Geçici Şam hükümeti ile DSG arasında varılan anlaşma uyarınca entegrasyon çalışmaları sürüyor. DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi, Özerk Yönetim alanlarında tüm kurumların işleyişinin eskisi gibi olacağını söyledi. Ancak özellikle kadın kurumları yine de temkinli. Şam’ın kadın kazanımlarını kısıtlayıcı kararlarının kendi bölgelerini de kapsamasından duydukları endişeyi gizlemiyor.
HABER MERKEZİ – Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi kontrolündeki bölgelerde yıllar içinde yürürlüğe giren kadın haklarına ilişkin düzenlemelerin geleceği, Şam’daki yeni yönetimle birlikte belirsizliğe girdi. Özerk bölgenin, Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara liderliğindeki yeni devlet yapısına entegre edilmesi planlanıyor. Fransız Le Monde Gazetesi’nde Madjid Zerrouky ve Laurent Van der Stockt, Qamışlo’da yaşayan kadınlarla görüştü ve yeni dönemi, beklenti ve kaygılarını sordu.
Le Monde’un “Suriye: Kürt kadınların yeni hükümetin ‘şeriatı’ konusundaki endişesi” başlıklı haberine göre kadınlar endişeli bir bekleyiş içinde. Qamışlo’da kadın hakları mücadelesinin önde gelen isimlerinden 62 yaşındaki İlham Omar, 2011’den bu yana önemli mesafe kat edildiğini ancak son gelişmeler nedeniyle kaygılı olduğunu söylüyor. Özerk Yönetim’in hazırladığı yasal düzenlemelerde çok eşliliğin ve çocuk yaşta evliliklerin yasaklandığını, mirasta kadın ve erkek arasında eşitlik sağlandığını, aile içi şiddetle mücadele için özel mekanizmalar kurulduğunu hatırlatıyor.
ÖRNEK BİR UYGULAMA: “MALA JIN”

İlham Omar, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadele amacıyla kurulan “Mala Jin” (Kadın Evleri) yapılarının kurucularından. Bu merkezler hem sığınma evi hem de aile içi anlaşmazlıkları çözmeye yönelik arabuluculuk kurumu işlevi görüyor. 2025 yılı boyunca bu merkezlerde 6 bin 355 uyuşmazlık dosyası ele alındı. Aktivistler, olası suçların yargıya taşınmadan önce önlenmesini hedeflediklerini belirtiyor.
Omar, Kürt kadın hareketinin köklerinin 1970’lere, yeraltı örgütlenmelerine dayandığını; 1999’da tutuklandığını ve işkence gördüğünü aktarıyor. 2011’deki halk ayaklanmasının ardından kadın örgütlenmelerinin kamusal alanda görünürlük kazandığını, ancak bölgenin kısa süre sonra savaşın içine sürüklendiğini ifade ediyor.
Suriye Kadınlar Konseyi Sözcüsü Makia Hasso, ülkede yeni anayasa süreci başlarken kadın örgütlerinin sürece katılımı için çalıştıklarını belirtiyor. Konsey, Adalet Bakanlığı’nın boşanma durumunda çocukların yasal velayetinin erkeklere verilmesini öngören bir genelgesi ile bazı yerel yöneticilerin kadın kamu görevlilerine yönelik kıyafet ve makyaj sınırlamaları getirmesini “endişe verici sinyaller” olarak nitelendiriyor.
“ARAMIZDA GECE İLE GÜNDÜZ KADAR FARK VAR”
Qamışlo Adliyesi’nde görev yapan 36 yaşındaki hakim Wala el Ali ise yeni yönetimin hukuk anlayışını eleştiriyor. Ali, yeni yasaların İslam hukuku yorumlarına dayandığını, buna karşılık Özerk Yönetim’in aile hukuku alanında uluslararası normlardan esinlendiğini savunuyor: “Aramızda gece ile gündüz kadar fark var.”
Şam yönetimi, kadın örgütlerinin faaliyetlerine şu aşamada doğrudan bir yasak getirmemiş olsa da, aktivistler yeni anayasa sürecinde kazanımların korunup korunmayacağı konusunda belirsizliğin sürdüğünü ifade ediyor.



