Beyza Üstün
Önümde yeni okumaya başladığım bir kitap, aklımda geçen hafta siyasi tutuklamalara eklenen arkadaşlarımız. Hafta boyunca yaşamımızı belirleyen nice yoğun siyasi gelişmelerin içinden, varsayımlardan sıyrılmaya çalışıyorum. Yeni atanan bakanların bugüne değin yaptıkları ve kimliği, ardı ardına yapılan, toptan yaşam alanlarına el konuşu belgeleyen izinler, ihale kararları, sıradanlaştırılmaya çalışılan iş cinayetleri, şiddetin, kadınların katledilmesinin toplumsallaştırılması, güncel olaylara eklenmesi. Semt pazarlarında tezgahta kalanları, fırınlarda askıda bırakılanları bekleyenler tüm gerçekliği ile açığa çıkan yoksulluk, siyasi iktidarın sayılarla oynayarak sürdürdüğü, örtmeye çalıştığı işçilerin güvencesiz koşullarda yaşamı, iş cinayetlerine mahkum oluşlar. En yakını diye bildiği erkelerin öldürmeleri ile katledilen kadınlar. Halklara yüklenen borçlar, duraksamadan sürdürülen tahakküm, yerinden etme, razı oluşa sürüklemeler. Özgürlükten koparma, din ve siyaset baskısının bir Ramazan genelgesi ya da zorunlu din eğitimi ile fen bilimlerinin yavaş yavaş yok edilmeye çalışılması, çocuklara, eğitim sistemine bu stratejilerin şırınga edilişi. Üniversitelerin öğrenci ve akademisyenlerden arındırılmaya çalışılması için yürütülen kayyım, güvenlik güçleri hegemonyası, AKP başkanı ve ekibi ile sürdürülen algı seremonileri. O kitap orada diğerleri ile yan yana dururken hızla sıraladığım bu olaylar öyle yılların yaşamışlıkları değil her haftanın olağanları olarak akıyor hayatımıza.



