21 Şubat Dünya Anadil Günü’nde gözler bir kez daha yok olma tehlikesi altındaki dillere çevrildi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Zeynep Yaş, “Anadil için yetki sınırlı, ihtiyaç büyük” diyerek, bu alanda daha geniş yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 1999 yılında 21 Şubat’ı Dünya Anadil Günü ilan etti. 2000’den bu yana resmi olarak kutlanan bu özel gün, dilsel çeşitliliğin korunması ve anadilde eğitimin teşviki amacıyla dünya genelinde farkındalık yaratmayı hedefliyor.
UNESCO’nun 4 Mart 2025’te yayımladığı rapora göre dünyada konuşulan ya da işaret dili olarak kullanılan 8 bin 324 dil bulunuyor. Bunların yaklaşık 7 bini halen aktif olarak kullanılıyor. Ancak yalnızca 351 dil eğitim dili olarak yer alıyor. Dünya genelinde çocukların sadece yüzde 40’ı anadilinde eğitim alabiliyor.
TÜRKİYE’DE 18 DİL ‘TEHLİKE’ ALTINDA
BM verilerine göre dünyada konuşulan dillerin yaklaşık yüzde 40’ı yok olma tehlikesi altında. Her iki haftada bir dil, beraberinde taşıdığı kültürel ve entelektüel birikimle birlikte tarihe karışıyor.
UNESCO’nun Tehlike Altındaki Diller Atlası’na göre Türkiye’de 18 dil tehlike altında bulunuyor. Atlasta Ubıhça, Mlahso ve Kapadokya Yunancası’nın kaybolduğu belirtilirken; Lazca, Kirmanckî (Zazaca), Hemşince, Abhazca, Pontus Yunancası, Romanca, Süryanice, Turoyo, Ubıhça, Ermenice ve özellikle Hertevin dili “son derece tehlike altında” kategorisinde yer alıyor.
ZAZACA DA ‘RİSK’ ALTINDA
Tehlike altındaki dillerden biri de Kirmanckî (Zazaca). İki ile dört milyon kişi tarafından konuşulduğu tahmin edilen dil, özellikle şehirleşme ve asimilasyon politikaları nedeniyle kullanım alanını kaybediyor.
Kirmanckî bugün yalnızca sınırlı ölçüde seçmeli ders olarak okutuluyor. Anadillerini yaşatmak isteyen aileler ise dili ev içinde ve gündelik yaşamda kullanarak kuşaklar arası aktarımı sürdürmeye çalışıyor.
ANADİLDE EĞİTİM TARTIŞMASI
UNESCO verileri, anadilde eğitimin hem kültürel mirasın korunması hem de çocukların akademik başarısı açısından kritik olduğunu ortaya koyuyor. Buna karşın Türkiye’de anadilde eğitim anayasal güvenceye sahip değil.
KAYYUM ‘POLİTİKALARI’ VE DİL ALANINDA ‘GERİLEME’
2009 yılında Kürtçe yayın yapan TRT 6’nın açılması ve 2012 yılında “seçmeli ders” uygulamasının başlatılması, Kürtçeye ilişkin atılan adımlar arasında gösteriliyor. Ancak öğretmen yetersizliği, derslerin sürdürülebilirliği ve anadilde eğitimin seçmeli dersle sınırlandırılması eleştiri konusu olmaya devam ediyor.
2016 sonrası kayyum atamalarıyla birlikte bazı Kürt kentlerindeki belediyelerde iki dilli hizmet uygulamaları kaldırıldı, Kürtçe kültür-sanat etkinliklerinin yasaklandı ve Kürtçe isimler değiştirildi. Anadilin kamusal alandaki görünürlüğü konusundaki tartışmalar ise sürüyor.
DEM Partili belediyelerin “anadil karnesi”: Vaatlerin kaçı yerine getirildi?

ÇOK DİLLİ BELEDİYECİLİK VURGUSU
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Zeynep Yaş, belediyenin anadillerin ve yok olma tehlikesi altındaki dillerin korunmasına yönelik çalışmalarını Nûmedya24‘e anlattı.
Diyarbakır ve ilçelerinde çok sayıda Kürtçe kreş ve dil kursunun açıldığını belirten Yaş, “Diyarbakır’da çoğunluklu olarak Kurmancî, Zazaca ve Türkçe konuşuyor. Özellikle Zazaca konuşma oranı düştüğü için bunu geliştirme ve yaygınlaştırmaya dönük çalışmalarımız daha fazla. Dil birimimiz tarafından yapılan dil etkinlikleri var. Geçen yıl yaptığımız tüm çalışmalarımızı Zazaca dilinin geliştirmesi üzerine yaptık. Bu sene de aynı şekilde yaptığımız tiyatro, film gösterimlerini ve konserleri Kurmancî ve Zazakî üzerinden yürüyoruz” dedi.
Kaybolmaya yüz tutmuş dillere ilişkin panel ve forumların sürdüğünü belirten Yaş, “Bizler çok dilli anlayışı geliştiren bir belediyeyiz. Özellikle Süryanice, Ermenice ve Kürtçenin Kurmancî ve Zazakî lehçelerinde kurslar açtık. Herkesin kendi seviyesine göre kurslar oluşturduk. Yazılı ve konuşma olmak üzere, A1’den B2’ye kadar çeşitli kurslarımız var. Belediye bünyesinde, çalışanlarımızdan başlayarak çok dilli çalışma programını hayata geçirdik ve geliştirmeye devam ediyoruz. Belediyenin tüm çalışmalarını çift dilli yürütüyoruz, altyapımızı da buna göre hazırladık” ifadelerini kullandı.
YETKİ VE KAYNAK SORUNU
Anadillerin geliştirilmesi konusunda yerel yönetimlerin yetki alanının sınırlı olduğuna dikkat çeken Yaş, “Anadil için yetki sınırlı, ihtiyaç büyük” diyerek, bu alanda daha geniş yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurguladı.
“Bu mesele yalnızca yerel yönetimlerin omuzlarına bırakılamaz” diyen Yaş, devlet kurumlarının da halkla iletişimde yerel dilleri esas alması gerektiğini ifade etti. Anadilin insanın temel varlık unsurlarından biri olduğunu belirten Yaş, bir dili yaşatmak için eğitim olanakları, mali kaynak ve istihdam gerektiğini söyledi. Sivil toplum kuruluşlarının da sürece aktif katkı sunması gerektiğini dile getirdi.
ÖZELEŞTİRİ VE AKADEMİK ÇALIŞMA ÇAĞRISI
Yaş, anadillerin korunması ve geliştirilmesi konusunda yeterli düzeyde çalışma yürütülmediğini de ifade ederek özeleştirel bir değerlendirmede bulundu.
“Bir dilin korunması gerektiği bilincine sahip olmakla, o dili yaşatmaya dönük somut çalışmalar yürütmek arasında fark var” diyen Yaş, yerelde kurumlar arası iş birliğinin ve bütçe planlamasının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
KÜRTÇEDE TERMİNOLOJİ VE STANDARTLAŞMA ÇALIŞMALARI
Mezopotamya Vakfı’nın uzun yıllardır dil alanında akademik çalışmalar yürüttüğünü hatırlatan Yaş, belediye olarak Kürtçede ortak terminoloji oluşturma çalışması başlattıklarını açıkladı:
×Kürtçede ortak terimler üzerine çalışıyoruz. Dilin yazılı alanda standart bir biçimde kullanılabilmesi için özellikle basın ve kültür-sanat alanında terminoloji çalışmaları yürütüyoruz. Folklor ve sözlü kültür üzerine de çalışmalarımız var. Bu çalışmalar güçlendikçe çok lehçeli ve çok katılımcı bir dil yaşamını daha sağlam bir zemine oturtabiliriz”



