BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Hem beyinsiz hem uykulu: Denizanası da uyuyormuş I 

 Uykunun evrensel sırrı çözülmüş olabilir mi?

Hem beyinsiz hem uykulu: Denizanası da uyuyormuş I 

Bilim insanları, denizanası ve deniz anemonlarının da insanlar gibi düzenli ve dinlendirici bir uykuya ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu. Uykunun beyni dinlendirdiği gerçeği burada bi tık şüphe yaratıyor: Çünkü denizanasında beyin yok! O halde?

HABER MERKEZİ- İlk bakışta bir insan ile jelatinimsi, beyinsiz bir denizanası arasında ortak bir nokta bulmak zor görünüyor. Ancak araştırmacılar, tropikal denizanası Cassiopea andromeda ile deniz anemonu Nematostella vectensis üzerinde yaptıkları uzun süreli incelemelerde şaşırtıcı bir sonuca ulaştı:
Bu iki ilkel deniz canlısı da günde yaklaşık sekiz saat uyuyor.

Cassiopea andromeda

Nature Communications dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, uykunun temel işlevi; uyanıklık sırasında hücrelerde biriken hasarı onarmak olabilir. Nörobiyolog Raphaël Aguillon, şu sorudan yola çıktıklarını söylüyor:

“Merkezi bir sinir sistemleri yokken neden bu kadar çok uyumaları gerekiyor?” Yanıt, nöronların (sinir hücrelerinin) çalışma biçiminde gizliydi.

UYKU HÜCRESEL TAMİR MOLASI

Araştırmaya göre nöronlar, tıpkı uzun süre kullanılan bir makine gibi, uyanıklık sırasında yıpranıyor. Bilim insanları, denizanası ve anemonların uyanıkken moleküler hasar biriktirdiğini, uykuda ise bu hasarın onarıldığını gözlemledi.

Bunu test etmek için denizanasına UV ışığı ve zararlı moleküller uygulandı. Sonuç netti: Uyku, hücreler için koruyucu ve onarıcı bir mekanizma gibi çalışıyordu.

DENİZANASININ UYUDUĞU NASIL ANLAŞILIYOR?

Deniz anemonu

Denizanasıyla konuşmak mümkün olmadığına göre, uyuduklarını nasıl anlıyoruz? Araştırmacılar davranışsal ipuçlarına odaklandı:

Cassiopea andromeda uyurken, çan hareketleri dakikada 37’nin altına düşüyor.

Deniz anemonu ise yedi dakikadan uzun süre hiç hareket etmiyorsa uyuyor kabul ediliyor.

İlginç bir fark da zamanlama: Denizanası çoğunlukla gece uyurken, deniz anemonu ise gündüz dinleniyor. Uyku sırasında her iki tür de dış uyaranlara daha az tepki veriyor ve uykusuz bırakıldıklarında telafi edici bir “derin dinlenme” sürecine giriyorlar. Bu da gerçek bir uyku yaşadıklarını doğruluyor.

Araştırma sadece laboratuvarla sınırlı kalmadı. Bilim insanları, Florida açıklarında doğal ortamda yaşayan Cassiopea andromeda’ları da gözlemledi. Deniz tabanını tamamen kaplayan binlerce denizanasının uyku düzeni, laboratuvardaki bulgularla birebir örtüşüyordu.

Bu durum, uykunun çevresel koşullardan bağımsız, biyolojik olarak köklü bir süreç olduğunu gösteriyor.

 UYKUNUN KÖKENİ ÇOK ESKİ OLABİLİR

Son yıllarda uyku araştırmaları yalnızca insanlar ve farelerle sınırlı kalmıyor. Kertenkelelerden güvercinlere, hatta denizanalarına kadar birçok tür inceleniyor. Farklı hayvan gruplarında benzer “yavaş ritimli” uyku örüntülerinin bulunması, uykunun yüz milyonlarca yıllık evrimsel bir miras olabileceğini düşündürüyor.

Araştırmacılar ayrıca, insanlarda uykuyu başlatan melatonin hormonunun denizanası ve anemonlarda da aynı etkiyi yarattığını gösterdi.

PEKİ NEDEN UYUYORUZ?

Araştırma, uykunun amacıyla ilgili temel bir tartışmayı yeniden alevlendirdi. Hafıza mı? Rüyalar mı? Öğrenme mi?

Aguillon ve ekibine göre, bunların hepsi sonradan eklenmiş olabilir. Onlara göre uykunun ilk ve en temel işlevi, yaklaşık 600 milyon yıl önce, ilk nöronlarla birlikte ortaya çıkan bir ihtiyaca dayanıyor. Kısacası, ister insan olun, ister kedi ister denizanası, uyku; yaşamın en eski ve en temel bakım mekanizmalarından biri olabilir. (Libération)

Benzer Haberler

DEM Parti’den Halep açıklaması: Saldırılar insanlık suçu |

"Çözüm ortada SDG yöneticilerini Ankara’ya davet edin"

TBMM’de bu hafta l

Gündemde neler var?

Kani Torun, Barrack’ı alıntıladı iktidarı eleştirdi:

Dilimizde tüy bitti...Suriye’deki tarafları Ankara’da bir araya getirin