BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

“Öcalan’ın statüsü yasal olarak tanımlanmalı” |

Hatimoğulları: Adımlar için bayramı beklemeye gerek yok

“Öcalan’ın statüsü yasal olarak tanımlanmalı” |

DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, Meclis Komisyonu’nun ortak raporu sonrası atılması gereken adımlara işaret etti ve “Bayram sonrasını beklemeye gerek yok. Meclis bu rapordan hareketle elini acilen taşın altına koymalı” dedi. Hatimoğulları Abdullah Öcalan’ın statüsünün yasal bir düzenleme ile tanımlanması ve hukuki güvence altına alınması çağrısı yaptı.

HABER MERKEZİ – Halkların Eşitlik ve Demokrasi Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda gündemdeki başlıklara ilişkin açıklamalarda bulundu.

Hatimoğulları, Arapça başladığı konuşmasında 21 Şubat Dünya Anadil Günü’ne vurgu yaptı. Hatimoğulları şunları belirtti:

“Anadil doğuştan gelen temel hakların başından gelir. Anadil bir ülkeyi bölmez, bilakis birleştirir, bütünleştirir. Hiçbir dil bilinmeyen dil değildir. Milyonlarda Kürdün yaşadığı bir ülkedir Türkiye.  Peki Kürdün anadili ile eğitim görmesinden daha doğal ne olabilir ki? Anadil özgürleşmeden demokrasi tamamlanamaz.”

ÖNÜMÜZDE DURAN GÜNLER SIRADAN DEĞİL

Kürt sorunun çözümü için devam eden sürece değinen Hatimoğulları, “Türkiye tarihin en kritik, en kırılgan ama gerçekçi bir çözüm çizgisinde de ilerlenirse umut dolu günler vadeden bir dönemden geçiyoruz” dedi.

Hatimoğulları şöyle devam etti:

דÖnümüzde duran günler sıradan günler değil. 100 yıllık bir düğümün çözülüp çözülmeyeceğine karar vereceğimiz günler. Bu çerçevede İmralı heyetimizin 18 Şubat’ta yaptığı açıklamadaki Sayın Öcalan’ın ifadesi çok önemli, bir siyasi beyan niteliğindedir. Bu beyanda Sayın Öcalan’a ait bir cümlenin altını özellikle çizmek istiyorum. ‘Biz artık nasıl bir araya geleceğimizi ve barış içinde bir arada nasıl yaşayacağımızı tartışmak istiyoruz. Evet, birlikte nasıl yaşayacağız?’ Bu soru Türkiye’nin temel sorusudur. Bu soru ve cevabı bulmak, yeni dönemin pusulasını bulmak demektir. Biz artık zora dayalı yaşamın sonucu olan ölümü değil, rızaya dayalı olan özgür ve demokratik bir yaşam sürmek istiyoruz. Bu soru artık ülkenin ödevidir.”

Ardından Meclis Komisyonu tarafından açıklanan ortak rapora ilişkin konuşan Hatimoğulları, Meclis’e “Bayram sonrasını beklemeye gerek yok. Meclis bu rapordan hareketle elini acilen taşın altına koymalı” çağrısında bulundu.

Hatimoğulları bu konuda şunları söyledi:

דDönem şiddetin devreden çıktığı, sözün ve siyasetin konuştuğu bir demokratik bütünleşme dönemi olmalıdır. Toplumsal uzlaşıyı esas alan Meclis zeminindeki yasal güvenceler hayata geçirilmelidir. Mesele artık aynı evin içinde kuralları nasıl koyacağımızdır. Bunun müzakeresini yürütmenin zamanı geldi de geçti. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun Raporu kamuoyuyla paylaşıldı. Açık söylemeliyim ki komisyon raporunun eksiklikleri, yetersizlikleri var. Toplumsal gerçeklerle uyumlu olmayan yönleri var. Raporda kullanılan dil eski ve ezberlere dayanıyor. Oysa bu raporun dili çözüm dili olmalıydı. Yeni yepyeni bir dil olmalıydı. Kürt sorunu terör parantezine sıkıştırılarak ancak kendinizi kandırırsınız. Kürt meselesini sadece bir güvenlik sorunu, bir terör sorunu gibi parantezler içinde sıkıştırmaya kalkmanız kabul edilebilir bir şey değildir. Toplumsal, siyasal, tarihsel yangını görmezden gelmek demektir.  Kürt korkusuna dayalı, hakikatten uzak bir siyaset mantığından artık çıkmanın zamanı geldi de geçti.

BAYRAM SONRASINI BEKLEMEYE GEREK YOK

AİHM ve AYM kararlarını hayata geçirmek için bir yasal düzenlemeye gerek yok. Bu bekleme son derece keyfi bir beklemedir. Mesela Demirtaş Yüksekdağ, Kavala, Can Atalay neden hala içeride? Kayyımlar neden hala belediye başkanlarının ve belediye eşbaşkanlarının koltuklarında oturuyor? İmamoğlu ve diğerleri neden hala tutuklu yargılanıyor?  Ayrıca Sayın Kurtulmuş’un ve diğer iktidar temsilcilerinin işaret ettiği bayram sonrasını beklemenin bir manası yoktur. Gelin bu hayırlı ayda hayırlı işleri hep beraber yapalım. İnfaz Kanunu’nu çerçeve kanun, demokratikleşme kanunu bu ay çıkaralım. Bayramda 86 milyona müjdeler ve mutlulukları armağan edelim. Biz DEM Parti olarak buradayız. Demokrasi, eşitlik, özgürlük perspektifimize güveniyoruz. DEM Partinin önü açılmalıdır ve buradan iktidara çağrımızdır. Meclis bu konuda üzerine düşen görev ve sorumlulukları yapmalı. DEM Parti’nin bu konudaki önerilerine açık olunmalı.”

Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın hatırlatan Hatimoğulları, Öcalan’ın koşullarına dikkat çekti ve “Sayın Öcalan’ın statüsü yasal bir düzenleme ile tanınmalı ve hukuki güvence altına alınmalıdır” dedi.

Hatimoğulları şunları belirtti:

דTam da böylesi bir atmosferde sözün en hayati yerine meselenin kalbine gelmek istiyorum. Sayın Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısını yaptığı günün yıl dönümüne 3 gün kaldı. Türkiye tarihinin en önemli eşiklerinden biriydi o gün. Bu tarih, tüm ezberlerin bozulduğu, barış iradesinin en net, en yalın, en güçlü bir şekilde ortaya konduğu gündü. Kürt siyasi hareketi ve Sayın Öcalan bu tarihin gerekliliklerini yerine getirmiş, barış elini havada bırakmamış, silahları susturma iradesine iradesini beyan etmiştir.  Şimdi sıra devletin. Nasıl ki Kürt tarafı silahların devreden çıkması ve demokratik siyasetin esas alınması yönünde tarihsel bir irade ortaya koyduysa devlet de buna karşılık çözümü güvenlikçi yöntemlerle değil hukukta, siyasette, demokratik düzenlemede aradığını açıkça ortaya koymalıdır.

ÖCALAN’IN STATÜSÜ YASAL OLARAK TANIMLANMALI

Peki, bu süreçte ne yapmalı; kalıcı bir barış için Sayın Öcalan’ın statüsü yasal bir düzenleme ile tanınmalı ve hukuki güvence altına alınmalıdır. Bu süreç; sözde kalmamalı, Meclis çatısı altında yasal düzenlemeler hızlıca yapılmalı. Kürt’e barış Türkiye geneline ise demokrasi yaklaşımı hızlıca hayata geçirilmeli. Muhaliflere dönük soruşturmalar derhal son bulmalı. Kayım düzeni bitmelidir. Halkın iradesine ve seçilmişlere kesintisiz saygı esas alınmalıdır. Kürtlerle ilişki ‘terör’ ve güvenlik parantezinden çıkarılmalı. Eşit yurttaşlık ve demokratik ortaklık zeminine oturmalı. Devlet vatandaş bağı inkarla değil, kabul adalet ve onurlu barış temelinde kurulmalıdır. Siyasi barış ve toplumsal barışa ekonomik barış eşlik etmelidir. 27 Şubat’ın yıl dönümüne yaklaşırken; sadece iyi niyet beyanları değil, somut yasal adımlar atılmalı. Bizler bunları bekliyoruz.”

Benzer Haberler

‘Aile yılı’nda veriler açıklandı l

Evlilikler azaldı, boşanmalar arttı

İBB davasında yargılanıyorlar |

Üç gazetecinin yurtdışına çıkış yasağı kaldırıldı

Irak Dışişleri Bakanı anlaşmayı açıkladı |

Türkiye, IŞİD'li vatandaşlarını geri alacak

Bahçeli’nin kayyum çıkışına ilişkin konuştu:

Ahmet Türk: Halkımız somut adım bekliyor

“Öcalan’ın statüsü yasal olarak tanımlanmalı” |

Hatimoğulları: Adımlar için bayramı beklemeye gerek yok

Ortak raporun ardından siyasi parti turları |

Kurtulmuş’tan ilk ziyaret Bahçeli’ye

Osman Kavala:

'Suçsuzluğumun kabulü, kurgulanmış gerçekliğin değişmesi anlamına gelecek'