Yusuf Karadaş
İktidar ortağı Bahçeli, ABD emperyalizminin Venezuela müdahalesini ve Devlet Başkanı Maduro’nun kaçırılmasını 15 Temmuz darbe girişimine benzeterek eleştiriyor. Ancak gerek Dışişleri Bakanlığı ve gerekse AKP Sözcüsü Ömer Çelik tarafından yapılan ilk açıklamalarda Venezuela’ya sanki bilinmeyen bir güç saldırmış gibi ABD emperyalizminin adı bile geçmedi.
Erdoğan ise 2016’daki 15 Temmuz darbe girişimi sonra kendisini arayan ilk devlet başkanı olan Maduro’nun kaçırılmasıyla ilgili konuşmak için bu talimatı veren Trump ile yapacağı telefon görüşmesini bekledi. Erdoğan üç gün sonra yaptığı açıklamada Maduro’yu ABD emperyalizmi değil de CHP kaçırmış gibi ana muhalefet lideri Özgür Özel’e yüklendi.
Kuşkusuz Bahçeli, Maduro’nun kaçırılması ve buna karşı Venezuela halkının ortaya koyduğu antiemperyalist tepki ile 15 Temmuz darbe girişimi arasında benzerlik kurarken, Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında kurulan rejime meşruiyet yaratma arayışı içindedir. Fakat gel gör ki bu darbe girişiminin asıl muhatabı olan Erdoğan ve Saray rejiminin sözcüleri yaptıkları açıklamalarda rejime meşruiyet yaratma amaçlı böylesi bir iddianın bile arkasında duramayacak kadar ABD emperyalizmi karşısında acizlik içinde olduklarını gözler önüne seriyorlar.
Maduro’nun bu politikayı sürdürmedeki zaafları başka bir tartışma konusu olmakla birlikte Venezuela, Chavez’le birlikte Latin Amerika’da ABD emperyalizmine karşı direnişin sembol ülkelerinden biri haline gelmişti. ABD’li enerji tekellerinin iştahını kabartan kanıtlanmış petrol rezervleri (303 milyar varil ile dünyada birinci sırada) ve ABD emperyalizminin rekabet halinde olduğu Rusya ve Çin ile kurduğu ilişkiler nedeniyle hem Chavez ve hem de Maduro, ABD emperyalizmi tarafından hazırlanan birçok darbe girişimine maruz kalmış ama halk desteğiyle bu girişimler boşa çıkartılmıştı.



