Bu yüzyılda köleliğin tanımı birkaç kez daha değişti: Nesneye duyulan bağlılığın yarattığı köleliğin yarattığı gerçek kölelik! Bir avuç azınlık sevinecek diye çoğunluğun yoksullaştırıldığı bir dünyaya hangi aracın camından bakarsanız bakın aynı şeyi görürsünüz: Ahlak ve sorumluluk… Çok yazık bize.
Güler YILDIZ
Geçen haftalarda X’te paylaşılan bir görüntü bir anda milyonlarca kişinin ilgisini çekti. Görüntüde DEM Partili Milletvekili Meral Danış Beştaş, Diyarbakır’da kar nedeniyle aracıyla tünel gibi bir yerde mahsur kalmış, inip arabasının karlarını temizliyor eliyle.
Görüntü milletvekilinin dijital hesaplarından paylaşılmış olmalı.
Milletvekilinin kar temizlediği araba Tesla. X’teki bu paylaşımın altında onlarca ırkçı saldırı var. Özellikle elektrikli bir aracın şarjının nasıl ve nerede doldurulduğuna dair. Meseleyi kar temizliği yapılan Tesla’dan “kaçak elektrikle çalıştırılan” Tesla’ya indiren bir Kürt nefreti, milletvekilini linç ediyor.
Kürdü “kaçakçılıkla”, devlete verdiği zararla, devletin sırtında yük olmaya kilitleyen şey ne bir duygu ne bir öğretilmiş durum: Sadece güdü! Kürt görünce duyulan nefret ve tiksinti, yan yana olabilmeyi sürekli ıskalıyorsa burada genetik kodlarla yürüyen, nesilden nesle aktarılan bir güdüden söz edebiliriz.
Bir Kürt milletvekilinin böyle bir arabaya sahip olamayacağına dair küçümseyici paylaşımlar da yapılmış.
Niye olmasın?
Milletvekili maaşı 200 bin lira civarında. Bu marka bir araç ise 2- 2,5 milyon liradan başlıyor. Vekil isterse 1 yıllık maaşıyla rahatlıkla alabilir. Kaçak göçek yok bu hesapta.
Bursaspor tribünlerinden fırlamış, Meral Danış Beştaş’ı dövmeye X’e akın etmişler. Çirkinliğin sınırsızlığı üzerine uzun şeyler yazılıp, söylenebilir elbette.
AMA MESELE TESLA
Bu marka Elon Musk’ın dünyası. Yeniden yapılandırılmış birkaç modelle dünyada en çok rağbet gören araçlardan biri haline geldi. Türkiye’de de türedi zenginlerin (şu listelere girenler) ilgisine mazhar bir otomobil: Koş desen koşuyor, dur desen duruyor. 300 binin üzerinde bir alıcı portföyü oluşmuş.
Milletvekilinin bu görüntüsünün paylaşıldığı günlerde The Guardian Şili’de büyük bir protestodan bahsediyordu:
תili’nin Atacama Çölü’nün kızıl dağlarındaki yerli halk Colla’lar, artık nefes alamıyor, hayvanlarını otlatamıyor, meyve bahçelerinden yararlanamıyor. Tüm yaşam kaynaklarını yüzlerce yıldır aynı bölgede ören Colla’lar, Şili tuz düzlüğündeki lityum madenciliği nedeniyle su kıtlığı yaşıyor. Çünkü köyün tepesine çıktıklarında gözlerinin önünde sınırsız uzanan çölde beyaz altın arayıcıları alan genişletiyor. İngiliz- Avustralyalı madencilik şirketi Rio Tinto lityumu dağların daha yukarısındaki bir tuz düzlüğünden çıkarmak için bir anlaşma imzaladı. Köylüler bu yüzden tedirgin. Biliyorlar ki, kuş kadar hafif olan varlıkları şirketin bir adımında ezilecek, ağır bedel ödeyecekler…
Latin Amerika’nın kesik damarları bir efsane değil, her gün büyüyen bir talanla bu yüzyılın tek gerçekliği.
Bu şirketin en büyük alıcısı kim? Tesla. Elon Musk’ın geçen yıl kendisine ve elbette Trump’ın taleplerine rıza göstermeyen Latin Amerikalı ülke liderlerini “darbe mekaniği” ile nasıl tehdit ettiğini ben buradan anımsatayım, siz Google’dan bulun.
Elektrikli araç bir yeşil geçiş tercihi olarak elbette iyi görünüyor. Fosil yakıt tüketiminin dünyayı kasıp kavuran aşırı hava olayları ve çevresel yıkımın baş mimarı olduğunu hepimiz ezbere çektik.
2019’da Apple, Google, Tesla ve Microsoft’un da bulunduğu teknoloji devlerine, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki çocuk madencilerin ölümleri ve yaralanmaları nedeniyle tazminat davası açıldığını duymuşsunuzdur.
50 binden fazla çocuğun elle çıkardığı kobalt başta elektrikli araçlar olmak üzere dizüstü bilgisayarlar ve akıllı telefonlarda kullanılan lityum-ion pillerin üretiminde kullanılıyor.
TEPEGÖZÜ HIRSLA BESLEMEK
Şimdi bildiğimiz ama akılda pek de tutmadığımız bir badanayı yeniden anımsayalım.
Kapitalizmin sürdürülebilirliği için kaynak lazım. Tepegöz’ü düşünün, hayatta kalması için sürekli insan beynine ihtiyaç duyuyordu. Musk ve benzerleri bu çağın doymak bilmez tepegözleri. Ama o tepegözlerin iştahını kabartansa sınıfının makbulü görünmeye çalışanların yarattığı talep. Tepegöz varlığını bu “ara sınıfa” borçlu.
Bolivya, Arjantin ve Şili toprakları dünya lityum rezervinin önemli bir kısmını barındırıyor.
Ancak bu madeni çıkarmak için yüksek miktarda su tüketimi gerekiyor ki bu da ekosistemin neden kan kaybettiğini açıklar bir durum.
Yani Tesla bir yeşil dönüşüm efsanesinin harika çocuğu falan değil, Tepegöz’ün ta kendisi.
İşte Tepegöz geçen sene MAGA (Make America Great Again) şapkasıyla sağa sola parmak salladığında dünyanın birçok ülkesinde aklı başında herkes Musk ürünlerini en başta da Tesla’yı boykot etti. Resmi bir veri sunamıyorum burada ama Musk’ın şirketi geçen sene bayağı bir sarsıldı bu boykot nedeniyle. Alım gücü düştü, borsada işlemleri sallandı; ama kapitalizm bu, hacıyatmaz gibi, düşer gibi oldu, talep harikalığından yeniden korkunç arzına geri döndü.
ANTİ KAPİTALİST OLDUĞUNU GÖRÜNÜR KILMAK
DEM Parti’nin programında, bu partinin alfabesi yazılı: Kadın, çocuk, doğa, hayvan hakları, emek sömürüsü, anti kapitalizm… Birçok başlık ve içeriğinin altına imza atmamak mümkün değil:
“Her ekolojik ihtilaf aynı zamanda siyasal rejimle karşı karşıya gelişe dönüşüyor. Kaçınılmaz olarak faşizme karşı mücadeleyle örtüşmek zorunda olan ekoloji mücadelesi aynı zamanda faşizmin kalıcılaşmasını engelleyecek başlıca güçler arasında. Bu anlamda ekoloji mücadelesi, diğer bütün toplumsal mücadelelerden ayrı düşünülemez.”
Tek başına bu paragraf bile, kapitalizmin yoksullaştırdığı milyonlarca insana, derin yoksulluğun kalıcı olmaması için mücadele eden tek tek bireylerden örgütlü tüm kurumlara “yalnız değilsiniz” mesajı veriyor.
Yani Tesla ile mücadele demek faşizmle mücadele demek, Tesla ile mücadele demek kapitalizmle mücadele demek. Milletvekillerinin, parti programı açıklandığı gün elleri patlarcasına dakikalarca alkışladığı şey buydu işte.
Bu şahane metnin tamamını buradan bulabilirsiniz
2026 bizi bu derin meseleden de arındırır umarım.



