PJAK Yönetim Kurulu Üyesi Rêwar Awdanan, İran ve Doğu Kürdistan’da yükselen protestoların yalnızca ekonomik krizle sınırlı olmadığını belirterek, sürecin Tahran rejimine karşı derinleşen toplumsal bir halk hareketine dönüştüğünü söyledi. Awdanan, Kürt halkının öncü rolüne ve olası senaryolara dikkat çekti.
Diyar Ciwan
İran ve Doğu Kürdistan’da yaklaşık iki haftadır süren protestolar, Tahran merkezli İran İslam Cumhuriyeti rejimine yönelik biriken öfkenin yeni bir dışavurumu olarak görülüyor.
Özellikle İlam ve Kermaşan’da Kürt halkının kitlesel katılımı, eylemlerin salt ekonomik taleplerin ötesine geçtiğini ortaya koyarken, gözler bu süreçte PJAK’ın tutumuna çevrildi.
Kürdistan Özgür Yaşam Partisi PJAK protesto gösterilerini nasıl tanımlıyor?
İran güçlerinin müdahalesi daha da şiddetlenirse, PJAK ne tür bir politika izleyecek?
Ve önceki deneyimlerde olduğu gibi, İran rejimi gösterileri tekrar bastırmaya yeltenirse PJAK’ın İran’daki muhalif güçlerele birlikte nasıl bir yanıtı olacak?
Nûmedya24’e konuşan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) Yönetim Kurulu Üyesi Rêwar Awdanan, protestoların karakterini, rejimin olası müdahalelerini ve halk hareketinin geleceğini değerlendirdi.
Son zamanlarda İran rejimine karşı halkın tepkileri artıyor. Bu son protestoları nasıl tanımlarsınız?
Bu yıl, İran’da modern ulus devletin kuruluşunun 100. yıldönümü. İran’da yaşayan çeşitli uluslara karşı hükümetin 100 yıllık anti-sosyal, anti-demokratik ve son derece merkeziyetçi politikaları, ülkede yapısal sorunlara yol açtı. Bu sorunlar şimdi doruk noktasına ulaştı. İslam Cumhuriyeti, sorunlara demokratik çözümler için en ufak bir fırsat bile bırakmadı. Bu nedenle, İran’da çeşitli siyasi, ekonomik, kültürel ve çevresel bakımından devasa krizler ortaya çıktı. İran toplumu çok dinamik ve proaktif bir toplumdur. Bu kriz karşısında her zaman tepki verdi ve pasif kalmadı. Son protestolar, Kadınların (Jin, Jiyan, Azadî) Devrimi’nin devamı niteliğindedir. Bu protestolar çok yaygın ve radikaldir. Başlangıçta esnaf ve öğrenciler tarafından başlatılmış olsalar da şimdi toplumun daha fazla kesimi onlara katılıyor. Zagros’un güney kesimi, yani İlam, Kermaşan, Lorestan, Hamedan ve Bahtiyari de bu ayaklanmada çok belirgin bir varlık ve role sahip. Doğu Kürdistan’daki İlam ve Kermaşan, özgür bir yaşam için kadınların devriminin öncüleriydi ve şimdi de İran halkının yeni ayaklanmasının öncüleridirler.
Sebep sadece ekonomik kriz mi yoksa rejime karşı örgütlü bir öfke mi var?
İslam Cumhuriyeti’nin sınırları dışında hegemonya kurma stratejisi ve İsrail ile olan çatışma, İran için ağır bir maliyete yol açmıştır. On iki günlük savaş ve ardından nükleer meselede tetikleme mekanizmasının devreye girmesi, İslam Cumhuriyeti üzerinde ezici ekonomik baskılara neden olmuştur. Askeri savaşın yanı sıra, cumhuriyete karşı ticari ve ekonomik bir savaş yürütülmüştür. Bu savaş ve bunun sonucunda ortaya çıkan enflasyon, halkın geçimini ve ekmeğini en çok etkilemiştir. Bu rejimde yolsuzluk çok derindir. Sonuç olarak, İslam Cumhuriyeti sisteminin sadece özgürlük, eşitlik ve demokrasinin değil, aynı zamanda İran halkının geçiminin ve ekmeğinin de düşmanı olduğu söylenebilir. Bu nedenle, toplum bu duruma karşı ayaklanmıştır. Bu ayaklanma, (Jin, Jiyan, Azadi) devriminin devamıdır.
Mevcut durumda Kürtlerinin talepleri ile genel olarak İran halkının talepleri arasında bir fark var mı?
İran’daki tüm halkların talepleri bir birine yakındır. İran’da baskı ve zulüm her yerde mevcuttur. Kürtler de İran’daki ezilen milletlerden biridir. Kürtlerin demokratik mücadeleleri tüm İran’a ilham vermektedir. Jin Jiyan Azadî felsefesi çok hızlı bir şekilde Kürt sloganından İran’da evrensel bir slogana dönüştü. Yani, tüm ezilen milletler, kadınlar ve ezilen topluluklar bu sloganı demokratik taleplerinin taşıyıcısı olarak gördüler ve haykırdılar. Şimdi “ekmek ve ekonomi” büyük bir sorun haline geldiği için, Kürtler de dahil olmak üzere herkesi ayaklanmaya zorladı. Ancak bu protestolar ekonomik sorunlarla sınırlı değil ve insanlar yıllarca süren zulüm ve baskıdan kaynaklanan tüm birikmiş öfkelerini bu protestolar aracılığıyla gösteriyorlar. İran halkının ortak taleplerinin ve her bir milletin özgün taleplerinin demokratik taleplere dayandığına inanıyoruz.
Bu protestolar devam ederse, dış müdahale olma ve halk hareketine dönüşme olasılığı var mı?
İran’a karşı dış müdahaleler uzun süredir devam ediyor ve İran ile İsrail arasında 12 günlük savaşla doruğa ulaştı. Bu nedenle, İran’a yönelik yeni bir saldırı turu ve hatta tam ölçekli bir savaş söz konusu olabilir. İsrail ve İran arasındaki karşılıklı tehditler günlük olarak devam ediyor ve İran’ın karmaşık iç durumu da dış müdahaleyi içerebilir. Ancak, dış müdahale ve savaşın sorunları çözmediğine inanıyoruz ve bu nedenle demokratik halk protestoları, toplumun taleplerini karşılaması için daha iyi bir yoldur. Bu nedenle, kitlesel bir harekete dönüşme potansiyeline sahiptirler. Bu hareket, yeni bir yol izleyen Jin Jiyan Azadî Hareketi’nin bir devamıdır.
PJAK’ın kamuoyu tepkilerine yönelik tutumu şu ana kadar Tahran rejimine yönelik siyasi uyarılarla sınırlı kaldı. Rejimin halka yönelik baskısı ve şiddeti artarsa, bu tutum askeri eyleme dönüşebilir mi?
PJAK, toplumu güçlendirmek ve örgütlemek için elinden gelenin en iyisini yapıyor ve bunu görevi olarak görüyor. Toplumun her alanda kendi ayakları üzerinde durabilecek bir bilinç ve örgütlenme düzeyine ulaşmasını istiyoruz. Bu alanlardan biri de öz savunmadır. İnsanların ayaklanıp bir kurtarıcı gücün eline düşmesini istemiyoruz. Öte yandan, bu protestolar tamamen sivil ve halk hareketidir. İnsanlar seslerini barışçıl bir şekilde yükselttiler, ancak hükümet güçleri baskıya ve insanları öldürmeye başvurdu. İnsanların yıkıcı saldırılara karşı meşru savunma yapma hakkı evrensel bir haktır. Ancak herhangi bir hareketin sivil ve halk protestolarını şiddete yönlendirme hakkını kendisine vermesini de doğru bulmuyoruz. Doğu Kürdistan’daki Kürt toplumu ve İran’ın diğer halkları değerli tarihi deneyimlere sahiptir ve bu tür durumlarda kendilerine güvenmeleri gerektiğini bilirler. Biz de çalışmalarımızı ve görevimizi bu aynı özellikleri göz önünde bulundurarak yerine getiriyoruz. Protestoların demokratik örgütlenmesinin genişletilmesine, özyönetimli tabanlı oluşumların oluşturulmasına önem veriyoruz.
PJAK’ın bu protestolarla ilişkili rolü nasıl tanımlanabilir?
PJAK, uzun zamandır İran ve Doğu Kürdistan’ın siyasi arenasında aktif olarak yer almaktadır. PJAK’ın siyasi söylemi, mücadele felsefesi, siyasi ve sosyal sorunları çözmeye yönelik çözüm bulma projesi iyi bilinmektedir. Toplumun merkezine dayalı modern ve demokratik fikirleriyle PJAK, özellikle yeni nesil olmak üzere toplumun farklı kesimleri için çekicidir. Bu gerçek, Kadınların Özgürlük Devrimi’nde açıkça görülmüştür. PJAK’ın ortaya koyduğu siyasi proje ve çözüm bulma modeli, hem İran’ın tamamıyla hem de Kürtler, Lorlar ve Bahtiyariler de dahil olmak üzere Zagros’un kimlikleriyle uyumludur. Hem demokratik bir İran hem de yerel özyönetim isteyen bölgelerde, PJAK’ın projeleri ve programları doğal olarak daha fazla destek görmektedir. Bu bölgelerde, kadınların yaşamına, özgürlüğüne ve demokratik protestolara yönelik eğilim daha derindir. Bu nedenle Kermaşan, İlam, Hamedan, Lorestan ve Bahtiyari bölgelerinde daha radikal ve yaygın protestolar yaşandı. PJAK, hem İran genelinde hem de Zagros’ta bu protestoları destekliyor. Bu bölgelerin halkı geçmişte Kürt partilerine pek ilgi göstermemişti. Şimdi PJAK’ın programlarını talepleriyle mantıklı buldukları için, PJAK’ın fikir ve projelerine daha fazla eğilim gösteriyorlar. Elbette bu bir başlangıç. Şüphesiz ki PJAK, bu eğilimi yaymak için kararlılıkla çalışıyor.
Silahlı mücadeleniz ile halk hareketi arasında olası bir bağlantı var mı?
Öncelikle, silahlı savaş stratejimiz yok ve demokratik bir siyasi strateji çerçevesinde çalışan ve faaliyet gösteren bir siyasi örgütüz. Savunma güçlerimiz de meşru savunma çerçevesinde olası saldırılara karşılık veriyor. Toplumun demokratik örgütlenmesiyle meşgulüz. Bu nedenle, toplumun özgürlüğü, demokratik siyasetin zemininin hazırlanması ve toplumun kendi kendini yönetmesiyle uyumlu olan her türlü demokratik hareketi ve halk ayaklanmasını destekliyoruz. Toplumun zararına olacak şekilde mekânın güvenliğini sağlamaya yönelik partilerin demokratik ayaklanmalara askeri müdahalelerine meyilli değiliz. Bununla birlikte, öz savunma hakkını toplumun tüm demokratik ayaklanmaları için meşru bir hak olarak görüyoruz.
Geçmişte olduğu gibi, İran rejimi bu kez de halk gösterilerini bastırırsa, sonuç ne olur?
İran halkı kesinlikle daha radikal bir şekilde sahaya dökülecektir. Çünkü İran halkının kaybedecek hiçbir şeyi yok. Tüm özgürlükleri ve hakları çiğnendi ve şimdi sofralarındaki ekmek bile rant peşinde koşan hükümet aygıtı tarafından yağmalandı. Bir toplum, kaybedecek hiçbir şeyi olmadığını hissettiğinde, korkuya kapılmaz. (Jin, Jiyan, Azadi) Devrimi’nde de kadınların ve hatta genç kızların bedenlerinin, kimliklerinin ve özgürlüklerinin sahipliğini geri kazanmak için nasıl cesurca sokaklara döküldüğünü gördük. İran halkı, nefes almak, sofralarına ekmek getirmek ve özgür bir yaşam sürmek için diktatörle yüzleşmeye kararlı. Diktatörlerin mezarlığı olan Orta Doğu’da, mevcut rejimin mevcut zihniyeti ve politikalarıyla halkın önünde varlığını sürdürme şansı yok.
PJAK’ın olası sonuçlar için net bir yol haritası var mı?
PJAK tüm olasılıklara ve senaryolara hazırdır. İran ve Doğu Kürdistan halkının demokratik ve sivil ayaklanmalarını destekliyoruz. İslam Cumhuriyeti halkın protesto seslerini duymamakta ne kadar ısrar ederse, o kadar zor durumda kalacaktır. Her zaman bir planımız oldu ve Kürt sorununun demokratik bir şekilde çözülebileceği demokratik bir İran’a geçiş mücadelesinin arenasında yer aldık.



