Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarıyla ilgili raporunu BM üyesi ülkelerle paylaştı. IAEA stoklarla ilgili güncel veri elde edilemediğini duyururken; Reuters’a göre, IAEA diplomatları zenginleştirilmiş uranyumun bir kısmının İsfahan’da depolandığını söyledi. Peki, İran’ın yıllar içinde artan zenginleştirilmiş uranyum stoğuna dair neler biliniyor? Detaylar haberde…
HABER MERKEZİ – ABD ile İran arasında artan gerilimin en önemli gerekçesi, İran’ın uranyum zenginleştirme programı ve bundan sağlanabileceği belirtilen nükleer başlıklar. Bölgeye olası bir askeri müdahele için son yirmi yılın en büyük askeri yığınağını yapan ABD, öbür yandan İran ile dolaylı görüşmelerini sürdürüyor. Dün İsviçre’nin Cenevre kentinde yapılan üçüncü dolaylı görüşmeden somut bir sonuç çıkmadı, ancak görüşmelerin devam edeceği duyuruldu. Görüşmelerin en önemli gündem maddesi ise uranyum zenginleştirme programı ve nükleer silahlar.
Görüşmeden sonuç çıkmadı | ABD ve Çin, vatandaşlarından İsrail ve İran’dan ayrılmalarını istedi
ABD, İran’dan uranyum zenginleştirme programını tamamen sonlandırmasını ve elinde bulunan zenginleştirilmiş uranyum stokunu teslim etmesini istiyor. İran ise elinde nükleer başlık bulunmadığını, uranyum zenginleştirme programının nükleer silahlanma amacını taşımadığını, uranyumu barışçıl teknolojiler için zenginleştirmeye devam edceğini belirtiyor. Bu konu iki ülke arasında gerilimi arttıran temel faktör.
13-25 Haziran tarihleri arasında İran ile İsrail ve ABD arasında yaşanan 12 günlük savaşta esas hedeflerden biri İran’ın nükleer tesisleriydi. ABD Başkanı Donald Trump’a göre tesisler kullanılamaz hale getirildi. Ancak Trump’ın“büyük başarı” olarak nitelediği nükleer tesislere yönelik saldırı, medyaya sızan ilk hasar değerlendirme raporunda farklı şekilde yer almıştı. Sızdırılan ABD’nin istihbarat raporunda, ABD ile İsrail’in saldırılarının İran’ın nükleer programını “yok etmediği” sadece “birkaç ay gerilettiği” öne sürülmüştü. FBI sızdırmayla ilgili soruşturma başlatmıştı.
Hem müzakere hem askeri yığınak | ABD’nin “tam teşekküllü” bir savaşa hazırlandığı ileri sürüldü
ULUSLARARASI ATOM ENERJİSİ AJANSI, İRAN RAPORUNU PAYLAŞTI
Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), İran’ın nükleer tesisleri ve uranyum stokuna ilişkin raporunu, üye ülkelerle paylaştı. Raporda ABD ve İsrail’in Haziran 2025’te İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırılarından bu yana İran’ın IAEA’ya nükleer tesislere erişim izin vermediği aktarıldı.
Bu nedenle İran’ın uranyum zenginleştirme ile ilgili faaliyetleri “askıya alıp almadığı” veya zenginleştirilmiş “uranyum stokunun mevcut büyüklüğü, bileşimi ve yeri” hakkında herhangi bir bilgi paylaşılamayacağı kaydedilen raporda, “İran’da (saldırılardan) etkilenen tesislerde daha önce beyan edilen tüm nükleer materyallerle ilgili bilgi akışının kaybedilmesi sorununun acilen ele alınması gerekiyor” denildi.
Öte yandan raporda, uydu görüntülerine göre “İsfahan’daki tünel kompleksinin girişinde düzenli araç trafiği” gözlemlendiği kaydedildi.
Raporu gizli olarak niteleyen Reuters haber ajansının iddiasına göre ise, Ajansın bugün paylaştığı raporunda İran’ın silah yapımında kullanılmaya yakın en yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunun bir kısmının İsfahan’daki nükleer tesisinin yer altı bölümünde depolandığı belirtildi. Reuters, raporu hazırlayan diplomatların, tünel kompleksinin girişinin Haziran ayında ABD ve İsrail askeri saldırılarında vurulduğunu ancak tesisin büyük ölçüde zarar görmediğini söylediğini aktardı.
İsrail, 13 Haziran 2025’te başlattığı ve 12 gün süren savaşta İran’daki bazı nükleer tesislerini hava saldırılarıyla hedef almıştı.
ABD yönetimi de İsrail’in yanında savaşa katılarak 22 Haziran 2025’te İran’ın Natanz, Fordo ve İsfahan’daki 3 nükleer tesisini vurmuştu.
İran’ın balistik füze kapasitesi ne?
×
NATANZ, İSFAHAN VE FORDO: İRAN’IN NÜKLEER TESİSLERİ YENİDEN FAALİYETTE Mİ?
İran’ın nükleer faaliyetlerini sürdürdüğüne ilişkin dikkat çekici bir haber 30 Ocak’ta BBC’de yayımlandı.
Buna göre, uydu görüntüleri, Haziran 2025’te İsrail ve ABD bombalanan iki İran nükleer tesisinde faaliyet olduğunu gösteriyor; bu da Tahran’ın orada kalan malzemeleri kurtarma çabalarını gizlemeye çalıştığının bir işareti olarak yorumlanıyor.
Planet Labs PBC’den gelen görüntüler, İsfahan ve Natanz tesislerindeki hasar görmüş iki binanın üzerine çatıların inşa edildiğini gösteriyor; bu, İsrail’in Haziran 2025’te İran’la yaptığı 12 günlük savaştan bu yana ülkenin hasar görmüş nükleer tesislerinde uydudan görülebilen ilk büyük faaliyet.
Bu örtüler, uyduların yerdeki olayları görmesini engelliyor; şu anda İran’ın erişimi engellemesi nedeniyle Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) dedektiflerinin söz konusu tesisleri izlemesinin tek yolu bu.
Bu arada İran, iki tesisteki faaliyetler hakkında kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmadı.
İsrail’in Haziran 2025’te İran’la 12 günlük bir savaş başlatmasından önce, İran’ın üç büyük nükleer tesisi bulunuyordu.
Başkent Tahran’dan yaklaşık 220 kilometre güneyde bulunan Natanz tesisi, İran’ın uranyum zenginleştirme işlemlerinin büyük çoğunluğunun yapıldığı, yer üstü ve yer altı laboratuvarlarının bir karışımından oluşuyordu.
İsfahan şehrinin dışındaki tesis, esas olarak santrifüjlere beslenerek döndürülüp saflaştırılan uranyum gazı üretimiyle biliniyordu.
Tahran’ın yaklaşık 95 kilometre güneybatısında bulunan Fordo adlı üçüncü bir bölgede ise bir dağın altında güçlendirilmiş bir zenginleştirme tesisi yer alıyordu.
Ölü sayısı artıyor, nükleer tesisler faal, ABD yığınağı sürüyor | Trump, İran’a son tarih verdi
İRAN, URANYUM STOKLARINI ARTIRDI: YILLAR İÇİNDE ABD İLE BİRİKEN GERİLİM
İran ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) daimi üyeleri ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa ile Almanya (5+1) arasında 2015’te Tahran’ın nükleer faaliyetlerinin düzenlendiği ve denetim altına alındığı bir anlaşma imzalandı.
İran uranyum ve füzeler için ısrarcı | Trump: Anlaşma olmazsa sonuçları sert olacak
Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak adlandırılan nükleer anlaşma, Tahran’a yüzde 3,67 oranında uranyum zenginleştirme faaliyetini sürdürme ve en çok 300 kilogram uranyumu elinde tutabilme izni veriyordu.
Anlaşma, İran’a 300 kilogramın üzerindeki uranyumu uluslararası piyasada satarak karşılığında doğal uranyum alabilme imkanı tanıyordu. İran anlaşmadan önce en fazla yüzde 20 saflıkta uranyum zenginleştiriyordu.
Trump ilk başkanlık döneminde, 8 Mayıs 2018’de anlaşmadan tek taraflı çekilerek İran’a yeniden yaptırım uygulamaya başladı. Bir yıl sonra anlaşmanın Avrupalı taraflarının yaptırımlara karşı adım atmaması üzerine İraın, anlaşmadaki bazı taahhütlerini durdurmaya başladığını duyurdu.
Tahran yönetimi, Trump döneminde General Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından ilk adım olarak 5 Ocak 2020’de nükleer anlaşmadaki tüm taahhütlerini askıya aldığını açıkladı.
Bu tarihten sonra nükleer faaliyetlerini kademeli olarak artırmaya başlayan İran, özellikle Kasım 2020’de İranlı nükleer bilim insanı Muhsin Fahrizade suikastının hemen ardından Mecliste nükleer faaliyetlerin hızlandırılmasını öngören bir yasa geçirdi. Önceki hükümetin itirazlarına rağmen Mecliste onaylanan yasa, İran Atom Enerjisi Kurumu’nun uranyumu en az yüzde 20 zenginleştirmeye başlamasını ve düşük düzeyli zenginleştirilmiş uranyum stoklarını artırmasını zorunlu kıldı. Uranyumun daha hızlı zenginleştirilmesi için yeni nesil santrifüjler yerleştirildi Bu kapsamda uranyum zenginleştirme tesislerine nükleer anlaşma kapsamında kullanılmasına izin verilen eski nesil santrifüjler yerine uranyumu daha hızlı zenginleştirebilen yenil nesil santrifüjleri yerleştirildi.
İran Atom Enerjisi Kurumu, söz konusu yasa kapsamında 5 Ocak 2021’de Fordo’daki nükleer tesiste Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) müfettişlerinin gözetiminde uranyumu yüzde 20 saflıkta zenginleştirdiklerini açıkladı. Tahran yönetimi, Nisan 2021’de ise ilk kez yüzde 60 saflıkta uranyum zenginleştirdiğini duyurdu.
Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilmesi sonrasında İran’ın yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyum stokları 4 yılda 170 kat arttı
Tahran’ın uranyumu yüzde 20 ve yüzde 60 saflıkla zenginleştirmesi ciddi bir adım olarak görülüyor. Zira uranyumun yüzde 20 üzerinde zenginleştirilmesi nükleer bomba elde etmeye imkan sağlayacak yüzde 90 saflıkta parçalanabilir uranyuma ulaşmak için önemli bir aşama olarak değerlendiriliyor.
IAEA’nın İran’ın nükleer programıyla ilgili 17 Mayıs 2025’te yayımladığı raporda, Tahran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunu artırmaya devam ettiği belirtildi.
Tahran yönetiminin yüzde 60’a kadar zenginleştirilmiş uranyum üretimini sürdürdüğü belirtilen raporda, Tahran’ın bu oranda 408,6 kilogram zenginleştirilmiş uranyum stokuna sahip olduğu ifade edildi. Buna göre de önceki rapora kıyasla İran, yüzde 60’a kadar zenginleştirilmiş uranyum üretimini 133 kilogramdan fazla artırmış oldu.
Ajansın Mayıs 2021’de yayımladığı raporda bu rakamın 2,4 kilogram olduğu göz önüne alındığında Tahran’ın yüzde 60’a kadar zenginleştirilmiş uranyum stoklarını 4 yılda 170 kat artırdığı görülüyor.
Rapora göre, İran’ın elindeki çeşitli oranlarda zenginleştirilmiş uranyum stoku ise toplam 8 bin 413,3 kilograma ulaştı. Bu rakam Mayıs 2021’de 3 bin 241 kilogramdı. Buna göre, İran’ın toplam uranyum stoku 4 yılda yaklaşık 3 kat arttı.
IAEA’ya göre, yüzde 60 zenginleştirilmiş 42 kilogram uranyum en az yüzde 90 saflıkta zenginleştirilmesi halinde 1 atom bombası üretebilme imkanı sağlıyor.
İran, yüksek düzeyde uranyum zenginleştirme işlemlerinin sivil amaçlı olduğunu savunuyor. Ancak IAEA sivil amaçlar için yüzde 60 saflıkta uranyum zenginleştirilmesine ihtiyaç olmadığını kaydediyor. IAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi’ye göre, İran askeri nükleer programa sahip olmamasına rağmen yüksek düzeyde uranyum zenginleştirme faaliyetinde bulunan tek ülke.
×
BMGK VE AB YAPTIRIMLARI GERİ GELMİŞTİ
Bu arada İran, Haziran 2025’teki savaşın ardından nükleer tesislerindeki denetimlere yanaşmamıştı. E3 olarak bilinen İngiltere, Almanya ve Fransa ile Temmuz ve Ağustos 2025’te yürütülen müzakerelerden de sonuç çıkmamıştı. Avrupalı ülkelerin şartları şöyleydi: İran’ın BM nükleer müfettişlerine erişimi yeniden sağlaması, zenginleştirilmiş uranyum stoklarıyla ilgili endişeleri gidermesi ve ABD ile görüşmelere başlaması… İran ile Temmuz ve Ağustos 2025’te yürütülen görüşmelerden sonuç çıkmaması üzerine E3 ülkeleri BM Güvenlik Konseyi’ne İran’a yaptırım yapılması için başvuruda bulunmuş ve BM de 26 Eylül 2025’te yaptırımları yeniden devreye koyumuştu. İran ise, 20 Ekim 2025’te IAEA ile işbirliği anlaşmasını iptal ettiğini duyurmuştu.



