BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Mithat Sancar, AP’de Nûmedya24’e konuştu:

DEM Parti, komisyon raporuna neden "evet" dedi?

Mithat Sancar, AP’de Nûmedya24’e konuştu:

DEM Parti, Kürt sorununun adı dahi konulmayan ve “terör” vurgularının ön planda olduğu ortak rapora neden “evet” dedi? DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Mithat Sancar, Brüksel’de Nûmedya24’e verdiği özel röportajda, gerekçelerini açıkladı.

Nedim TÜRFENT

DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Mithat Sancar, Avrupa Birliği’nin ve Belçika’nın başkenti Brüksel’de Avrupa Parlamentosu‘nda düzenlenen “Türkiye ve Kürtler Diyalogda: Barış, Uzlaşı ve Demokrasi başlıklı konferansa katıldı.

Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) ve AP İlerici Sosyalist ve Demokratlar İttifakı Grubu tarafından organize edilen yuvarlak masa toplantısında sunum yapan Mithat Sancar, program sonrası Nûmedya24‘e Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ortak raporu ve süreçle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

DEM PARTİ, KÜRT SORUNUNUN ADI DAHİL KONULMAYAN RAPORA NEDEN EVET DEDİ?

*Komisyonunun ortak raporu geçen hafta kabul edildi fakat birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. Raporda başta anadille ilgili bir atıf olmaması, Kürt sorununun adının geçmemesi... Böyle bir rapora siz DEM Parti olarak nasıl veya neden evet dediniz?

Şuradan başlamak doğru olur. Yıllardır Kürt sorununun çözümünün Meclis zemininde olması gerektiğini söylüyoruz. Meclise taşınmasının hem demokratik meşruiyet, hem katılım, hem de şeffaflık açısından önemli olduğunu hep vurguladık. Bu süreç için ilk defa böyle bir özel komisyon kuruldu. Bu önemliydi. Öncelikle bunu teslim etmek lazım. Komisyon çalışmalarını epeyce uzun bir süre devam ettirdi. Daha kısa öngörülmüştü çalışma süresi ama uzadı. Öncelikle o süre içinde çok farklı kesimlerden insanların, bireylerin, uzmanların, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin aktarımlar yaptığını da unutmayalım ve bunların hepsi Meclis tutanaklarındadır, kayıtlara geçmiştir, tarihe not düşmüştür. O sunumların büyük bir kısmında sorunun adı net bir şekilde konulmuş ve çok boyutlu olarak da ele alınmıştır.

Son aşamada bir ortak rapor hazırlanması gerekiyordu, öyle bir uzlaşma vardı yöntem konusunda. Bir taslak hazırlandı, o taslak geldi, daha doğrusu birkaç kere taslaklar gitti geldi. Bizler sorunun adının konulması gerektiğini ilettik. Hem Meclis başkanına hem diğer partilere. Yine, en çok tartışılan konulardan biri olan anadilde eğitim ve ana dil hakkıyla ilgili diğer boyutların da raporda yer alması gerektiğini işaret ettik. Bunu ısrarla da belirttik. Sorunun sadece silah bırakmaktan ibaret olmadığı, silah bırakma sürecinin elbette kritik nitelik taşıdığı ama bundan ibaret olmadığı kaydının, ifadesinin ve açıklamasının da raporda yer almasını ısrarla istedik.

“RAPORU REDDETMEK VE YOLLARI TIKAMAK YERİNE”

Sonuç itibarıyla DEM Parti şu an yürüyen sürecin siyasal öznelerindendir ve bu süreçte bir aktör kimliğine sahiptir. Şüphesiz müzakereleri, esas olarak görüşmeleri Sayın Öcalan’la yürüyor, bizler de kendisiyle görüşüyoruz. Ama siyasi alanda, Meclis zemininde bu çalışmaların aktörü, adresi DEM Parti’dir. DEM Parti’nin ortak rapora hayır demesinin çeşitli tartışmalara yol açacağını tahmin etmek zor değil. Bizler o nedenle raporu reddetmek ve yolları tıkamak yerine, kayıtlı itirazlarımızı ve çekincelerimizi açıkça dile getirerek, bunların raporun ekinde yer alması yönteminde mutabık kaldık. Şimdi, o raporda yazılan her şeyi, bizim kabul ettiğimizi iddia etmek zaten doğru değil. Orada çekincelerimiz ve itirazlarımız sözlü olarak dile getirildi, tutanaklara geçirildi. Sadece bizim değil, diğer partilerin de ve onlar raporun eki olarak hem Meclisin internet sitesinde yayınlandı, hem rapor için basılacak kitapta mevcut olacak. Bu bir aşamaydı. Önemli noktalardan biri, geniş bir uzlaşmayı temel noktalarda sağlamaktı. Biz bunu istiyorduk.

Bu raporun 6. ve 7. başlıkları kritik önem taşıyor. Onlar şimdi içinde bulunduğumuz sürecin, yapı taşlarının nasıl döşeneceğine dair, bir mutabakatı da büyük ölçüde içeriyor. Şimdi, bir yandan bu yol açan kısımlar, diğer yandan itiraz ettiğimiz bölümler var. Tartıştık kurullarımızda, geniş geniş istişarelerde bulunduk ve sonuçta rapora evet oyu verip, çekincelerimizi doğrudan raporun eki olacak şekilde kayda geçirme yönteminde karar kıldık.

“TERÖRÜ TASFİYE” MANTIĞIYLA KÜRT SORUNU NASIL ÇÖZÜLECEK?

*Ortak raporun komisyonda kabul edildiği gün, 16 Şubat’taki görüşmenizde Öcalan’ın “‘Terörü tasfiye’ mantığıyla yaklaşan bir siyaset, çözümü değil, çözümsüzlüğü ifade eder” dediğini açıkladınız. Raporda da “terörsüz Türkiye” ve “terörü tasfiye” vurguları çok ön plana çıktı. Hatta AKP ve MHP’nin raporlarının özeti gibi. “Terörü tasfiye” mantığıyla rapor hazırlayan komisyon Kürt sorununu nasıl çözecek?

Bu açıklamayı biz görüşmeden iki gün sonra yaptık zaten. Kendisiyle İmralı’da yaptığımız toplantıda bu konuları da ele aldık. Kürt sorununun ‘terör’ parantezine alınmasının doğru olmayacağını zaten kendisi de açıkça söylüyor. Şimdi biz de bu ifadesini yaptığımız açıklamaya aynen koyduk. Şimdi raporun giriş bölümünde evet ‘terör’ kelimesi, sürecin adı olarak da ‘terörsüz Türkiye’ ibaresi kullanılıyor. Ama bizler de bunun Kürt sorununu ve bütün bu süreci ‘terör’ noktasına sıkıştıracak bir sonuç doğurmaması için kayıtlarımızı, şerhlerimizi, itirazlarımızı açıkça belirttik.

Elbette bir süreç başladığında taraflar farklı amaçlar güder. Kendilerine göre de bir semantik strateji diyebileceğimiz, dil üzerinden, söylem üzerinden, pratik üzerinden bir yol oluşturmak isterler. Bu oluşturdukları yolun daha çok kabul görmesi için uğraşırlar. Ama bu süreç tek taraflı değildir. Öncelikle elbette Sayın Öcalan var, Kürt siyaseti var, işte DEM Parti var ama diğer partiler de var. Bir bütün olarak toplumun kendisi var. Şimdi orada bu ifadelerin yer almış olması sorunun sadece bu şekilde tartışıldığı anlamına gelmiyor. Dediğim gibi, 5 Ağustos’tan bu yana çok sayıda analizde, sunumda, uzmanların aktarımlarında, komisyonda Kürt sorunu açıkça tanımlanmıştır. Çatışmanın sebebi olarak gösterilmiştir. Bunların hepsi komisyondaki bütün katılımcıların huzurunda ve Meclis başkanının da bulunduğu oturumlarda yapılmıştır. Sadece bunlara bakarak bu raporu bu şekilde değersizleştirmeye yönelik yaklaşımları da açıkçası çok isabetli bulmuyoruz.

“BARIŞA GİDECEK YOLDA KAPILARIN AÇIK KALMASI”

Yani biz buradan bir yol açıyoruz, yolların kapanmaması için uğraşıyoruz. Başka yerde kullandım mı bilmiyorum ama size açık söyleyeyim: FARC’ın efsane liderlerinden birinin bir sözü vardı 2016’da anlaşma imzalandığı sırada. Demişti ki ‘Devlet, barış için kapıyı araladı, biz abandık ve kapıyı sonuna kadar açmak için her türlü çalışmayı yaptık’.

Şimdi önümüzde bir süreç var. Biz buna Barış ve Demokratik Toplum süreci diyoruz. Bu sürecin barışa, demokratik topluma evrilmesi için başta bizler ama bütün toplumsal güçlerin de sürekli kendi ilkeleri, değerleri ve hedefleri doğrultusunda sürece etkileme ve sürece katılma konusunda yoğun emek sarf etmeleri gerekiyor. Bizim burada ciddi sorumluluğumuz var. Parti olarak da, sadece parti olarak değil, her bir toplumsal kesimin de, diğer siyasi partilerin de sorumluluğu var. Bu açıdan bakmak daha doğru. Kapıların açık kalması ve bu kapıların çözümü, barışa, demokratik topluma gidecek yolda daha da açılması sorumluluğu bizlere aittir.

ÖCALAN: SİLAH ENGELSE, BEN ÖNCE SİLAHI KALDIRACAK ADIMI ATIYORUM

*Raporda hem AİHM hem de AYM kararlarının uygulanması, hasta mahpusların durumu, yine kayyumların geri çekilmesi yönündeki öneriler vardı. Peki, Kürt sorununu çözmek amacıyla kurulan bu komisyonun iktidara, “AYM kararına uy” ya da “kayyumları geri çek” gibi geri taleplerle ortaya çıkması sizce doğru mudur? Dahası bunları yapmak için yasal düzenlemelere gerek var mı?

Sürecin başlangıcını ve bugüne kadarki aşamalarını iyi değerlendirmek lazım. Bu süreç, dünyadaki diğer süreçlere benzemiyor diye baştan beri söylüyorum. Diğer süreçlerde, biraz önce konuştuğumuz Kolombiya dahil, hepsinde bir şema var. İşte diyalog, müzakere, mutabakat, anlaşma, silah bırakma. Şimdi burada ise tersine çevrilmiştir ve bu irade çok büyük ölçüde Sayın Öcalan’a aittir. ‘Eğer toplumsal ve siyasal müzakerenin yürümesinin önünde silah engelse, ben önce silahı ortadan kaldıracak adımı atıyorum’ dedi.

AİHM-AYM KARARLARI VE KAYYUMLAR: ANAYASA İHLALİDİR

Dolayısıyla kurulan komisyon, Kürt sorununun çözümü için özel bir komisyon değildir. Tarihte 1919-1923 arası gördüğümüz tarzda, bir işlev, bir hedef, bir amaç taşıyor değildir. Yani iki şey burada önemli. Çatışmayı sonlandıracak hukuksal zemini yaratmak. Bu hukuksal zemin üzerinden sorunu siyasal alana taşımak. Dolayısıyla Kürt sorununun çözümüne giden yolları açmak ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için de adımları atmak. Komisyonun işlerini böyle görürsek, o zaman diğer değerlendirmeleri daha sağlıklı yaparız. Kürt sorununu çözmek üzere kurulmuş bir özel komisyon, bu yapıya aşırı misyon yüklemek anlamına gelirdi. Sürecin niteliğini de yeterince göz önünde bulundurmamak gibi bir eksikliği barındırır içinde.

Elbette kayyumların, kayyum uygulamasının sonlanması için hemen bir yasal düzenleme gerekmiyor. Ama kayyum sorununun ortadan kalkması için bir yasal düzenleme mümkün. Anayasadaki hüküm bile zaten kayyum uygulamasına izin veren bir nitelikte değil. Elbette bunların bir an önce yapılması gerektiğini başından beri söylüyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi kararların uygulanmasının önünde bir engeli yok. Tam tersine uygulanmaması şu anda bir anayasa ihlalidir. Bizler bunları sürekli olarak hem açıklamalarımızda hem de siyasal mücadelemizde zaten dile getiriyoruz. Olması gerekenler bunlardır. Olmalıdır. Türkiye eğer gerçekten barış ve demokrasi yolunda ilerlemek istiyorsa, hızla atılması gereken pratik adımların başında bunlar gelmektedir.

“AYRINTILAR CUMA GÜNÜNE…”

*Son olarak Öcalan’ın Cuma günü bir çağrı yapması bekleniyor. Muhtemelen ikinci aşamaya yönelik bir çağrı olacak. Nedir bu ikinci aşama? Artık kimin ne yapması gerekiyor?

Cuma günü yapılacak açıklama… Tabii ki içeriğe dair bir şey söylemem doğru olmaz. Çünkü Cuma günü, 27 Şubat’ın birinci yıldönümünde yine kamuoyunun önüne çıkıp toplumla paylaşılacaktır. Bunu söylemekle yetineyim. 

Son açıklamamızda da belirttiğimiz üzere demokratik entegrasyon aşamasıdır. Sayın Öcalan da açıklamıştı bunu son görüşmemizde, ‘Şimdi biz demokratik entegrasyona başlangıç toplantısını yapıyoruz’ dedi. ‘İkinci entegrasyona giriş görüşmesidir’ dedi. Ayrıntılar Cuma gününe.

Benzer Haberler

Doğru beslenme ömrü uzatıyor mu? |

Araştırma, dengeli diyetle daha düşük ölüm oranı arasında bağ kurdu

27 Şubat’ın yıldönümü |

İmralı’da aile görüşü

YÖK Başkanı duyurmuştu l

Öğrenci affı için tarih belli oldu

Demirtaş ve Atalay kararlarını değerlendirdi |

AYM Başkanı: HDP davasında sona gelindi

“Halkımız söz değil pratik görmek istiyor” |

Bakırhan’dan “kayyum” açıklaması: Yeni aşamanın ilk pratik adımı olabilir

Ahmet Türk’ün yerine kayyum atanmıştı l

Mardin'de belediyeye ait taşınmazlar satışa çıkarıldı

27 Şubat’ın yıldönümü |

Yarın Öcalan’ın yeni mesajı açıklanacak

Hangi birim kime bağlandı?

İçişleri Bakanlığı’nda görev dağılımı belli oldu