişinin ‘örgüt üyesi” olup olmadığına ancak bağımsız mahkemelerin karar verebileceğini söyleyen Sağkan, Başsavcılık açıklamasında ve savcı mütalaasında iki gazetecinin “örgüt üyesi” ilan edildiğine dikkat çekerek “Şimdi siz karar vereceksiniz. ‘Ya kimin terör örgütü üyesi olduğuna mahkeme karar verir’ diyeceksiniz ve beraat kararı vereceksiniz; ya da başsavcılığa karar yetkisi tanıyacaksınız” dedi.
83 ÜLKEDEN HUKUKÇULAR TAKİP EDİYOR
İstanbul Barosu yönetiminin yargılandığı davayı, 83 farklı ülkeden hukukçuları temsil eden 30 baro ile 17 uluslararası hukuk birliğinin de aralarında bulunduğu çok sayıda baro başkanı ve üst düzey yöneticiden oluşan heyetler, bizzat gözlemci olarak takip ediyor.
Öldürülen gazetecilerle ilgili dava başladı | İstanbul Barosu yargılanıyor



