Diyarbakır Baro başkanıyken Diyarbakır’ın Sur ilçesinde vurularak öldürülen Tahir Elçi’nin ölümünün ardından tam 10 yıl geçti. Peki aradan geçen 10 yılda ne oldu, açılan davada hangi gelişmeler yaşandı?
HABER MERKEZİ – Diyarbakır Barosu başkanıyken 28 Kasım 2015 günü, Diyarbakır’da, herkesin gözleri önünde suikasta uğrayan Tahir Elçi, ölümünün 10. yılında birçok kentte anılmaya devam ediyor. İnsan hakları ihlallerine karşı mücadelesiyle tanınan Elçi için Diyarbakır Barosu tarafından düzenlenecek kapsamlı bir anma programı düzenlenecek.
Anma Elçi’nin katledildiği Dört Ayaklı Minare’ye yapılacak yürüyüşle başlayacak. Yürüyüşe Elçi’nin dostları, hukukçular, Baro Başkanları, Türkiye Barolar Birliği Başkanı ve milletvekilleri katılacak.
Peki 10 yıl önce bugün neler yaşandı?
TAHİR ELÇİ NASIL ÖLDÜRÜLDÜ?
Tahir Elçi, 28 Kasım 2015 tarihinde Diyarbakır’ın Sur ilçesinde tarihi Dört Ayaklı Minare’nin önünde bir basın açıklamasının ardından çıkan silahlı çatışmada başından vurularak öldürüldü. Gazi Caddesi’nde güvenlik güçleri ile iki PKK’li arasında silahlı çatışma çıkmış, polis memurları Ahmet Çiftasan ve Cengiz Erdur hayatını kaybetmiş, Tahir Elçi ve bir grup gazeteci de çatışmanın ortasında kalmıştı. Tahir Elçi’nin öldürülmesinin ardından Sur’da sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
×Elçi’nin ölümüne neden olan merminin çekirdeği olay yeri incelemesi yapılmadığı için bulunamadı.
TARTIŞMALI HUKUKİ SÜREÇ
Olay yeri incelemesi 5 ay sonra gerçekleşti. Mermi bulunmadığı için kurşunun hangi silahtan çıktığı kesinleşmedi. Ancak sokaktaki kamera kayıtları saniye saniye Elçi’nin vurulduğu anları kaydetmişti. Adli Tıp, 2016 tarihli raporunda Elçi’yi vuran silahın saptanmadığı ve net bulgular elde edemediğini bildirdi.

Diyarbakır Barosu güvenlik kamerası kayıtlarını Londra’daki Forensic Architecture (Adli Mimarlık) adlı kuruluşa gönderdi.
Elçi’nin ölümüne yol açan kurşunun hangi silahtan çıktığı ve kim tarafından ateşlenmiş olabileceğine dair rapor hazırlayan İngiltere merkezli Forensic Architecture kuruluşu, Elçi’nin üç polisten birinin silahından çıkan kurşunla öldürüldüğünü tespit etti.
NELER YAŞANDI?
21 Ekim 2020’deki ilk duruşma yoğun güvenlik önlemleri altında yapıldı ve gergin başladı. Heyetin tarafsız olmadığı gerekçesiyle yapılan reddi hakim talep edildi. Dosya bir üst mahkemeye gönderildi.
2 yılda yapılan 6 duruşma da gergin geçti. Davacı tarafın birçok talebi reddedildi. 3 Mart 2021’deki ikinci duruşmada mahkeme heyeti sanıklar hakkında tutuklama taleplerini reddetti. Sanıklar hakkında, yurt dışına çıkış yasağı dahil adli kontrol tedbiri uygulanmasına, sanıkların duruşmalara SEGBİS aracılığıyla katılmasına karar verildi.
14 Temmuz 2021’deki üçüncü duruşmada ikisi gizli tanık 5 kişi dinlendi. Gizli tanıklar ilk ifadelerindeki beyanları değiştirdiler ve olayı görmediklerini söylediler. Mahkeme, TÜBİTAK’a müzekkere yazılarak olay anına ait silinen kamera kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına, dijital kayıtların yurt dışında incelenmek üzere katılan tarafa verilmesine, olay anında görevli tüm polislerin isim listesinin istenmesine karar verdi.
ARAŞTIRMA RAPORU DOSYAYA GİRDİ
12 Ocak 2022’deki dördüncü duruşmada olayın yaşandığı yerin karşısındaki kebapçının kamerasının hard diskinin boş olduğu ortaya çıktı. Sanıkların tutuklanması talepleri yine reddedildi.
15 Haziran 2022’deki beşinci duruşmada İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün görevlendirdiği iki Mülkiye başmüfettişi ve bir polis başmüfettişinin hazırladığı araştırma raporu 5 yıl sonra dava dosyasına girdi.
59 sayfalık raporda, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma ile ilgili bilgi ve belgeleri idari soruşturmayı yapan müfettişlerle paylaşmadığı için bazı konuların raporun kapsamı dışında bırakıldığı bilgisi yer aldı.
Cinayet öncesi takip edilen PKK’li Mahsum Gürkan’ın telefonlarının 2 yıl boyunca İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından dinlendiği de ortaya çıktı. 12 saniyelik kayıp kamera görüntülerinin silinip silinmediği, montaj yapılıp yapılmadığı ya da görüntülerin neden kesik olduğunun sorulması için Adli Tıp Kurumu’na müzekkere yazılmasına karar verildi.
Avukatların, olay yerindeki istihbaratçıların dinlenmesi ve sanık polislerin doğrudan mahkemede dinlenmesi talepleri reddedildi.

DAVUTOĞLU DİNLENMEDİ
Mahkeme heyeti, daha önce Diyarbakır’da yaptığı bir açıklamada “Tahir Elçi cinayeti siyasi bir cinayettir ve mahkeme heyeti çağırırsa ifade veririm” diyen dönemin başbakanı ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun dinlenmesine karar verdi.
Ancak 19 Eylül’de taraflara bildirilmeden verilen bir ara kararla, mahkeme, dosyaya yenilik katmayacağı gerekçesiyle Davutoğlu’nu dinleme kararından vazgeçti. 23 Kasım’daki son duruşmada ise müdahil avukatı konuşurken, mahkeme başkanı heyetle birlikte salonu terk etti. Yaklaşık 1 saat sonra avukatlara heyetin salona gelmeyeceği ve duruşmayı bitirdiği iletildi.
Duruşma çıkışı Adliye önünde basın açıklaması yapan barolar ve avukatlar “Ömrünü insan hakları ihlallerinin ve faili meçhul cinayetlerin aydınlanmasına adayan Tahir Elçi’nin dosyasını faili meçhul bırakmayacaklarını, davanın sahipsiz olmadığını” söyledi.
TÜRKAN ELÇİ: İLK DURUŞMADA ADALETE OLAN İNANCIM SARSILDI

Elçi’nin eşi Türkan Elçi, Gazete Duvar’dan İrfan Aktan’a beş yıl önce yaptığı açıklamada davanın ilk duruşması için şu ifadeleri kullandı:
“İlk duruşmada gördüklerim, tanık olduklarım karşısında, hem Türkiye hem de uluslararası alanda yankı uyandırmış böylesi bir olay için uygun yargılama koşullarının sağlanacağına dair inancımı kaybettim. Daha ilk duruşmada davaya ciddiyetle yaklaşıldığını, faillerin hak ettikleri cezayı alacaklarını gösterecek bir hava oluşmadı.”
×
TAHİR ELÇİ HAKKINDA…
Tahir Elçi, ilk ve orta öğrenimini Cizre’de tamamladı. 1991 yılında Diyarbakır Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.1992’de Diyarbakır’da serbest avukatlığa başladı. Ceza ve insan hakları hukuku alanlarında yoğunlaştı. İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye Barolar Birliği (TBB) İnsan Hakları Merkezi Bilim Danışma Kurulu üyesi olan Elçi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) da kurucularındandı.
1990’lı yıllardaki yargısız infaz, faili meçhul cinayetler, köy yakma davalarında mağdurların avukatlığını yaptı. 1994 yılında 26 kişinin ölümüne neden olan Kuşkonar ve Koçağılı köylerinin bombalanması, Lice Davası, Temizöz Davası, Roboski Katliamı gibi pek çok davada avukattı.
Birçok sivil toplum örgütünün kuruluş ve çalışmalarında yer alan Elçi, öldürüldüğünde, iki dönemdir Diyarbakır Barosu Başkanıydı. Öldürülmeden dakikalar önce yaptığı açıklamada “Silah, çatışma, operasyon istemiyoruz” demişti.
Bu açıklamasından bir süre önce ise CNN Türk televizyonunda yayımlanan Tarafsız Bölge programında “PKK terör örgütü değildir. Bazı eylemleri terör niteliğinde olsa bile PKK, silahlı siyasal bir harekettir. Siyasal talepleri olan, çok ciddi bir desteği olan bir siyasal harekettir” dediği için “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla gözaltına alınmış, daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Elçi’nin 1,5 yıldan 7,5 yıla kadar hapsi isteniyordu.



