BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Maduro vakası: Hukukun geri çekildiği yerde güç konuşur

Maduro vakası: Hukukun geri çekildiği yerde güç konuşur

Doğu ERGİL

Modernite, yalnızca teknik ilerleme ya da ekonomik büyüme değildir. Modernitenin esas vaadi, gücün hukuka tabi kılınmasıdır. Kralın iradesini sınırlayan anayasa, silahın pervasızlığını dizginleyen hukuk, inancın mutlaklığını törpüleyen akıl…

Bütün bu tarihsel kazanımlar tek bir fikre dayanır: Hiçbir güç sınırsız değildir. Olmamalıdır!

Uluslararası hukuk da bu modern vaadin küresel ölçekteki tezahürüdür. Devletlerin çıplak kuvvet kullanımını sınırlamak, egemenliği keyfî müdahalelerden korumak ve savaşın “olağan” bir siyaset aracı olmasını engellemek için inşa edilmiştir.

Ancak bugün, bu vaadin ABD’nin Venezuela’ya askerî müdahalesiyle ciddi biçimde aşındığı bir eşikte duruyoruz.

Ortak Dilin Çöküşü

Uluslararası hukuk, devletler arası ilişkilerde yalnızca bir normlar bütünü değil; aynı zamanda ortak bir dildir. Taraflar bu dil sayesinde anlaşmazlıklarını müzakere eder, çatışmayı sınırlar, savaşı istisna hâline getirir.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ya yönelik zorla alıkoyma girişimi, bu ortak dilin artık bazı küresel aktörler açısından işlevini yitirdiğini göstermektedir. Hukuk, bir sınır olmaktan çıkmakta; siyasi hedeflere ulaşmak için kullanılan bir savaş aracı (lawfare) hâline getirilmektedir.

Bu noktada mesele Maduro’nun kim olduğu, ülkesinde çiğnediği yasalar, rakiplerine nasıl davrandığı, izin verdiği yolsuzluk değildir. Mesele, hukukun kimler için geçerli olduğudur.

Trump Doktrini: İlkesizlik mi, Bilinçli Bir Tercih mi?

Donald Trump’ın dış politikası sıklıkla “tutarsız” olarak tanımlanıyor. Oysa bu tutarsızlık, bir zafiyet değil; bilinçli bir tercihin sonucudur. Trump’ın yaklaşımı, modern hukukî düzenin temelini oluşturan ilkeleri şu yollarla aşındırır:

Çok taraflılık yerine tek taraflılık,

Hukuki süreçler yerine güç gösterisi,

Kurumsal denge yerine lider iradesi.

Bu anlayışta hukuk, bağlayıcı bir norm değil; gerektiğinde devreye sokulan, gerektiğinde görmezden gelinen bir enstrümandır. Trump’ın Venezuela hamlesi bu yaklaşımın somutlaşmış hâlidir: BM Şartı’nın 2/4. maddesi açıkça ihlal edilmiş, bir devlet başkanlarının dokunulmazlığı yok sayılmış, uluslararası yargı mekanizmaları bilinçli olarak devre dışı bırakılmıştır. Bu, bir “hukuk hatası” değil; hukuku askıya alma fiilidir.

Egemenlik: Modern Düzenin Son Kalesi

Uluslararası hukukta egemenlik, mutlak bir güç alanı değil; karşılıklı tanınan bir sınırdır. Bir devletin liderine zorla müdahale etmek, yalnızca o lideri değil, o sınırın kendisini hedef alır.

Devlet başkanlarına tanınan kişisel dokunulmazlık, çoğu zaman yanlış anlaşılır. Bu dokunulmazlık bir ayrıcalık değil; uluslararası sistemin çalışabilmesi için gerekli bir emniyet supabıdır. Bu supap devre dışı bırakıldığında, sistem basıncı kaldıramaz ve patlar. Bugün yaşanan tam olarak budur.

Reelpolitik Maskesi: Demokrasi ve Petrol

Trump yönetiminin Venezuela hamlesi, demokrasi veya uyuşturucuyla mücadele söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Ancak tarih bize şunu öğretir: Demokrasi söylemiyle yapılan zor kullanımların ardında çoğu zaman enerji, jeostrateji ve güç dengesi hesapları vardır.

Saddam’ın yönettiği Irak’a yapılan müdahale veya Noriega yönetimindeki Panama’ya yapılanlar, bunun tarihsel kanıtlarıdır. Bugün Venezuela’da da tablo farklı değildir. Eğer mesele gerçekten hukuk olsaydı, yöntem hukuk dışı olmazdı. Eğer mesele adalet olsaydı, süreç gizli operasyonlarla yürütülmezdi.

Burada hukuk, meşruiyet üretmek için değil, meşruiyet yokluğunu örtmek için kullanılmaktadır.

Sonuç: Yeni “normal” mi?

Maduro vakası, tekil bir kriz değil; yürürlükteki küresel düzenin değiştiğine yönelik bir işarettir. Hukuk geri çekildikçe, güç doğal konumuna—yani belirleyici aktör olmaya—geri dönmektedir.

Bu durum yalnızca hedef ülkeler için değil, tüm ulus-devletler için yapısal bir tehdittir. Çünkü hukuk zayıfladığında, hiçbir devlet “sıranın kendisine gelmeyeceğinden” emin olamaz.

Ülkeler ya kendilerini savunacak ya da dünya, yeni bir “normal”le yaşamayı öğrenecek; açıkça dünya daha kaba, daha adaletsiz ve daha güvensiz bir çağa girecektir.

Benzer Haberler

Türkiye fırtınaya teslim l

Çatılar uçtu, deniz taştı, 1 işçi yaşamını yitirdi, ulaşım aksadı

Halep’teki saldırılar birçok kentte protesto ediliyor |

“Kobani’yi savunduğumuz gibi savunacağız”

Metin Göktepe anması |

30 yıldır Metin'den güç aldık

6 ay geçerli olacak l

Yeni bedelli askerlik ücreti açıklandı

Bakırhan’dan Fidan’a Halep tepkisi:

Niyetini belli eden HTŞ’dir, sizsiniz

“Suriye’de barış en çok Türkiye’ye lazım” |

Özel’den Halep sorusuna yanıt: Türkiye müzakereden yana inisiyatif almalı

Genel Kurul’da gündem Halep |

DEM Parti ve CHP’den saldırılara tepki