BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Rojava’dan Münih Güvenlik Konferansı’nı okumak I

Demek menüde değil masadaymışız, bu iyi haber!

Rojava’dan Münih Güvenlik Konferansı’nı okumak I

Daha düne kadar “menü”de görünen Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, onca teknolojik donanımın dahi yetersiz kaldığı sahada IŞID gibi bir barbar oluşumu yendi ve kendi güvenlik alanlarını oluşturdu. Münih Güvenlik Konferansı’na da “sahadaki güvenliğin” tezahürü olarak davet edildi. Şimdi o masaya – Castro’nun deyişiyle – suçlanmak için değil suçlamak için oturdu: Sürekli endişeli Avrupa’nın ve kaygısız savaş baronlarının gözlerinin içine bakarak “Kürtler vardır, gerçek” diyerek.

Güler YILDIZ

Foto: BM Arşiv

Yıl 1960. Sovyetler Birliği ile ABD arasında amansız bir nükleer gerilim başlamıştı. Avrupa ülkelerinin Afrika ve Uzak Asya’daki sömürge imparatorlukları çatırdıyordu. Yeni ve bağımsız devletlerin kimlik savaşı vardı. Ve Latin Amerika’da devrimci bir dalga esiyordu.

ABD’de Eisenhower hemen ardından Kennedy, Çin’de Mao Zedung, SSCB’de Nikita Kruşçev, Fransa’da Charles De Gaulle. Mao hariç -ki o zaman Çin Pekin’den değil Tayvan’dan yönetiliyordu- hepsi Eylül ayında New York’ta yapılan BM toplantısına katılacaktı.

Batista rejimine karşı Sierra Maestra’da gerilla olarak mücadele yürüten Alejandro Castro Ruz, 1959’da devrimin başarılı olmasıyla ülkesinin başbakanı olmuştu. Ülkesi, BM üyesi bir devletti ve New York’taki o toplantıyı kaçırmayı hiç istemiyordu.

Önce milliyetçi sonra komünist bir hatta ilerleyen devrimin, gerilla mücadelesinin iki önemli temsilcisinden biriydi: Fidel Castro.

BM toplantısının belki de en renkli simalarından biri olacaktı ama yalnız değildi: 2 komünist daha vardı: Yugoslavya’dan Josip Broz Tito ve Arnavutluk’tan Mehmet Şehu. Modern zamanların Roma’sı olarak anılan New York, o yıl ev sahipliği yaptığı BM’de bir başka ilke daha tanık olacaktı: 22 yeni Afrika ülkesi. 1950-1960 arasında Avrupalı sömürgecilerinden kurtulup bağımsızlığını kazanan 22 ülke ilk kez o genel kurulda oylanacaktı.

Soğuk savaşın sıcak anlarıydı: Kruşçev bir yandan, 2 haftalık başkanlığı kalmış Eisenhower diğer yandan bu yeni 22 ülkeye şirinlik yapıyordu.  Dedikodulara göre Ike’nin orada olma nedeni tam da bu yeni 22 Afrika ülkesiydi. Onların bağımsızlığını destekleyen ABD, Afrika’ya sempatik de geliyordu. Yine de anti emperyalist söylem ve sömürge karşıtı sloganlarıyla komünistler de siyasi sempati için güçlü rakiplerdi. Soğuk savaş böyle böyle Avrupa’ya oradan Latin Amerika’ya oradan da Afrika ve Asya’ya doğru makas kırıyordu.

Foto: BM Arşiv

Komünistlerin BM’ye katılma tercihleri tamamen mizah sebebiydi. ABD’nin kalesine kadar girip, lobi çalışmalarını yürütüp, eğlenip geri dönüyorlardı.

Fidel Castro tam da bunu yaptı.

4 saat 29 dakika konuştu BM toplantısında. Batı medyası doğal olarak bu konuşmayı propaganda olarak tanımladı ve aşırı ideolojik buldu. Ama uzun uzun alkışlayanlar da vardı: Latin Amerika delegasyonu, Asya ve Afrika ülkeleri… Bu konuşma ABD ile Küba arasındaki diplomatik ilişkinin kopuşunu hızlandırdı.

KÜBA: KÜÇÜK AMA ONURLU ÜLKE

4 saat 29 dakikalık konuşmasında emperyalizmi, sömürgeciliği yeteri kadar incitmiş olan Castro, “emperyalizm yalnızca halkları sömürmekle kalmaz, onları aşağılar ve insanlık onurunu çiğner” demişti. “Latin Amerika halkları artık emperyalistlerden korkmuyor çünkü uyandılar” demişti. Ülkesine yönelik ağır yaptırımlara rağmen Küba küçük ama onurundan vazgeçmeyecek, bağımsızlığından ödün vermeyecekti.

Sanırım konuşmasının ilk cümlesiydi en vurucu olan: “Buraya savunma yapmaya gelmedik. Biz suçlanmıyoruz, suçluyoruz.”

1963: MÜNİH GÜVENLİK KONFERANSI

Tarihe geçen bu konuşmadan 3 yıl sonra, Ewald-Heinrich von Kleist tarafından Wehrkundetagung kuruldu. Yani Münih Güvenlik Konferansı.

Foto: MSC Arşiv

× Ewald-Heinrich Von Kleist, 2’nci Dünya Savaşı’nda bir Alman subayıydı. Hitler’e karşı başarısız bir suikast girişimine karıştı ve tutuklandı. Daha sonra yayıncı oldu, daha sonra bu konferansı oluşturarak Soğuk Savaş döneminde, özellikle Batı Bloku’nun güvenlik koordinasyonunu güçlendirmeyi amaçladı. Başlarda NATO ülkeleri ile Batı Almanya arasında kurulan bir diplomatik iş birliğiydi. Zaman içinde küreselleşerek alanı genişletildi ve sadece devlet başkanları değil, bakanlar, diplomatik ve savunma yetkililerini davet ederek küresel bir diyalog platformuna dönüştü.

Bugün konferans, güvenlik alanındaki en etkili gayri resmi diplomatik buluşmalardan biri olarak kabul edilir. Küresel krizler, çatışmalar, iklim güvenliği ve teknolojik tehditler gibi çağdaş meseleler üzerine diyaloglar yürütülür. Münih’teki yıllık toplantıların yanı sıra MSC, yıl boyunca tematik raporlar yayımlar ve bölgesel etkinlikler düzenleyerek uluslararası güvenlik gündemini şekillendirir.

Castro’nun tarihe geçen 4 saat 29 dakikalık konuşmasından 66 yıl sonra, bir Kürt kadın diplomat ile bir Kürt savaşçı, 15 yıllık Suriye iç savaşından sonra Suriyeli Kürtler, Ermeniler, Süryaniler ve Araplarla beraber kurulan Kuzey ve doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin temsilcileri olarak Münih Konferansı’na “son dakika” davet edildiler.

Foto:ANHA

Castro gibi oraya emperyalistlerle dalga geçmeye değil ama Castro’nun “emperyalizm yalnızca halkları sömürmekle kalmaz, onları aşağılar ve insanlık onurunu çiğner” dediği yerden cümle kurmaya gittiler. Dünyanın ne azılı barbar oluşumu IŞİD’e karşı verdikleri mücadelede 13 bin savaşçıyı kaybetmiş, yüzbinlerce Kürt yerinden edilmiş, binlerce insan kaçırılmış, toprakları gasp edilmişti. Esad’ın devrildiği 2024’ten bu yana da Ankara destekli Şam yönetimi ve onlara bağlı irili ufaklı çok sayıda cihadistin tehdidi altında kazanımlarını korumak ve bu tehdidi yıkıcı bir savaşa dönüştürmemek için diplomasiyi etkin kullanmaya başlamışlardı.

Münih Güvenlik Konferansı elbette resmi bir devlet zirvesi değildi ancak dünyayı bir araya getiren en önemli platformlardan biriydi. Lobicilik faaliyetlerinin üst düzeyde yaşandığı bu platformda olmak uluslararası meşruiyet ve temas için geçerliydi.

ROJAVA: KÜÇÜK AMA ONURLU BİR ÖZERK BÖLGE

Kanada Başbakanı Mark Carney, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda Trump’ın tehditlerine karşı Voltran olmayı önerdiği konuşmasında “Orta güçler birlikte hareket etmek zorunda, çünkü masada değilsek menüdeyiz” demişti.

Daha düne kadar menüde görünen Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, onca teknolojik donanımın dahi yetersiz kaldığı sahada IŞID gibi bir barbar oluşumu genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle yendi ve kendi güvenlik alanlarını oluşturdu. Münih Güvenlik Konferansı’na da “sahadaki güvenliğin” tezahürü olarak davet edildi. Şimdi o masaya – Castro’nun deyişiyle – suçlanmak için değil suçlamak için oturdu: Sürekli endişeli Avrupa’nın ve kaygısız savaş baronlarının gözlerinin içine bakarak “Kürtler vardır, gerçek!” diyerek.

Tabi bu samimi görüntülere Ankara’nın nasıl cevap vereceği bilinmez.

Ancak Münih Konferansı’na tam da 30 Ocak anlaşmasının uygulanmaya başlandığı bir aşamada gidilmesi, DSG’nin ve Özerk Yönetim’in rolünün yeniden anımsatılması ve tanımlanması açısından önemli bir ilk adım olarak görülebilir.

Küresel eşitsizliğin yani distopyanın “elit” mimarları arasında ütopyayı savunan ve halkının yürüttüğü diplomasi üzerinden yükselen Rojava’nın varlığı Konferans’ın ana temasının sıra dışı kaydını oluşturdu.

Rojava’da yine bu küresel yapının da desteğini alan Şam-HTŞ yönetimine karşı alan kaybetmiş görünse de bundan çok daha fazlasını kazandıkları ortada: Kürt realitesi.

İlham Ehmed ve Mazlum Abdi’nin Münih yolculuğunu bu denklem içinde okumak da gelecek tasavvuru için bir netlik ayarı olabilir. Tıpkı Abdi’nin altını çizdiği gibi:

“Bu görüşmelerin Rojava Kurdistan’ı için yeni bir başlangıç olacağına inanıyorum. Kürd bölgeleri hem idari hem askeri olarak kendi kendini yönetmelidir. Kürtlerin özgün hakları konusunda olumlu gelişmeler yaşandığını söyleyebiliriz.”

Benzer Haberler

Yeni İçişleri Bakanı’na çağrı |

Cumartesi Anneleri Rıdvan Karakoç’un faillerini sordu

“En az 165 kişi” |

Tanrıkulu, Irak’a nakledilen Türkiye vatandaşı IŞİD’lileri sordu

“Yaşam ve sağlığa erişim hakkı ihlal ediliyor” |

Ağır hasta Çam için "cezaevinde kalabilir" raporu

Nihai rapor hazırlanacak |

Haftaya Meclis Komisyonu’nda hareketlilik bekleniyor

DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları:

Süreçte siyasi, hukuki ve somut aşamaya geçilmeli

Fidan’ın açıklamaları gerilim yaratmıştı |

Erdoğan, Irak Başbakanı ile görüştü

Erdoğan ‘abluka altındaki’ Boğaziçi’nde konuştu l

'Baskıcı zihniyete rağmen hedeflerimize yürüyoruz'