İran rejimi, ABD yönetiminin rejimi tamamen yıkmayı hedeflemeyen, ancak rejim değişikliğini – rejimi ABD cehpesine yönlendirmeyi- amaçlayan iç muhalefeti desteklemeye daha istekli olduğunun farkında. İran rejiminin Reformist Cephe’yi hedef alması bu açıdan analiz edilebilir.
Rojin MUKRIYAN
İran reformculara karşı sert önlemler alıyor
İranlı yetkililer, Umman’ın başkenti Maskat’ta ABD – İran dolaylı görüşmelerinin yeniden başlamasından günler sonra, Reformist Cephe’nin üst düzey isimlerini gözaltına aldı.
Bu hamle, rejimin Washington’un artan ekonomik ve diplomatik baskısıyla karşı karşıya kalması nedeniyle iç muhalefeti zayıflatmayı amaçlıyor gibi görünüyor.
Gözaltına alınanlar arasında, 2024 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mesud Pezeşkiyan’ın seçim kampanyasında kilit rol oynayan Reformist Cephe Lideri ve İran İslam Halk Partisi Genel Sekreteri Azar Mansouri de bulunuyor. Gözaltındaki diğer önemli isimler arasında, Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminde Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Mohsen Aminzadeh ve Reformist Cephe’nin siyasi komitesi başkanı İbrahim Asgharzadeh yer alıyor.
Devletle bağlantılı medya kuruluşları ile aralarında Devrim Muhafızları’na bağlı yayın organlarının da bulunduğu mecralar, söz konusu kişilerin “ulusal birliği zayıflatmak, anayasaya karşı çıkmak ve düşman propagandasıyla koordineli hareket etmek” ile suçlandığını bildirdi. Tasnim Haber Ajansı, reform veya sosyal meselelerdeki eleştiri başlığı altında bile olsa yabancı düşmanlarla işbirliğinin hoş görülmeyeceği konusunda uyardı.
Genellikle İran’ın dini liderinin çevresindeki destekçilerinin görüşlerini yansıtan Kayhan gazetesi, gözaltına alınanları “yıkıcı ve isyan çıkarmaya çalışan bir ağ” olarak nitelendirerek, “sistemi devirmeyi amaçlayan gizli mekanizmalar kurmak” ve ulusal birliği zayıflatmakla suçladı.
Gözaltılar, Reformist Cephe’nin İran hükümetinin son protestolara yönelik baskısını eleştiren ve en az 6.000 kişinin ölümüne yol açtığı belirtilen açıklamasından sonra geldi. Cephe, bir “ulusal meclis” kurulmasını ve “acil, temel ve ciddi yapısal reformlar” yapılmasını istedi. Açıklamada, birçok protestocunun isyancılar veya yabancı ajanlar tarafından öldürüldüğü şeklindeki resmi açıklamaya meydan okundu ve güvenlik güçlerinin varlığına rağmen binlerce sözde “bilinmeyen silahlı unsurun” ülke çapında nasıl faaliyet gösterebildiği sorgulandı.
Açıklamanın ardından, Devrim Muhafızları’nın istihbarat birimleri çeşitli aktivistlerin evlerine baskın düzenledi, bazılarını gözaltına aldı; bazıları da ifadeye çağrıldı. Gözaltına alınanlar arasında Reform Cephesi Başkan Yardımcısı Mohsen Armin ve Sekreteri Badr al-Sadat Mofidi de bulunuyordu. Devlet haber ajansı IRNA, bu kişilerin ABD ve İsrail’den gelen tehditlerle birlikte siyasi ve sosyal istikrarı bozmayı amaçlayan faaliyetler düzenlediğini iddia etti.
İran yargısının başında bulunan Gulam Hüseyin Mohseni-Ejei, bazı İranlı aktivist ve politikacıların ABD ve İsrail’in mesajlarını tekrarlayarak rejimin temel direği olan Velayet Fakih’i [Fakihin Yönetim Yetkisi – Şii inancına göre otoriteye sahip yönetim erkinin yetkisi] hedef aldığını söyledi.
Gözlemciler, reformcu grupların Aralık 2017 protestolarından ve 2022 “Jin, Jiyan, Azadî” hareketinden bu yana önemli ölçüde halk desteğini kaybettiğini belirtiyor. Protestocular arasında “reformist ya da katı görüşlü; oyun bitti” gibi sloganlar yaygınlaştı.
Tutuklamalar, ABD’nin İran’ın güney kıyılarına yakın askeri faaliyetlerine ilişkin artan endişelerin ortasında gerçekleşti. ABD Başkanı Donald Trump, 28 Ocak’ta Truth Social hesabından yaptığı açıklamada, “Venezuela’da olduğu gibi, İran’a doğru ilerleyen devasa bir donanma var; bu donanma, gerekirse, süratle ve şiddetle görevini yerine getirmeye hazır, istekli ve muktedir” demişti.
İran ve ABD arasındaki müzakereler, geçen yıl İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük savaştan sekiz ay sonra 6 Şubat’ta Umman’ın başkenti Maskat’ta yeniden başladı. Görüşmelere rağmen, iki taraf arasındaki uçurum hala derin. Washington, İran’ın nükleer programı, balistik füze geliştirme, bölgesel vekil gruplara destek ve insan hakları uygulamaları da dahil olmak üzere geniş bir yelpazedeki konuların müzakere edilmesini istiyor. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, anlamlı bir ilerleme için İran’ın füze cephaneliğine sınırlama getirilmesi, militan örgütlere verilen desteğin sona erdirilmesi ve yerli uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması gerektiğini söyledi.
Tahran ise nükleer programından daha fazlasını görüşmeye yanaşmıyor. Tahran heyetine başkanlık eden İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, görüşmelerde herhangi bir geri adım atılmasının süresiz olacağı konusunda uyardı. “Bazıları taviz vermeyi savunuyor, ancak bence bu taviz verme asla sona ermeyecek” dedi.
Aynı gün, ABD, İran’ın “gölge filosu” olarak adlandırılan oluşumuyla bağlantılı 15 kuruluş ve 14 gemiye yaptırım uygulayarak ekonomik baskıyı artırdı; amaç petrol ihracatını kısıtlamak ve gelir kaynaklarını sınırlamaktı. Trump ayrıca , İran’a ilişkin ulusal acil durumu yeniden teyit eden ve İran’dan alınan mal veya hizmetlere gümrük vergisi getiren bir başkanlık kararnamesi imzaladı.
İran rejimine yönelik bu çok yönlü baskılar, İranlı yetkililer arasında zaten var olan ayrılığı daha da derinleştirebilir. Birçok gözlemci ayrıca, askeri yığılmanın İran’ın petrol ihracatını engellemek için kullanılabileceğini ve bunun da İran’ın zaten kötüleşen ekonomisini daha da zayıflatabileceğini belirtiyor. Bu senaryoyu, Trump’ın sürgündeki İran muhalefetini, yani devrik Şah’ın oğlu Rıza Pehlevi’yi tam olarak destekleme konusundaki isteksizliğiyle birlikte ele aldığımızda, Venezuela’yı anımsatan bazı senaryolar daha olası görünüyor.
İran rejimi, varoluşunun hiçbir döneminde olmadığı kadar zayıf, korkak ve kırılgan. İran rejimi, Trump başkanlığındaki ABD yönetiminin rejimi tamamen yıkmayı hedeflemeyen, ancak rejim değişikliğini – rejimi ABD cephesine yönlendirmeyi- amaçlayan iç muhalefeti desteklemeye daha istekli olduğunun farkında. Dolayısıyla, İran rejiminin Reformist Cephe’yi hedef alması bu açıdan analiz edilebilir: İç alternatiflerin oluşmasını engelleme girişimi…
Analistler, reformcu liderlere yönelik baskının, Tahran’ın artan ABD baskısı karşısında iç muhalefetten duyduğu endişeyi yansıttığını söylüyor. Rejim, potansiyel alternatif siyasi hareketleri bastırarak, sistemi tamamen ortadan kaldırmadan otoritesine meydan okuyabilecek grupların ortaya çıkmasını engellemeyi amaçlıyor. Gözlemciler, birleşik ekonomik, askeri ve diplomatik baskıların İran’ın kırılgan ekonomisini ve siyasi istikrarını daha da zorlayabileceği konusunda uyarıyor.



