BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

DSG ve Özerk Yönetim’in Münih temaslarına bir bakış |

Rojava doğrudan masada

DSG ve Özerk Yönetim’in Münih temaslarına bir bakış |

Münih Güvenlik Konferansı’nda verilen fotoğraf, Rojava açısından diplomatik takvimde sıradan bir başlık değil. Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed’in varlığı, sahada oluşan askeri ve idari gerçekliğin artık uluslararası platformlarda doğrudan muhatap alındığını gösteriyor. Bu, temsil edilmekten öte tanınma sınırlarına yaklaşan bir temas biçimini ifade ediyor.

Doğan Cihan

Münih’teki diplomatik trafik, son haftalarda yaşanan kuşatma ve saldırlar, Şam ile kurulan yeni temas kanalları ve 30 Ocak’ta duyurulan anlaşmayla birlikte okunduğunda daha anlamlı hale geliyor. Ortaya çıkan fotoğraf, DSG’nin yalnızca güvenlik üretmediğini; aynı zamanda siyasi geleceğe dair söz talep ettiğini de gösteriyor.

Askeri gerçeklikten diplomatik muhataplığa

DSG’nin IŞİD’e karşı mücadeledeki rolü uzun süredir uluslararası koalisyon tarafından kabul edilen bir olgu. Ancak Münih’te görülen şey, bu ilişkinin güvenlik başlığını aşmasıydı. Abdi’nin askeri liderliği ile İlham Ahmed’in diplomatik temsiliyeti yan yana geldiğinde, sahada güç kullanan ama masada da yer isteyen ikili bir aktörlük ortaya çıktı.

Bu durum, geleceğin Suriye’sine dair tartışmalarda Özerk Yönetim yapısının dışarıda bırakılamayacağına ilişkin daha yüksek sesli bir hatırlatma niteliği taşıyor.

Halep’ten başlayan saldırılar

Ocak ayının ilk haftalarında Halep’te Kürt mahalleleri Şeyh Maqsud ve Eşrefiye’ye dönük saldırılar, Suriye’de dengeleri yerinden sarstı. Ardından kuşatma ve saldırıların Kuzey ve Doğu Suriye hattına doğru genişlemesi, meseleyi yerel bir saldırı olmaktan çıkarıp uluslararası güvenlik gündemine taşıdı. Bu da dünyadaki Kürtleri bulunduğu her yerde ayağa kaldırdı. Tam da bu eşikte Münih’te verilen diplomatik temaslar, askeri baskıyı siyasi kanallarla dengeleme arayışı olarak okunabilir.

30 Ocak çerçevesi: Temasın kurumsallaşması

Varılan anlaşma, nihai bir çözümden ziyade tarafların birbirini fiilen tanıdığı ve koordinasyon ihtiyacını kabul ettiği bir ara düzeni işaret ediyor. Bu, çatışmayı donduran ama siyaseti açan bir formül. Münih’te yapılan görüşmeler de tam olarak bu zeminin uluslararası destek bulup bulmayacağını test etti ve edecek.

Münih’te öne çıkan üç kritik ve önemli temas

Konferans boyunca gerçekleşen görüşmeler, DSG ve Özerk Yönetim’in artık farklı güç merkezleriyle doğrudan konuşabildiğini gösterdi.

İlk dikkat çeken buluşma, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yapılan toplantıydı. Washington, yeniden yapılanma ve bölgesel güvenlik başlıklarını öne çıkarırken; Şam kanadı ABD’nin hem hükümete hem de DSG ile varılan entegrasyon anlayışına desteğini yinelediğini duyurdu. Bu yaklaşım, askeri ortaklığın siyasi çerçeveye bağlanması arzusunun sürdüğüne işaret ediyor.

Ardından ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Jeanne Shaheen öncülüğündeki heyetle yapılan görüşme geldi. Senato tarafı mutabakatı ulusal uzlaşı için önemli bir eşik olarak tanımlarken, sürdürülebilir diyalog, kapsayıcılık ve insan hakları vurgusu yaptı. Böylece dosyanın yalnızca güvenlik perspektifiyle değil, yönetim modeli tartışmasıyla da ele alındığı netleşti.

Bir diğer önemli durak ise Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faisal bin Farhan Al Saud ile gerçekleşen buluşmaydı. Riyad yönetimi, Suriyelilerin üzerinde uzlaştığı maddelere destek vermeye ve sürecin uygulanmasına katkı sunmaya hazır olduğunu bildirdi. Abdi’nin yaptırımların kaldırılması ve siyasi sürecin kolaylaştırılması konusundaki destek nedeniyle teşekkür etmesi, Körfez hattının yeni denkleme daha görünür biçimde girdiğini gösterdi.

ABD ve Suudi Arabistan’la yapılan toplam üç temas, bu iki ülkenin Suriye üzerindeki belirleyici etkisi dikkate alındığında, Ahmed el-Şara’nın Şam’da desteklenmesi ve geçici hükümet yapısının ayakta kalmasında başat rol oynadıklarını gösteriyor.

Bu iki ülkenin, Suriye heyeti içinde Demokratik Suriye Güçleri ile Özerk Yönetim’i de muhatap alması ve tabloyu bir bütün olarak Suriye şeklinde değerlendirmesi, sahadaki dengeleri etkileyebilir. Böyle bir yaklaşım, Rojava ve Kürtlerin hem askeri hem de siyasi alanda daha görünür hale gelmesine zemin sunabilir.

2 Şubat: Sahada karşılık

Şubat başında güvenlik ve askeri alanlarda atılan adımlar, anlaşmanın yalnızca diplomatik bir metin olmadığını ortaya koydu. Uygulama kapasitesi, Münih’te yürütülen temasların arkasında somut bir gerçeklik bulunduğunu teyit etti.

Kürt temsiliyetinin değişen seviyesi

Geçmiş yıllarda Kürt aktörler çoğu zaman dolaylı kanallarla gündeme gelirdi. Bu kez durum farklıydı çünkü isimler açıktı, görüşmeler resmiydi ve mesaj netti. Kalıcı bir çözümün Kürtleri dışlayarak kurulamayacağı daha yüksek sesle ifade edildi.

Son olarak; Münih’teki fotoğraf, birkaç haftalık askeri kuşatma ile saldırı ve diplomatik arayışın ardından ortaya çıktı. Yaşananlar, DSG ve Özerk Yönetim’in yalnızca sahada değil masada da kalıcı yer aradığını gösteriyor.

Bu arayışın ne ölçüde karşılık bulacağı; uluslararası aktörlerin yaklaşımına, Şam’ın 29 Ocak anlaşmasını uygulamada göstereceği ciddiyete ve anlaşmanın uygulanmasında DSG’nin talep ettiği garantörün varlığına bağlı. Ancak görünen şu ki, Münih’te verilen fotoğraf geleceğin Suriye denkleminde yeni bir sayfanın açıldığını ilan ediyor.

Benzer Haberler

Savcılığın tahliyeye itirazı kabul edildi |

Meclis’teki istismar davasında sanıklar hakkında tutuklama kararı

Türkiye etkin soruşturma sözü vermişti |

AYM’ye göre Aydın Erdem dosyası "kabul edilemez"

Fransız Siyaset Bilimci Prof. Bertrand Badie:

“İran rejimi toplumsal enerjiyi göğüslemekte zorlanıyor!”

Prefabrik evde yangın |

İki kişi hayatını kaybetti

Nihai rapor hazırlanacak |

Meclis komisyonu Çarşamba toplanıyor

DEM Parti açıkladı |

İmralı Heyeti, Öcalan ile görüşecek

“Erdoğan’dan bir tek şey istiyoruz” |

Özel: Sadece ve sadece seçim sandığı bekliyoruz