BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Dünyayı değiştiren kadınlar-1 I

Alice Stokes Paul’un bitmeyen mücadelesi

Dünyayı değiştiren kadınlar-1 I

Kaba saba erkek siyasetinin kıskacındaki ABD’de kadınların oy hakkını anayasal güvenceye kavuşturan mücadelenin en radikal isimlerindendi Alice Stokes Paul. Bugün onun doğum günü.

HABER MERKEZİ-  ABD’de kadınların oy hakkı mücadelesi çoğu zaman tek bir yasayla kazanılmış gibi anlatılsa da, bu sürecin arkasında ağır bedeller ödeyen isimler vardı. O isimlerin başında, yaşamını kadınların siyasal eşitliğine adayan Alice Stokes Paul geliyor.

1885 yılında New Jersey’de Quaker inancına sahip bir ailede doğan Paul, çocukluğundan itibaren kadın-erkek eşitliğinin “doğal” kabul edildiği bir çevrede büyüdü. Annesiyle birlikte oy hakkı toplantılarına katılan Paul için kadınların siyasetten dışlanması erken yaşta sorgulanması gereken bir adaletsizlikti.

Eğitim için gittiği İngiltere, onun siyasal çizgisini belirleyen dönüm noktası oldu. Londra’da Emmeline Pankhurst’ün öncülük ettiği süfrajet hareketine katılan Paul, burada barışçıl dilekçelerin değil, sivil itaatsizlik ve doğrudan eylemin etkili olduğunu gördü. Defalarca tutuklandı, hapiste açlık grevine girdi ve zorla beslendi. Bu deneyim, onun mücadele anlayışını kökten değiştirdi.

1910’da ABD’ye dönen Alice Paul, ülkedeki kadın hareketinin “sabırlı ve uzlaşmacı” çizgisini yetersiz buldu. 1913’te Başkan Woodrow Wilson’ın yemin töreninden bir gün önce Washington’da düzenlenen büyük kadın yürüyüşünün mimarı oldu.

Geçit töreni, mor ve altın renkli bir deniz içinde yer alan kadın hakları savunucularından oluşuyordu: Akademiden, meslek örgütlerinden ve eyalet ve yerel yönetimlerin temsilcilerinden oluşan yaklaşık 8 bin kadın, Capitol’den Beyaz Saray’a kadar Pennsylvania Bulvarı’ndan geçti ve ertesi gün yapılacak olan açılış töreni için hazırlanan güzergahta yürüyordu.

Wilson, Washington’a vardığında, sokakların neden boş olduğunu sordu ve bir yardımcısı ona herkesin “kadın hakları savunucularının geçit törenini izlediğini” söyledi. Yaklaşık yarım milyon seyirci, hem destekçiler hem de kadın haklarına karşı çıkanlarla birlikte geçit törenini izliyordu.

Ancak, kalabalıklar sokakları doldurmaya ve yürüyüşün devam etmesini engellemeye başlayınca, yürüyüş oy hakkı mücadelesi için barışçıl bir gösteri olarak kalmadı. Yürüyüşteki birçok kadın hakları savunucusu, kalabalık üyeleri tarafından ayaklarına çelme takılarak yere düşürülüyordu.

Sonra fiziksel şiddet başladı. Yürüyüş sırasında polis varlığı yetersizdi ve ve bazı kadın hakları savunucuları, orada bulunan az sayıdaki polis tarafından “Evde kalsaydınız böyle bir şey olmazdı” şeklinde azarlandı. Kalabalık şiddeti, kadınlara oy hakkı verilmesinin birçok Amerikalı için dehşet verici olduğu kültürel tonu yansıtıyordu. Yaklaşık 300 kadın kalabalık şiddetiyle zarar gördü, ancak yürüyüş nihayetinde Paul’ün hedeflediği gibi, ertesi gün Wilson’ın göreve başlamasından çok daha fazla gazetede manşet olmuştu.

On binlerce kadının katıldığı yürüyüş, polis şiddeti ve saldırılarla gölgelense de kamuoyunun dikkatini kadınların oy hakkına çekti.

Paul, kısa süre sonra Ulusal Kadın Partisi’ni (National Woman’s Party) kurarak hedefini netleştirdi: Kadınların oy hakkının anayasal güvence altına alınması.

1917’de, ABD I. Dünya Savaşı’ndayken dahi Beyaz Saray önünde sürekli protestolar başlatıldı.  “Demokrasi diyorsunuz, peki kadınlar nerede?” yazılı pankartlar iktidarın sabrını taşırdı.

Bu protestolar nedeniyle Alice Paul ve arkadaşları tutuklanarak Occoquan Hapishanesi’ne gönderildi. Paul burada da açlık grevine gitti. Kasım 1917’de yaşanan ve tarihe “Terör Gecesi” olarak geçen olayda, tutuklu kadınlar darp edildi, hücrelere kondu ve zorla beslendi. Yaşananlar basına yansıdığında kamuoyu tepkisi büyüdü.

Artan baskı ve toplumsal destek sonucunda, 1920 yılında ABD Anayasası’nın 19. Değişikliği kabul edildi. Böylece kadınların oy hakkı anayasal güvenceye kavuştu.

Ancak Alice Paul için mücadele burada bitmedi. 1923’te bu kez Eşit Haklar Değişikliği’ni (ERA) hazırladı. Amaç, cinsiyet temelli her türlü ayrımcılığın anayasal olarak yasaklanmasıydı. Bu değişiklik Paul’un yaşamı boyunca yasalaşmadı; ancak ABD’de eşitlik tartışmalarının merkezinde kalmaya devam etti.

Evlenmeyen, çocuk sahibi olmayan ve hayatını tamamen mücadeleye adayan Alice Paul, 1977 yılında 92 yaşında hayatını kaybetti. Bugün ABD’de milyonlarca kadının oy kullanabilmesi, onun hapishane duvarları arasında verdiği direnişin sonucu olarak görülüyor.

Benzer Haberler

DEM Parti’den Halep açıklaması: Saldırılar insanlık suçu |

"Çözüm ortada SDG yöneticilerini Ankara’ya davet edin"

TBMM’de bu hafta l

Gündemde neler var?

Kani Torun, Barrack’ı alıntıladı iktidarı eleştirdi:

Dilimizde tüy bitti...Suriye’deki tarafları Ankara’da bir araya getirin