BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

AB’nin karbon vergisi başladı I

Yeşil dönüşümün bedeli Kürt illerine mi yansıyor?

AB’nin karbon vergisi başladı I

Avrupa Birliği’nin karbon sınır vergisi uygulaması 1 Ocak itibarıyla yürürlüğe girdi. Türkiye’de ihracata dönük ağır sanayi şirketleri, bu maliyetten kaçınmak için Kürt illerinde büyük ölçekli güneş santralleri kurmaya başladı.

HABER MERKEZİ- Avrupa Birliği, demir-çelik, alüminyum ve çimento gibi karbon yoğun ürünlerin ithalatında, üretim sırasında açığa çıkan CO₂ emisyonları için ödeme zorunluluğunu devreye soktu. 2026’dan itibaren AB’ye ihracat yapan şirketler, ürünlerdeki gömülü karbon miktarına karşılık gelen CBAM sertifikalarını satın almak zorunda kalacak.

Bu düzenleme, ihracatının yaklaşık yüzde 40’ını AB’ye yapan Türkiye için ciddi bir mali baskı anlamına geliyor. Büyük sanayi şirketleri ise çözümü, üretimde kullandıkları elektriği “yeşil” kaynaklardan sağlamak için kolları sıvadı.

GESİ BAĞLARI DEĞİL, GES TARLALARI

Yeni Yaşam Gazetesi’nden K.Bülent Ongun’un haberinde, İsdemir, Erdemir ve Kardemir gibi demir-çelik devleri, Şırnak, Diyarbakır, Mardin, Van, Dersim ve Malatya başta olmak üzere birçok kentte, çoğu zaman mera ve tarım alanları üzerinde güneş enerji santralleri kuruyor. Bu yatırımlar sayesinde şirketler hem AB’nin karbon vergisinden kaçınıyor hem de kendi enerji ihtiyaçlarını karşılıyor.

Ancak projelerin önemli bir bölümü, acele kamulaştırma kararları ve geniş devlet teşvikleriyle hayata geçiriliyor. Bölge halkının kullandığı meralar ve tarım arazileri, “net sıfır emisyon” hedefi adına sanayiye açılıyor.

YEŞİL DÖNÜŞÜM KİMİN İÇİN?

AB’nin “kirleten öder” ilkesiyle kurduğu karbon piyasaları ve Emisyon Ticaret Sistemi, küresel ısınmayla mücadelede merkezi araçlar olarak sunuluyor. Ancak uzmanlara göre bu sistemler, iklim krizini çözmekten çok, sermaye için yeni birikim alanları yaratacak..

Büyük sanayi şirketleri karbon kirliliğini üretim merkezlerinde sürdürürken, “net sıfır” hedeflerine ulaşmak için yatırımları çevresel ve toplumsal maliyetin daha görünmez olduğu bölgelere taşıyor. Bu süreçte kazananlar şirketler olurken, kaybedenler belli: Toprak, su ve geçim kaynaklarını kaybeden bölge halkı.

Benzer Haberler

Şam güçlerinin Halep’teki saldırıları |

DSG: Saldırılar devam ederse tüm Suriye'yi savaş alanına dönüştürür

DEM Parti MYK’den Halep açıklaması:

"Bu bir imha operasyonudur, direnenlerle dayanışmamız sürecek"

‘Uyuşturucu’ soruşturması l

Oyuncu Doğukan Güngör serbest bırakıldı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz:

DEM Parti'nin raporu çok fazla beklenti içeriyor

Barış Vakfı’ndan ‘süreç’ raporu l

Kalıcı barış için öneriler ve 'yasal güvence' çağrısı

“2026 senesi bir reform yılı olacak” |

Erdoğan: Acımasız bir bölüşüm kavgasının tam ortasındayız