BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

İstanbul Barosu’na beraat, savcılıktan itiraz |

"Hak ve özgürlükler için mücadeleye devam edeceğiz"

İstanbul Barosu’na beraat, savcılıktan itiraz |

Gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in Suriye’de öldürülmesine ilişkin yaptıkları açıklama nedeniyle İstanbul Barosu yöneticilerinin yargılandığı davada karar açıklandı. Suçun unsurlarının oluşmadığına kanaat getiren mahkeme heyeti oy birliğiyle tüm baro yöneticilerinin beraatine karar verdi. Savcılık ise karara itiraz etti. 

HABER MERKEZİ – İstanbul Baro Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ve yönetim kurulunun, gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in Suriye’de öldürülmesine ilişkin yaptığı açıklama nedeniyle “basın ve yayın yolu ile örgüt propagandası yapmak” ve “basın ve yayın yolu ile yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamalarıyla yargılandığı davanın karar duruşması İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri’deki Marmara Cezaevi Yerleşkesindeki duruşma salonunda görüldü.

Hafta boyunca devam eden duruşmayı, TBB temsilcileri, diğer illerin baro başkanları, diğer ülkelerden baro temsilcileri ve İstanbul Barosuna kayıtlı çok sayıda avukatın yanı sıra uluslararası hukuk örgütü temsilcileri, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan ve siyasi parti temsilcileri de izledi.

BARO YÖNETİCİLERİ SALONA ALKIŞLARLA GİRDİ

İstanbul Baro yöneticileri duruşma salonuna alkışlarla girdi. Mahkeme heyetinin salona girişinin ardından duruşma yoklama ile başladı. Yoklama sonrası mahkeme heyeti baro yöneticilerine suçlamalara ilişkin son sözlerini sordu.

‘BİZ YAŞAM HAKKINI SAVUNDUK’

Evrensel’in aktardığına göre; İstanbul Baro Yöneticisi Bengisu Kadı Çavdar karar öncesi son beyanını sundu. Çavdar, “Biz burada savunmamızı yaparken genç meslektaşımızın çalışırken hayatını kaybetmesi karşısında ‘son söz’ demek yeterli mi? Neyi eksik yaptık. Mesleğini yaparken hayatını kaybeden tüm meslektaşlarımı anıyorum. Biz yaşam hakkını ve avukatların bağımsızlığını savunduk. Biz bu salonda büyük bir dayanışma yarattık. Bize yöneltilen iddiaları yanıtlarken uluslararası hukuk kararları ortaya koyduk. Savcılık makamının meslekten men edilerek cezalandırılmamı istediği bu davada ben mesleğe nasıl daha fazla bağlanabileceğimi gördüm. Bu davada insan haklarının savunulmasına hizmet edebildiysem ne mutlu bana. Bu denli haksız şekilde açılan davanın hukuka uygun bir şekilde sonuçlandırılmasını bekliyoruz” dedi.

‘ŞİMDİ SORUMLULUK SIRASI MAHKEME HEYETİNDE’

Ekim Bilen Selimoğlu “Tüm duruşmalardan sonra belirteceğimiz en önemli husus şudur: Burada vereceğiniz karar İstanbul Barosu için bir netice doğurmayacak. Baromuz hukuku savunmaya devam edecek. Beraat kararına sevinmeyeceğiz, mahkumiyete üzülmeyeceğiz. Biz bu karar sonrası susmayacağız. Ancak bu kararla Türkiye bir hukuk devleti midir, buna işaret edeceksiniz” dedi.

Server Tanilli’ye atıfta bulunan Selimoğlu, “İçinde yaşadığımız çağa ve topluma bir bilim adamı gözüyle baktım. O nedenle tarafsız kalamazdım. Çağına karşı görevini yerine getirmiş birinin huzurunu taşıyorum. Kalemimden çıkmış her cümle ve kelimenin altında entelektüel şerefim yatmaktadır. Bu şereften ölüm pahasına da olsa dönemem. Şimdi sorumluluk sırası sizde. Unutmayın ki siz de çağa ve topluma karşı sorumlusunuz” dedi.

‘İSTANBUL BAROSU’NUN SON SÖZLERİ OLMAZ’

İstanbul Barosu Yöneticisi Fırat Epözdemir ise “İstanbul Barosu’nun hiçbir zaman son sözleri olmaz. Dün Yalova’da saldırı neticesinde hayatını kaybeden meslektaşımızı anıyorum. Bizler aleyhine açılan bu haksız davalar her bir avukatı hedef haline getiren davalardır. Meslektaşımızın katledilmesine neden olan anlayışlardan biri de bu davalardır. Geçen hafta İstanbul Barosu üyesi genç bir meslektaşımız intihar etti. Sebebi ekonomik nedenlerdi. Adaletin içinde bulunduğu bu durum ekonomik sorunların da sebeplerinden biridir. Bu davalar ekonomik sorunlara, dolayısıyla meslektaşlarımızın ve yurttaşların intiharına giden yolu açmaktadır. Bu çok ağır bir sorumluluktur. Bu bilinçle hareket edilmelidir” ifadelerini kullandı.

İstanbul Barosu Yöneticisi Yelda Koçak Urfa ise “Biz görevimizi yerine getirdik. Toplumsal dava hukuku en çok aşındıran davalardandır. Bu dava da o davalardan biridir. Bu nedenle verilecek kararın hak ve özgürlükler temelinde olmasını istiyorum” dedi.

Baro Yöneticisi Mehmedali Barış Beşli “Seçildiğimiz baro genel kurulunda bize karşı karalama kampanyaları yürütüldü. Bu dava karalama kampanyasının bir devamıdır. Biz baro yönetimine gelmeden önce yaptığımız gibi seçildikten sonra da hak ve özgürlükleri savunduk, hak ihlallerine karşı mücadele ettik. Muktedirler muhalif bir baro istememektedir. Eleştiri demokrasinin gereğidir. Bir soru ile bitirmek istiyorum, bu soru bize de çok soruluyor: Türkiye’de hukuk var mı? Biz yaralı da olsa hukukun olduğunu söylüyoruz. Yargının üç ayağını hukuka uygun davranmaya çağırıyoruz” dedi.

METİN GÖKTEPE HATIRLATMASI

Baro Yöneticisi Hürrem Sönmez ise “Duruşmalarda söylenebilecek hemen her şeyi söyledik. Biz başka türlü bir dünyanın mümkün olabileceğine inanan insanlarız. Kadın avukatlar olarak bu ülkede doğmuş olmanın bize yüklediği bir sorumluluk var: Yaşam hakkı başta olmak üzere hak ve özgürlükleri savunmak. Dün Gazeteci Metin Göktepe’nin katledilmesinin 30. yıl dönümüydü. Onu öldüren sanıklara ceza veren hakim geçtiğimiz günlerde avukatlık yeminini etti. Bizler adaletiyle hatırlanacak hakimlerin sayısının artmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

‘NAZIM DAŞTAN’IN GAZETECİ KİMLİĞİNİ, CİHAN BİLGİN’İN HABER DOSYALARINI SUNDUM’

Baro Yöneticisi Metin İriz de baro genel kurulu sürecinde listeye karşı yürütülen karalama kampanyasını hatırlatarak “Biz ıslık dahi çalsak hakkımızda dava açılacaktı. Bizim yaptığımız açıklamada serbest bırakılmasını istediğimiz kişiler hakkında açılan davalar beraatle sonuçlandı. Açıklamada bahsi geçen gazetecilerin gazeteci olup olmadığı tartışması yürütüldü bu yargılamada. Ben dosyaya Nazım Daştan’ın gazeteci kimlik kartını sundum. Cihan Bilgin’in ulusal bir gazetede yayınlanan haber dosyasını sundum yine dosyaya” dedi. Tahir Elçi’nin katledilmesini, Can Atalay’ın tutuklanmasını hatırlatan İriz, “Bu kez hukuk kurumsal olarak hedef alınmıştır. Bu dava hak arama hakkına karşı açılan hukuksal savaşın bir göstergesidir” dedi.

‘MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ’

Baro Yöneticisi Ahmet Ergin ise “Bu yargılama bir çok şeyin yanı sıra baroların ve avukatların soruşturma usulünün savunma hakkının korunması için yeterli olmadığını gösterdi. Görevimizi yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Yaşam hakkı ve ifade özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz. İş cinayetleri ve kadına şiddete karşı cezasızlığın son bulmasını istedik ve istemeye devam edeceğiz. Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir. Biz de savunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Baro Yöneticisi Ezgi Şahin Yalvarıcı da “Bizler soruşturulması istenmeyen ölümler karşısında adalet istiyoruz. Bu yargılamanın sonunda mesleğimizin ve insanlığımızın gerektirdiği yerde durduğumuzu biliyoruz. Verilecek karar ileride hukukun ve adalet talebinin hangi noktada savunulduğu ya da sınandığını gösterecektir” dedi.

”MAKBUL AVUKAT’ OLMAYACAĞIZ’

Baro Yöneticisi Rukiye Leyla Süren de “Sessiz kalmamız istendi ancak biz sessiz kalmadık. Yaşam hakkını hayatın her alanında savunduk. Bu da o kapsamdaki açıklamalarımızdan biriydi. Bugün avukatsız bir hukuk sistemi isteniyor. Buna müsaade etmeyeceğiz. İktidarın rüzgarına göre şekil almamızı kimse bizden beklemesin. Makbul avukat olmayı kabul etmiyoruz” dedi.

KABOĞLU: HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİM 

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, mahkemenin son sözlerini sorması üzerine “Buradaki benim son sözüm olamaz. Ben son nefesime kadar hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğim” dedi.

Kaboğlu ve baro yöneticilerinin beyanının tamamlanmasının ardından salonda bulunanlar alkışlarla baro yöneticilerine destek verdi. Karar için duruşmaya ara veren mahkeme başkanı, “alkışlarsanız salonu boşaltırım” diyerek tehditte bulundu.

KARAR AÇIKLANDI

Ara sonrası baro yönetimi duruşma salonuna yeniden alkışlarla giriş yaptı. Duruşmayı takip eden avukatlar baro yöneticilerini ayakta alkışladı. Daha sonra salona gelen mahkeme heyeti dosyaya ilişkin kararını açıkladı.

Suçun unsurlarının oluşmadığına kanaat getiren mahkeme heyeti oy birliğiyle tüm baro yöneticilerinin beraatine karar verdi.

SAVCILIK’TAN JET İTİRAZ

Kararın açıklanmasından kısa süre sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı itirazda bulundu. İtiraza ilişkin ANKA haber ajansına konuşan Baro Başkanı Kaboğlu, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İstanbul Barosu’na karşı özel bir husumetle hareket ettiğini göstermektedir. Hukuka uygun bir yargı kararına tahammülsüzlüğün birkaç dakika içerisinde ortaya konulmuş olması da bunun açık göstergesidir” dedi.

BAROYA ULUSLARARASI HUKUK ÖRGÜTLERİNDEN DESTEK

İstanbul Barosu yönetiminin yargılandığı davayı; 83 farklı ülkenin hukukçularını temsil eden 30 baro ile 17 uluslararası hukuk birliğinin, aralarında çok sayıda baro başkanı ve üst düzey yöneticinin de bulunduğu temsilcileri bizzat gözlemci olarak takip etti.

×

NE OLMUŞTU?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Barosu’nun 21 Aralık 2024’te Suriye’de öldürülen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin hakkında yaptığı açıklama üzerine İbrahim Kaboğlu ve ile Yönetim Kurulu üyeleri Rukiye Leyla Süren, Hürrem Sönmez, Ahmet Ergin, Metin İriz, Mehmedali Barış Beşli, Yelda Koçak Urfa, Fırat Epözdemir, Ezgi Şahin Yalvarıcı, Ekrem Bilen Selimoğlu ve Bengisu Kadı Çavdar hakkında soruşturma başlatmıştı. Bu soruşturma ile başlayan süreç kapsamında baro yöneticileri hakkında hem ceza davası hem de görevden alınmaları için ikinci bir dava açılmıştı.

Ceza davasının ilk duruşması 28-29 Mayıs’ta, ikini duruşması ise 9 ve 10 Eylül’de görüldü. Son duruşma ise 5 Ocak Pazartesi günü başladı ve bugün kararın açıklanmasıyla son buldu.

Baro yönetiminin görevden alınması talebiyle açılan dava ise 21 Mart’ta İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülmüş ve mahkeme, Kaboğlu ile yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesine ve seçim yapılmasına hükmetmişti.

Benzer Haberler

Biber, domates ve nar döndü l

Türkiye, en çok pestisit bildirimi alan ikinci ülke

İran’da halkların öfkesi dinmiyor

PJAK: Halk rejimle hesaplaşmaya kararlı

Mabel Matiz’in yargılandığı dava ertelendi l

Bakanlık'tan 'müstechenlik' raporu istenecek

9 Ocak’tan 9 Ocak’a Paris I

13 yıl sonra aynı slogan: ‘Hakikat için adalet’

CHP lideri Özel:

"Kürt meselesinin demokratik zeminde çözülmesiyle ilgili kararlılığımız sürdürüyoruz"

İstanbul Barosu’na beraat, savcılıktan itiraz |

"Hak ve özgürlükler için mücadeleye devam edeceğiz"

Suudi Arabistan ile BAE karşı karşıyaydı |

Güney Geçiş Konseyi fesih kararı aldı

Özgür Özel hakkında 2 dosya var l

11 milletvekiline ait 12 dokunulmazlık dosyası TBMM'de