Rıza Türmen
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu yayımlandı. Rapor, Türkiye’nin en önemli sorunlarından birine ilişkin olmasına karşın kamuoyunda fazla ilgi uyandırmadı. Bunu, ülkedeki gerçeklerle raporda yazılanlar arasındaki uçurumun raporun inandırıcılığını etkilemesiyle açıklayabiliriz.
Oysa rapor önemli. Bütün eksikliklerine karşın bir barış süreci başladı. PKK silah bıraktı. Silahlar sustu. Bir süredir can kaybı yaşanmıyor. Süreçle ilgili başka bir aşamaya geçildi. TBMM’de bir komisyon kuruldu. Bu Komisyon bazı sivil toplum temsilcilerini dinledikten sonra TBMM’e tavsiye niteliğinde bir rapor hazırladı.
Raporun hazırlanma süreciyle ilgili pek çok eleştiri yapılabilir. Örneğin, raporda “çalışmalarımıza sadece siyaset kurumu değil, toplumun bütün kesimleri de dahil edilmiştir” deniyor(s.37). Bu doğru değil. Komisyon’a görüş bildirmek isteyen STK’ların küçük bir bölümü bu olanağı buldu. Her iki partinin listelerinde bulunan birçok STK’nın görüşlerini açıklaması fırsatı verilmedi. Hangi STK’ların dinleneceğine, hangilerinin dinlenmeyeceğine hangi kritere göre, kim karar verdi? Belli değil. Bu konuda bir keyfiliğin mevcut olduğunu söylemek olanağı var.



