Kadın+ Edebiyatçılar, yayıncılık sektöründe cinsel taciz ve şiddetin önlenmesi için politika belgelerinden şikâyet mekanizmalarına kadar kapsamlı adımlar atılması çağrısı yaptı. “Artık yeter” diyen grup, sektörün bir an önce harekete geçmesini istiyor.
HABER MERKEZİ- İstanbul Beyoğlu’ndaki Frankeştayn Kitabevi’nde buluşan Kadın+ Edebiyatçılar*, yayıncılık sektöründe cinsel taciz ve şiddetin önlenmesine yönelik kapsamlı bir açıklama yaptı.
Basın toplantısına edebiyatçı yazar Ayşegül Devecioğlu, Irmak Zileli, Simla Sunay, Başak Sayan, Cemran Öder katıldı. Açıklamada, Türkiye’de ifşalar yoluyla dile getirilen psikolojik, fiziksel ve cinsel şiddete “Artık yeter” isyanıyla yola çıktıkları ifade edildi.
“Kadın+ Edebiyatçılar: Bir Yere Gitmiyor, Israr Ediyoruz!” başlıklı açıklamada, yayıncılık alanındaki bütün kurumlar; bağlayıcı politika belgeleri hazırlamaya, şikâyet mekanizmaları oluşturmaya ve bu süreçler için bütçe ayırmaya çağrıldı.
Grup, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadelenin “acil” olduğunu vurgulayarak, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) Şiddet ve Tacizin Önlenmesi Sözleşmesini yol gösterici olarak işaret etti.
×
Kadın+ Edebiyatçılar kimdir?
Kadın+ Edebiyatçılar, 2025 Ağustos’unda yeniden gündeme gelen cinsel taciz ifşalarına destek olmak amacıyla bir araya gelen; edebiyata emek veren herkesin dahil olabildiği bağımsız bir oluşum. Farklı şehirlerden, disiplinlerden kadın+ların oluşturduğu grup, Eylül 2025’te yayıncılık alanında yapısal dönüşüm talep ederek somut adımların takipçisi olacağını duyurmuştu.
CİNSEL TACİZ İŞ GÜVENLİĞİ SORUNUDUR
Kadın+ Edebiyatçılar, Türkiye’de bazı STK’lar, üniversiteler ve özel şirketlerde toplumsal cinsiyet eşitliğine dair politika belgeleri yayımlanırken, yayıncılık sektöründe benzer adımların henüz atılmadığını belirtti.
Açıklamada, yayınevleri ve yayıncılık kurumlarının cinsel taciz ve saldırı şikayetlerini ele alacak etkin ve şeffaf mekanizmalar oluşturmadığına dikkat çekildi. Türkiye Yayıncılar Birliği’nin mevcut “Profesyonel Davranış İlkeleri”nin anlamlı ancak yetersiz kaldığı ifade edildi.
Cinsel tacizin çalışma yaşamında bir “iş güvenliği sorunu” olarak ele alınması gerektiğinin altı çizildi.
“ARTIK YETER: SÖZ DEĞİL, EYLEM ZAMANI”
Yayıncılık sektörünün tüm bileşenlerini toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık, şiddet ve tacize karşı somut ve resmi sorumluluk almaya çağıran grup,
ifşalarla görünür hale gelen psikolojik, fiziksel ve cinsel şiddet karşısında yalnızca sözlü tepkinin yeterli olmadığını, mücadelenin “somut politikalara ve yaptırımlara dönüşmesi gerektiğini” vurguladı.
Açıklamada, Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye PEN ve Türkiye Yazarlar Sendikası başta olmak üzere tüm sektör örgütlerine şu talepler yöneltildi:
×
- Toplumsal Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık ve Şiddeti Önleme Politika Belgesi hazırlanması ve kamuoyuyla paylaşılması.
- Kadın komisyonlarının etkin şekilde çalıştırılması; olmayan kurumlarda toplumsal cinsiyet eşitliği ve taciz takip komisyonları kurulması.
- Cinsel taciz şikâyetleri için işletilecek kurumsal eylem planı hazırlanması ve uygulanması.
- Eşitlik odaklı eğitim ve etkinliklerin düzenlenmesi.
- Kadın/feminist örgütlerle işbirliği yapılması.
- Tüm süreçlere bütçe ayrılması.
YAYINEVLERİ İÇİN ÖNERİLEN ADIMLAR:
×Kadın+ Edebiyatçılar, yalnızca örgütlere değil, yayınevlerine de somut yükümlülükler sıraladı:
- Politika belgelerinin imzalanması ve internet sitelerinde açık erişimle paylaşılması.
- Cinsel taciz ve ayrımcılık vakaları için şikâyet mekanizmaları kurulması, eşitlik ve toplumsal cinsiyet komitelerinin oluşturulması.
- Taciz failleriyle ilişkilerin “beyanı esas alarak” askıya alınacağı yönünde kamu taahhüdü verilmesi.
- Jüri, panel ve festival listelerinde %50 kadın temsili hedefi.
- Eşitlik ve kapsayıcı dil eğitimlerinin yılda en az bir kez yapılması.
- Tüm süreçlerde uzman örgütlerle işbirliği ve gerekli bütçenin ayrılması.



