Uçum süreçle ilgili kaleme aldığı son yazısında geçiş sürecinin “adım adım hedefe yaklaştığını” belirtti ve dilde yapıcılık vurgusu yaptı.
HABER MERKEZİ – Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, her hafta Pazar günü olduğu gibi bu hafta da Kürt sorunun çözümü için devam eden süreçle ilgili bir yazı kaleme aldı.
Anadolu Ajansı’nda yer alan yazısında Uçum, geçiş sürecinin “adım adım hedefe yaklaştığını” belirtti.
Bununla birlikte “geçiş sürecine yönelik fikri sabotajların” da devam ettiğini ifade eden Uçum, “Bu fikri sabotajlara karşı durmak, bunları etkisizleştirmek ve ön alıcı fikri tedbirler geliştirmek son derece önemlidir” dedi.
“Dilde yapıcılık” vurgusu yapan Uçum, “İmralı dinlemesinin yapıldığı, geçiş sürecine ilişkin hukuk politikası raporunun hazırlanmasına geçildiği, bu rapora dayanarak geçiş sürecinin yasal düzenlemelerinin yapılması hususunda Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) bir irade ortaya koyacağı bu aşamada kurulacak dilin” son derece önemli olduğunu söyledi.
Uçum’un yazısında bu konudaki değerlendirmeleri şöyle:
Bazı tespitler yapmak gerekirse öncelikle ayrılıkçılık dili üzerinden sürece fikri sabotaj yapılmasına asla izin verilmemelidir. Demokratik siyaseti bölgecilik üzerinden istismar çabalarına set çekilmelidir.
Türkiye’nin demokrasisini ülke, millet, halk ve toplum esaslı ilerletme perspektifini benimseyen yaklaşımlara rağmen ayrılıkçı kimlik siyasetleri ve bölücülük içeren bölge esaslı siyasetler üretme çabaları da kabul edilemez.
Üstencilik dili, zafer dili, ayrılıkçılık dili, bütünleşme yerine parçalanmayı öne çıkaran dil şiddetle reddedilmelidir.”
“Tarihsel fırsat penceresinin” heba edilmemesi gerektiğini belirten Uçum’un geçiş süreci ile ilgili değerlendirmeleri ise şöyle:
Geçiş sürecinin hedefi ise bir amaca yöneliktir. Bu amaç da devletle ve milletle bütünleşmenin eksiksiz sağlanmasıdır.
Tabii ki hem geçiş sürecinde atılacak adımlarla hem de bütünleşme sürecindeki reformcu yaklaşımlarla demokratik siyaset alanı genişleyecek, demokrasimiz ilerletilip güçlendirilecektir çünkü silahlar tamamen bırakıldıktan ve sistematik terör yok edildikten sonra her tür sorunu ve konuyu demokratik bir zeminde ele almak mümkün, makul ve meşru hale gelir.
Herkesin tüm bunların farkında olarak süreç yönetmesi, dil kurması, ilişki yürütmesi, Türkiye’nin tamamına ve Türk milletinin asli unsuru olan her kesime kazandıracaktır. Ortak geleceğimizi daha güvenli ve güçlü bir şekilde inşa etmemizi sağlayacaktır. Bu “tarihsel fırsat penceresini” kimse heba etmemelidir.”



