Fikret İlkiz
Herkes ifade özgürlüğü hakkına nasıl sahipse, herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmalarına saygı gösterilmesi hakkına da sahiptir. Hukuk ifade özgürlüğünü aynı zamanda bireylerin itibarlarına yönelik haksız saldırılardan korur. Basın özgürlüğü ile kişilerin şeref ve itibar hakkı arasında adil bir denge kurabilmelidir.
Cevap ve düzeltme hakkı basın meslek ilkeleri arasında yer alır.
Basın Konseyi Meslek İlkeleri (2025) Madde 15 gereği; “Basın organları, cevap hakkına ve yanlış yayınlardan kaynaklanan tekzip hakkına saygı duyarlar”
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde “Gazeteci, karşı görüşe ve cevap hakkına, kötüye kullanılmaması ve kabul edilebilir biçimde yapılması kaydıyla saygılı olmalıdır” ilkesi “Gazetecinin temel görevleri” arasında sayılmıştır.
Düzeltme ve cevap hakkı, basını sınırlandırır. Çünkü herhangi bir yayından sonra en kısa süre içinde “bir cevap yayımlamaya zorlayan” bir haktır. Basın özgürlüğü ile şeref ve itibar hakkı arasında dengeyi sağlayan bir işlev üstlendiği söylenebilir.
“Nitekim Anayasa’nın 32. maddesinde güvence altına alınan düzeltme ve cevap hakkının düzenleniş biçimi ve lafzı dikkate alındığında da bu hakkın tanınması ve kullanım şartlarının belirlenmesi ile birbiriyle çatışan; Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan şeref ve itibar hakkı ile Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlükleri arasındaki dengelemenin bizzat Anayasa koyucu tarafından kurulduğu anlaşılmaktadır.”



