Evren Balta
2025’in özeti bir düzen değişimi. Tam da bu nedenle 2025 geride kalan bir yıl gibi durmuyor. Yeni bir dönemin ilk yılı gibi duruyor.
Bu yeni dönemin en belirgin işareti de iktidarın nasıl kurulduğunda görüldü.
Birinci dönüşüm: Kişiselleşmiş iktidarın hegemonik hale gelmesi
Zaten demokratik geri çekilme çağındaydık. 2025, bunu yavaş yavaş ilerleyen bir erozyon olmaktan çıkardı. Niteliksel bir sıçrama yarattı. Otoriterleşme artık sadece yayılmıyor. Meşru, kalıcı ve taklit edilebilir bir yönetme standardına dönüşüyor.
Sayılara bakınca zemin net. Dünyada otokrasiler demokrasileri sayıca geçmiş durumda. 91 otokrasiye karşı 88 demokrasi var. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 72’si otokrasilerde yaşıyor.
Bu dalganın baskın biçimi de kişiselleşmiş rejimler. Devletin kurumsal aklı geri çekiliyor. Karar alma dar bir çekirdeğe kapanıyor. Bu çekirdek lider etrafında kurulan klikler üzerinden işliyor. Klikler sadakatle bağlanıyor. Çıkarla pekişiyor. Kriz anında daha da sıkılaşıyor. Denetim zayıfladıkça keyfilik yönetme tarzına dönüşüyor.
Kuşkusuz bu rejim tipi yeni değil. 2025’te değişen, merkeze taşınması. Donald Trump’ın yeniden başkanlık koltuğuna oturması birlikte ABD de artık kişisel, sadakat temelli ve klik odaklı bir yönetme tarzına sahip.
Üstelik Trump ile ABD, demokrasi desteğini söylemde, bütçede ve kurumlarda sert biçimde budadı. Küresel demokrasi desteği finansmanının yaklaşık yüzde 90’ı durduruldu. Bu geri çekilme, bütün dünyada otoriterleşmeyi daha düşük maliyetli hale getirdi.



