Suriye geçici hükümetinin Halep’in Şêxmeqsûd, Eşrefiye ve Benî Zeid mahallelerine yönelik tank, top ve ağır silahlarla saldırısı devam ediyor. Garantör ülkelere ve Şam yönetiminde ulusal birliğe önem verdiğini iddia eden duyarlı yetkililere saldırıları sonlandırmak için sorumluluk çağrısı yapan DSG, saldırıların devam etmesinin tüm Suriye’yi savaş alanına dönüştüreceğini ve bunun sorumluluğunun da saldırıları sürdürenlerde olacağını duyurdu.
HABER MERKEZİ – Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanlığı, Halep’teki Kürt mahallelerine yönelik Suriye geçici hükümetine bağlı grupların saldırıları hakkında açıklama yayımladı.
Açıklamada, 6 aydır kuşatma altında tutulan mahallelerin hiçbir şekilde askeri tehdit oluşturmadığı vurgulandı. DSG açıklamasında, Şêx Meqsûd ve Eşrefîyê’ye yönelik saldırıların devam etmesi halinde sadece bu mahallelerin değil, tüm Suriye’nin açık savaş alanına dönüşeceğine dikkat çekildi ve sorumluluğun sivillere saldırmayı sürdürenlerde olacağı kaydedildi.
DSG güçlerinin Halep’te bulunmadığı belirtilen açıklamada, Şam hükümeti ve ona yakın kaynakların bu konuyla ilgili iddiaları bir kez daha yalanlandı. Açıklamada, şöyle denildi:
דBu iddialar, sivil halka yönelik saldırıları meşru kılmak için kullanılıyor. DSG’nin Halep şehrinde hiçbir askeri varlığı olmadı, bu mahallelerde askeri harekat yapmadı ve güvenlik sorumluluğunu İçişleri Bakanlığı’na devretti.
Garantör ülkelerin yanı sıra Suriye hükümetindeki ulusal birlik konusunda duyarlı olan kişilerin kuşatma, bombardıman ve sivil halka yönelik saldırıları derhal sonlandırmak için sorumluluk alması gerekiyor.
Saldırıların devam etmesinin sadece Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahalleri değil, tüm Suriye’yi açık savaş alanına dönüştüreceği ve bunun sorumluluğunun sivillere karşı güç kullanma konusunda ısrar eden kişilerde olacağını belirtiyoruz.
Demokratik Suriye Güçleri Genel Komutanlığı, konuyu yakından ve büyük bir hassasiyetle takip ediyor ve Şêxmeqsûd ile Eşrefiye mahallelerindeki sivillere yönelik kuşatma, güç tehdidi, sivil hedeflerin hedef göstermesi ve bunları baskı ve insan kalkanı olarak kullanması girişimlerinin tüm yasal ve insani açıdan kabul edilemez suçlar olduğunu vurguluyor.”



