‘Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının’ ilk duruşmasının 10’uncu gününde ‘suç örgütü liderliği’ suçlamasıyla yargılanan Aziz İhsan Aktaş savunma yaptı. Beraat edeceğinden emin olduğunu söyleyen Aktaş, amacının ‘doğruların ortaya çıkması’ ve ‘devlete yardımcı olmak’ olduğunu söyledi. Aktaş, şirketlerine düzenli ödeme yapılması için belediye görevlilerinin şahsi isteklerini karşılamak zorunda kaldığını iddia etti.
HABER MERKEZİ – Kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası” olarak bilinen İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi davasında aralarında 5’i tutuklu olmak üzere 7 CHP’li belediye başkanının da bulunduğu 200 sanığın yargılandığı davada, ilk duruşmanın 10. gününde devam etti.
Hakkında 704 yıl hapis cezası istenen, örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen ancak tutuksuz yargılanan Aziz İhsan Aktaş savunma yaptı. Amacının “doğrularının ortaya çıkması” ve “devlete yardımcı olmak” olduğunu iddia eden Aktaş, beraat edeceğinden emin olduğunu söyledi. Aktaş, belediyeden aldığı ihalelerde hak edişlerin düzenli ödenmediği için şirketlerinin mali sıkıntıya düştüğünü, ödemeleri alabilmek için ‘yetkililerin nakdi ve şahsi taleplerini karşılamak zorunda kaldığını’ iddia etti.
‘YETKİLİLERİN ŞAHSİ TALEPLERİNİ KARŞILAMAK ZORUNDA KALIYORDUM’
Davada ‘suç örgütü lideri’ suçlamasıyla tutuksuz yargılanan Aziz İhsan Aktaş ilk kez kürsüye çıktı. Siyah dosyasını eline alarak kürsüde savunmasına başlayan Aktaş, adıyla anılan örgüt iddiasına ve 63 eyleme ilişkin savunmasının zaman alacağını dile getirdi. Basında tutuklandığı günden bu yana yanlış haberler yapıldığını iddia eden Aktaş, kendisi, ailesi ve ticari hayatıyla ilgili bilgi verdi.
Aktaş’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
“Benim doğrudan sahibi olduğum ve yönettiğim firma sayısı sadece 2’dir. Beni mağdur edenleri ortaya çıkarmak ve gerekli belgeleri tamamlamak için 3 ay bekledim, etkin pişmanlıktan faydalanmak için. Örgüt kurma suçuna ilişkin olarak, şirket kurmuşum, ‘örgüt olmuş’ denmiş; istihdam yaratıp işçi çalıştırmışım, çalışanlarıma ‘örgüt üyesi’ denmiş. Her bir iddia için tek tek savunma yapacağım.
Benim şirketlerim, kardeşlerimin ya da yakınlarımın şirketlerinin hak edişleri zamanında ve düzenli ödenmiyordu. Şirketlerimde işler durma noktasına gelmişken, ödemeler zamanında ve düzenli yapılmıyordu. Bu ödemelerin gecikmesinden dolayı işlerin yürütülmesi zorlaşıyordu. Şirketler ekonomik kayba uğruyordu. Artık iş yapamaz duruma geliyordum. Bu baskılar sonucu bazı belediyelerde biriken hak ediş ödemelerini alabilmek, bazı belediyelerde hak edişleri düzenli alabilmek, bazı belediyelerde ise başkan değişikliği sonrasında hak ediş ödemelerinde süreklilik sağlamak adına, yetkililerin nakdi ve şahsi taleplerini karşılamak zorunda kalıyordum. Öyle ki bazı belediye başkanları sadece kendi şahsi taleplerini değil, başka belediyelerde aday olan ya da seçilen, siyasetten arkadaşları olan başkanların, adaylarının dahi taleplerini karşılatıyorlardı.
Bazı belediye başkanları huzurda belgeler sunarak ödemelerin düzenli olduğunu iddia etseler de talepleri karşıladığımız için hak edişlerimiz düzenli ödeniyordu. Bu yüzden irtikap suçu savunmaları yersizdir.
Bazen alacağınızı kurtarmak için belediyeye ya da iştiraklerine ait gayrimenkuller teklif ediliyor ve bunları fahiş fiyatlarla satın alıyorsunuz. Ailelerine, eş dost çevresine araç tahsis ediyorsunuz. Bazen bir belediye başkanının aracını değerinden çok fazla fiyata satın alıyorsunuz. Bazısında bu belediye başkanının akrabalarına ait gayrimenkulleri 4-5 kat fazlası fiyata satın alıyorsunuz. Bazen belediye başkanlarının eskiden kalma borçlarını ödüyorsunuz, bazısına araba alıyorsunuz. Otellerde, en lüks restoranlarda misafir ediyorsunuz. Ama yetmiyor, her istek karşılanınca, her rant bitiş dönemi gelince öyle talepler geliyor ki kabul etmek zorunda kalıyorsunuz.
Hani diyorlardı ya, ‘itirafçı değil iftiracı’; ben mahkemede tüm itiraflarımı kısaca özetleyeyim. Benden istenenleri bedelleriyle söyledim mi? Söyledim. Paranın hangi bankadan, kim tarafından çekildiğini söyledim mi? Söyledim. Yetmedi, dekont sundum. Araçları kimin aracıyla, ne zaman teslim ettiğimi söyledim. Söylediklerimle paraları teslim alanların hesap kayıtları da eşleşti. Daha ne yapacağım; paraların seri numarasını alıp görüntü mü çekeceğim, ses kaydı mı alacağım?
(Beşiktaş Belediyesi’ndeki iddialara ilişkin) 30 Nisan’da verdiğim etkin pişmanlık ifadem, 11 Mayıs’taki etkin pişmanlık ifademi aynı şekilde kabul ederim. Fahri Aksoy belediyede çalışmaktaydı, ihaleyi kaybedince Rıza Akpolat’ı tehdit etmeye başlamış. Ödemeler resmi yolla yapılmadığı için… Eylem 45 ile ilgili savcılıkta verdiğim ifadeyi aynen tekrarlarım. Alican Abacı, Akpolat’a AUDİ ve Mercedes araçlarının satın alınması şartı koymuş, araçların gerçekte ne kadara alındığını soruşturma aşamasında öğrendim. 2 araç ödemesi 10 Haziran’da yapılan baskı neticesinde alınmıştır. Araçların kardeşlerimin şirketi adına alınmasını istediler.
‘AK PARTİLİ BELEDİYELERDEN 100, CHP’Lİ BELEDİYELERDEN 120 İŞ ALDIK’
İddia edildiğinin aksine; benim, akrabalarım ve yakınlarımın şirketleri toplamda 400’e yakın kamuda iş almış; bu işlerden AK Parti belediyelerinden 100, CHP belediyelerinden 120, siyaset üstü kurumlar olan devlet dairelerinden 130, diğer parti, kayyum idareleri ve bağımsız kuruluşlardan 50 adet iş almışızdır. Dolayısıyla CHP’li belediyelerden almış olduğumuz iş sayısı, AK Parti belediyelerinden almış olduğumuz iş sayısından çok da fazla değildir. Ancak söz konusu işlerin ticari büyüklüğüne baktığımızda; CHP’li belediyelerden 10.5 milyar civarı, AK Parti belediyelerinden 3.5 milyar civarı, devlet kurumları ve diğer partilerden 800 milyon civarı iş aldık.
‘BENİM İFADEM KAPSAMINDA 4 BELEDİYE BAŞKANI TUTUKLANDI’
Kamuoyuna vermiş olduğum ifadelerle onlarca belediye başkanının tutuklandığı dile getirilse de, benim etkin pişmanlık ifadelerim kapsamında tutuklanan belediye başkan sayısı 4’tür. Bu davada iddianame konusu olmayan Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, bu davada iddianame konusu olan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin… (Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ise 13 Ocak’ta yapılan operasyondan üç ay önce tutuklanmıştı). Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat ise benimle aynı gün gözaltına alındı.
Beykoz, Şişli, Beylikdüzü, Büyükçekmece, Şile, Bayrampaşa, Manavgat belediye başkanlarının; Antalya Büyükşehir, İstanbul Büyükşehir, İzmir Büyükşehir eski başkanı ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı’nın soruşturmaları benim etkin pişmanlık ifademle ilgili değildir.
Daha önce bahsettiğim üzere; öncelikle benim üç ay kadar süreyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma karar sürecim oldu. Avukatlarım vasıtasıyla bu sürece karar verdikten sonra Nisan ayı sonu itibariyle ilk beyanımı verdim. İlk beyanımın verilmesi üzerine yaklaşık 140 gün savcılık makamına sunmuş olduğum bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi, teyit edilmesi, doğrulanması süreçleri oldu. Bu süreçlerin tamamlanmasıyla Haziran ayının ilk haftasında adli kontrol (ev hapsi) kapsamında mevcut soruşturma dosyasından tahliye edildim ve ilerleyen süreçte de ev hapsi kaldırıldı. Tüm bu yasal süreçlerden sonra şu an sizin huzurunuzdayım. Her ne kadar benim tüm CHP belediyelerine karşı art niyetli olduğum yönünde bazı sanık avukatlarınca dile getirilse de; bugüne kadar ben ve yakınlarım 30’dan fazla CHP’li belediye başkanıyla çalışmışken, benim beyanlarımla tutuklanan belediye başkan sayısı 4’tür. Dolayısıyla 30’dan fazla belediye başkanıyla ilgili beyanda bulunabilirdim; ama benim yetişme tarzımda suçsuz ve günahsız insanlara iftira atmak yoktur.”
AKTAŞ’IN KUZENİ SAVUNMA YAPTI
Duruşmada sabah yapılan savunmalardan öne çıkan başlıklar ise şöyle:
Aziz İhsan Aktaş’ın kuzeni Ayşegül Ünal: İddia edilen suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama eylemine ilişkin herhangi bir eylem mevcut değildir, bu iddia hatalıdır. İddianame içerisinde MASAK raporunda belediyeden gelen herhangi bir para transferine ya da çek tahsilatına rastlanmadığı, aynı zamanda sonuç olarak ihale bedeliyle mal hizmet satışı ve bunlara karşılık olarak banka hesaplarına giren tutarlar arasında farkların bu denli olmasından dolayı ‘ihalenin alınmasına özel bir sebep olabilir’ denilmiştir. Bu hatalıdır.
Şirketimin almış olduğu ihalenin toplam bedeli 9.916 olmasına karşılık ilgili belediyeye 1.898 tutarında mal hizmet satışında bulunulduğuna dair form bilgisine ulaşıldığı hatalı. Belirttiğim üzere ilgili iş kapsamında belediyeye toplamda 9.743 bedelinde 8 adet fatura kesilmiştir. Kesilen faturalar ve hizmetler karşılıklı olarak belediyeden de 4 adet çek alınmıştır. Böylelikle girmiş olduğum ihale sözleşme bedeliyle kesmiş olduğum sekiz fatura karşılığında tahsil etmiş olduğum 4 adet çek bedeli birbiriyle örtüşmektedir. Yani iddianame kapsamında suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçuna öncülük teşkil edebilecek hiçbir eylemde yer almadım. Bu sebeple MASAK’ın hatalı raporuna dayanan suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçunu kabul etmiyorum. Hakkımda uygulanan adli kontrol tedbirlerinin şirket ve şahıs hesaplarının üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasını talep ediyorum.
Mahkeme Başkanı: “Aziz İhsan Aktaş’ın kurduğu ihale sistemiyle firmaların hiçbirini kendi adına yapmadığı, kardeş ve akrabaları üzerine yaparak…” diye devam eden bir iddia var. Siz Aziz İhsan Aktaş’la ilgili kısmına cevap verdiniz. Ancak bu diğer firmalardan tanıdıklarınız veya bağlantılı olduklarınız var mı?
Ayşegül Ünal: Evet, ben ticaret yapıyorum. Ticaretimin bulunduğu firmalar mevcuttur. İddianame kapsamında ticaret yaptığım tüm firmaları da sizlere sunarım.
Mahkeme Başkanı: Peki sahipleri ya da ortakları, yetkililerini bildiğiniz firmalar var mı? Bu şekilde irtibatınızın olduğu.
Ayşegül Ünal: Tanıdığım şirketler var.
Mahkeme Başkanı: Aynı binada olmasının sebebi nedir?
Ayşegül Ünal: Ben gıda sektörünü bıraktıktan sonra şirketin faaliyet alanını da değiştirdim. Benim bulunduğum konum zaten Koşuyolu’nda aynı yerde olduğu için orada uygunluk gördüm. Oraya taşıdım. Başka yok.
AKTAŞ’A 300 BİN DOLAR BORÇ
Avukatlar Ayşegül Ünal’a, Aziz İhsan Aktaş’a verdiği 300 bin dolar para hakkında da sorular yöneltti. Bu parayı borç olarak verdiğini ve Aktaş’ın ne için kullandığını bilmediğini söyleyen Ünal, borcun geri ödendiğini, alacak verecek ilişkileri olmadığını dile getirdi.
Ayşegül Ünal’ın sahibi olduğu İntursa Denizcilik ve Taşımacılık Sanayi LTD ŞTİ, 2017 yılında İstanbul’da kuruldu. Kuruluşundan itibaren ise 2’si CHP’li, 3’ü AKP’li belediyeden 5 ihale aldı.
İSFALT YÖNETİCİLERİ SAVUNMA YAPTI
İSFALT İŞ Güvenliği Uzmanı Çağrı Mazı, İSFALT İdari İşler Müdürlüğü’nde uzman Murat Delice ve Akın Kumanlı, savunmalarını yaparken kendilerine yönelik suçlamaları reddetti.
Duruşmada verilen aranın ardından ‘suç örgütü lideri’ suçlamasıyla tutuksuz yargılanan Aziz İhsan Aktaş’ın savunma yapması bekleniyor.



