İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Silivri Cezaevi’nde bir günü nasıl geçirdiğini anlattı. “Sesimi yapay zeka ile duyurabiliyorum” diyen İmamoğlu, “Bu yazı Ramazan öncesi yazıldı şimdi yayınlanabiliyor” ifadelerini kullandı.
HABER MERKEZİ – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Başkanı Ekrem İmamoğlu, Silivri Cezaevi’nde geçirdiği günleri anlattı.
Ekrem İmamoğlu’nun kişisel YouTube hesabından paylaşılan videoda, “Uzun zamandır içerde neler yaptığımı merak ediyordu herkes. Ben de dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Sesimi yapay zeka ile duyurabiliyorum. Bu yazı Ramazan öncesi yazıldı şimdi yayınlanabiliyor. Kahvaltımı sahur gibi düşünebilirsiniz” ifadelerini kullandı.
Ekrem İmamoğlu, Silivri günlerini şöyle anlattı:
“Sabah duyulan ilk ses avlunun demir kapısının sert kilit açılışı. Bu sesle birlikte sabahı karşılıyor, gardiyan arkadaşlarla selamlaşıyorum.
Biraz kültür fizik ve esneme hareketleriyle güne başlıyorum.
Ardından kahvaltımı hazırlayıp çayımı içerek sabah haberlerine kısa bir bakış atıyorum.
Avukatım geldiğinde günlük ziyaretçi programımı gözden geçiriyor, görüşme notlarımı ve çalışma raporlarımı toparlıyorum.
Günlük rutinimi avluda 15 ile 20 dakika yürüyüşle tamamlıyorum. Duruşma günleri ya da planlanmamış ziyaretler olduğunda akış değişebiliyor.
HÜCREDE SPOR: HEPSİ TEK KİŞİLİK
Hapishanede 12 metrekare kapalı, 24 metrekare açık alanda rutinimi zenginleştirmeye çalışıyorum. Sporu sabaha sıkıştırmıyorum. Gün içinde mat üzerinde ya da pencere demirlerine dönük şekilde yarı şınav ve bacak, bel, boyun, omuz hareketleri yapıyorum. Günde iki üç tur yürümeye gayret ediyorum. Haftada bir açık sahada futbol topuyla tek başıma yürüyor, koşuyorum. Kapalı spor ayda bir, açık spor haftada bir saat. Hepsi tek kişilik.
‘YEMEK SEÇME HUYUM OLMAZ’
Yemek seçme huyum olmaz. Belki de her sofraya uyumum çocukluğumdan geliyordur. Çocukluğum bana doğa içerisinde en özgür anları hatırlatır. Köyümde evden çıkar, akşam karanlığında eve dönerdim. Trabzon’un bir arada olmayan dağınık köy yerleşiminde rastladığım komşu evlerin kapısını çalar, abla, teyze diye seslenirdim. Farklı evlerde ne yemek gelirse ya da ekmek arası atıştırmalıkları yerdim. Bu da beni yemek seçmemeye alıştırmış olabilir.
Cezaevinde öğle ve akşam yemek dağıtımlarına büyük oranda uyum sağlıyorum. Kahvaltımı çeşitlendirmeye gayret ediyorum. Peynir, zeytin, çay, haşlanmış yumurta, bazen sütle müsli ve helva, bazı günler bal ve az zeytinyağına en fazla bir dilim ekmek. Ateş ve ocak olmadığı için elektrikli su ısıtıcıda kaynayan suyun üzerine konan tencerede kavurma ya da ton balıklı salata yaparak soframı renklendirmeye çalışıyorum.
‘AYDA BİR HERKESE BALIK VERİLMESİNİ ÖNERDİM’
Dışarıdaki tatları özlemek gibi bir lüks hissetmedim. Zihnimi, ruhumu ve damağımı meşgul etmedi.
Ayda bir de olsa bütün tutsaklara kolay servis edilecek bir balık öğünü verilmesini önerdim. Çeşitlilik ve sağlık açısından iyi olabileceğini düşündüm.
Buranın zor zamanları veya zorlayıcı bir zaman dilimi diye bir kavram yok.
OKUDUĞU KİTAPLAR
Okumalarımı çeşitlendiriyorum. Şu günlerde ‘Ayn Rand-Yaşamak İstiyorum’, ‘Ahmet Ümit-Patasana’ ve ‘Ayşe Kulin-Veda’ romanlarını bir arada okuyorum.
Akşam 10 ile 12 arasını mümkün olduğunca romanlara ayırıyorum.
Gün içinde ‘Bilsay Kuruç-Mustafa Kemal Döneminde Ekonomi’ kitabını okuyorum, herkese ısrarla tavsiye ederim.
‘Tanıl Bora-Cereyanlar’ ve ‘Timur Kuran-Ertelenen Özgürlükler’ okumaya devam ettiğim kitaplar. Nutuk’u 3. kez bitiriyorum. Bu kez bolca not alıyorum.
Bir roman bittiğinde üzülüyorum. Okumaya başlama heyecanı, sürükleyiciliği ve bitince duyulan hüzün güzel bir tat bırakıyor. Lütfen okuyun. Kitap hayattır.
‘AKŞAMLARI EMRAH’IN SAZ SESİ GELİYOR’
Kalem, kağıt, silgi yok. Tükenmez kalemle yazmak zor. Bazen bir mektubu üç kez yazmak gerekiyor. Sürekli not alıyorum. Binlerce mektuba cevap yazmaya gayret ettim. Sadece bugün 30 sayfa yazmışım. Süzülmüş hali 13 sayfa. Yazmak bilgiyi aktarmanın en verimli yolu.
Planlı müzik dinleyemiyorum. Televizyonu saatlerce açmıyorum. Bazen spor ya da müzik kanalları. Akşamları 3 hücre yanımdan gelen Emrah’ın saz sesi duyuluyor.
‘HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK’
İlginç bir deneyim. Aklıma gelen fikirler bazen projeye, rapora ya da planlamaya dönüşüyor. Bazen şarkılara eşlik ediyorum.
Hücrede yazmak, dinlemek ve okumak insanın iç dünyasını daha güçlü harekete geçiriyor.
Az da olsa şiir yazıyorum. Başucumdaki şairleri çeviriyorum ilham gelsin diye. Ancak hukuksuzluklar ve sorunlar çok önde. Ama eninde sonunda biliyorum her şey çok güzel olacak.”



