1962 yılında vatandaşlıktan çıkarılarak “mektum” ve “ecnebi” olarak fişlenen Suriyeli Kürtler, 16 Ocak tarihli kararname ile Suriye Arap Cumhuriyeti kimliği sahibi olacak.
HABER MERKEZİ- Suriye İçişleri Bakanlığı, vatandaşlık hakkından mahrum bırakılan Kürtlerin kimliklerine kavuşması için gerekli yasal prosedürleri resmen açıkladı. Bakanlık, bu kapsamda Şam, Halep, Rakka ve Deyrezor’un yanı sıra Haseke’de özel başvuru merkezleri kurduğunu duyurdu.
Suriye vatandaşlığı verilmeyen Kürtlere Suriye vatandaşlığı tanıyan 13 Numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, 16 Ocak 2026’da Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara tarafından imzalanmış ve hemen uygulanması kararlaştırılmıştı. Bu adım, 1962 nüfus sayımı ve sonrasında vatandaşlıktan çıkarılan veya kayıt altına alınmayan Kürtlerin yasal statüye kavuşturulmasını hedefliyor.
İçişleri Bakanlığı, sürecin “yasal şeffaflık, vatandaşlık haklarının korunması ve eşitlik” ilkeleri çerçevesinde yürütüleceğini vurguladı.
Belirlenen prosedüre göre, vatandaşlık almak isteyen kişiler bireysel veya ailevi olarak ilgili merkezlere başvuruda bulunabilecek. Başvuru sahiplerinden “tanıtım belgesi” (kimlik bildirim belgesi) ve ikametgah belgesi ibraz etmeleri istenecek.
İZLEME KOMİTESİNİN BAŞINDA HAKİMLER VAR
Sürecin şeffaflığını ve hukuka uygunluğunu sağlamak amacıyla her merkezde bir hakimin başkanlık ettiği özel komiteler oluşturuldu. Bu komitelerin, başvuruları teslim aldıktan sonra en geç 20 gün içinde karara bağlaması öngörülüyor.
Başvuru süresi 30 gün olarak belirlenirken, yetkililer bu sürenin ihtiyaca göre uzatılabileceğini kaydetti.
Komite kararlarına itiraz etmek isteyen vatandaşlar için ise 15 günlük bir yasal süre tanındı. Tüm işleyiş, İçişleri Bakanı Yardımcısı başkanlığındaki merkezi bir komite tarafından denetlenecek ve hazırlanan nihai listeler İçişleri Bakanı’nın onayına sunulacak. Bakanlık, bu mekanizma ile sürecin hızlı ve adil bir şekilde tamamlanmasını amaçlıyor.
×1962 NÜFUS SAYIMI’NDA NE OLDU?

1960’lı yıllarda darbeyle iktidara gelen Baas rejimi, 1962 yılında Haseke’de gerçekleştirdiği olağanüstü nüfus sayımıyla on binlerce Kürdü vatandaşlıktan çıkararak “yabancı” veya “kayıtsız” statüsüne aldı. Söz konusu uygulama, Suriye Kürtlerinin uzun yıllar karşı karşıya kaldığı en temel sorunlardan biri olarak değerlendirildi.
Kaynaklara göre sayıları kesin olarak bilinmemekle birlikte yaklaşık 250 ila 300 bin kişi, “Mektum” ve “Ecnebi” olarak adlandırılan iki ayrı kategoriye ayrıldı. “Mektum” kayıt dışı, “ecnebi” ise yabancı anlamına gelirken, bu kişiler resmi olarak Suriye vatandaşı kabul edilmedi. Suriye yönetimi, yalnızca Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde yapılan sayımın ardından bu kişilerin vatandaşlıklarını iptal ederek ülke vatandaşı olmadıklarını ileri sürdü. Kürtler ise Suriyeli olduklarını savunmaya devam etti.
Yetkililer uygulamaya gerekçe olarak Türkiye’den yasa dışı geçiş iddialarını gösterdi; ancak bireysel inceleme ya da somut kanıtlara dayalı değerlendirmelerin yapılmadığı belirtildi. 1962’deki istisnai sayım sonucunda vatandaşlıktan çıkarılan Kürtler; konut edinme, kamu sektöründe çalışma, seçimlere katılma, yurt dışına seyahat etme ve evliliklerini resmî kayıtlara geçirme gibi temel medeni ve siyasal haklardan mahrum kaldı.
Evliliklerin resmi olarak tescil edilememesi, sonraki yıllarda “Mektum” statüsünde doğan ve sayıları 2004 verilerine göre yaklaşık 200 bine ulaşan kayıtsız bir kuşağın ortaya çıkmasına yol açtı. İnsan hakları örgütleri, söz konusu uygulamaların açık bir hak ihlali olduğunu belirterek Suriye Kürtlerinin ana dilde eğitim ve kültürel faaliyet haklarından da uzun süre yararlanamadığını vurguladı.



