BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

KCK’den “ortak rapor” açıklaması:

Kürt sorununun adı yok, çok temel eksiklikler var

KCK’den “ortak rapor” açıklaması:

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Meclis Komisyonu’nun ortak raporuna eleştirilerinin yer aldığı bir açıklama yayımladı. Raporda Kürt sorununun adının konulmadığını ve belirtildi ve raporun “çok temel yanlış ve eksiklikler içerdiği” vurgulandı.

HABER MERKEZİ – KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 18 Şubat’ta düzenlediği 21’inci toplantısında onaylanan ortak rapora ilişkin bir açıklama yayımladı.

“Hareketimizi doğrudan ilgilendirdiğinden rapor konusunda görüşlerimizi halklarımıza ve kamuoyuna sunmayı gerekli gördük” denilen açıklamada Abdullah Öcalan’ın 1993 yılından bu yana yürüttüğü demokratik çözüm arayışları hatırlatıldı.

Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”na ve sonrasında yaşanan gelişmelere dikkat çekilen açıklamada, Meclis Komisyonu’nun kurulmasına ilişkin şu ifadelere yer verildi:

דMeclis çatısı altında yer alan partilerin çoğunluğunun yer aldığı 51 kişilik geniş bir komisyonun kurulması, Türkiye tarihi açısından önemli bir adım olmuştur. Adına Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi dense de, bu komisyonun esas olarak Kürt sorunu ve onun yarattığı sorunlarla ilgili olduğu bilinmektedir. Bu komisyonu Rêber Apo, Hareketimiz ve halkımız çok önemsemiştir. Türkiye kamuoyu tarafından da çok önemsenmiştir. Dolayısıyla bu komisyondan beklenti yüksek olmuştur. Bu nedenle sürekli gündemde kalmıştır. Yetersiz de olsa başta eski Meclis başkanları olmak üzere birçok kesim dinlenmiştir. Dinlenenlerin çoğunluğu Kürt sorununun çözümü konusunda görüşlerini belirtmişlerdir. Geç ve yetersiz de olsa İmralı’ya gidilerek Rêber Apo da dinlenmiştir. Rêber Apo Kürt sorununu yaratan etkenleri, bu sorunun çözümü açısından tarihsel Kürt-Türk kardeşliği ve ittifakının temel alınması gerektiğini ve çözümün Kürt halkının temel demokratik haklarının tanınması temelinde demokratik entegrasyonun sağlanarak gerçekleşebileceğini komisyona iletmiştir.”

Meclis Komisyonu’nun aylar süren çalışmaları sonrası onayladığı raporun “çok temel yanlış ve eksiklikler içerdiği” kaydedilen açıklamada raporda Kürt sorunun adının konulmaması eleştirildi.

Açıklamada raporla ilgili şu değerlendirmeler yer aldı:

KÜRT SORUNUNUN ADI YOK

“Raporun içeriği bu temel yanlış ve eksiklikler nedeniyle sakatlanmıştır. Kuşkusuz Kürt sorununun çözümsüz kalması esas olarak demokrasi yoksunluğunun sonucudur. Zaten Kürtler yararlanır, yani sorunun çözümünün önü açılır diye demokratikleşmeden ısrarla kaçınılmıştır. Raporda Kürt sorununun adı konulmuyor. Bir sorunun adı konulmadan çözülmesi mümkün değildir. Raporda sorunun çözülmesi, kök sebeplerin ortadan kaldırılmasına bağlı deniliyor ama bu kök sebep ve sebepler ortaya konulmuyor. İşte Türkiye’nin yüzyıllık çıkmazı budur. 100 yıldır sebeplerle değil, sonuçlarla uğraşılıyor. Yüzyıllık sebep, Kürt inkarıdır. Sözde inkardan vazgeçildi denilse de hukuki ve siyasi olarak bu inkar sürdürülmek isteniyor. Raporda Kürt varlığından ve sorunundan söz edilmemesi bu nedenledir. Dolayısıyla da Kürt ve Türk kardeşliğinden söz edilmesinin bir toplumsal, kültürel, siyasi ve hukuki değeri olmamaktadır.

ESKİ ANLAYIŞ VE POLİTİKA DEVAM ETTİRİLMEKTE

Kürt sorunu dememek için ısrarla terör sorunu denmektedir. Terör sorununun kalıcı çözümünün demokratikleşme ile olacağı da belirtilmektedir. Aslında raporda çatışmaların Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklandığı kabul edilmektedir. Şimdiye kadar soruna güvenlikçi anlayışla yaklaşıldığı da ortaya konulmaktadır. Bu yaklaşımla sorunun çözülemeyeceği belirtilmektedir. Böylece Kürt sorununun toplumsal, kültürel ve siyasi yanlarına bakılmadığı itiraf edilmiş olmaktadır. Bu da Kürt varlığının kabul edilmemesi ve sorunların çözüme kavuşturulmamasını ifade etmektedir. Raporda Kürt varlığı ve sorunundan söz edilmeyerek, her şey terörizm parantezine sıkıştırılarak eski anlayış ve politika devam ettirilmektedir.

Raporda defalarca demokratikleşmeden söz ediliyor. Böylece sorunun kaynağı, Kürtlerin varlığının ve temel haklarının kabulünü sağlayacak olan demokratikleşmenin olmaması olarak kabul ediliyor. Kürt varlığı ve sorunu ortaya konulmadan nasıl demokratikleşme olacak? Kürtsüz demokratikleşme mi olacak? Raporun mantığı bunu ifade ediyor.

TERÖRİZM KAVRAMI RAPORUN RUHUNU SAKATLIYOR

Raporda sık sık dile getirilen terörizm kavramı, raporun ruhunu sakatlamakta ve sorunların esas nedenlerini gizleyen bir durum yaratmaktadır. Savaşın yarattığı olumsuzlukları ortaya koymak ayrı bir konudur. Ancak komisyonun üzerinde durduğu konu, Kürtlerin varlığının ve temel haklarının tanınmaması sonucu ortaya çıkan sorunlardır. Türkiye’nin temel sorunu Kürt sorunu ve buna bağlı demokratikleşme konusudur. Sorunu böyle ele aldığımızda çözümleri bulmak da kolaylaşır. Bu açıdan sorunların çözümünü kolaylaştıran üslup, yöntem ve tarz üzerinde durmak önemlidir.

Raporda onlarca defa demokratikleşme kavramı kullanılmıştır. Yine hak, hukuk ve temel haklardan, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünden söz edilmiştir. Bu değinmeler sorunun kaynağının dış güçler ya da kullanılan terör gerekçesi olmadığını açıkça gösteriyor. Bu açıdan, sorunun özü olan Kürt halkının temel demokratik haklarını tanımak ve demokrasiyi yerleştirmek, komisyonun kurulma nedeni olan sorunların çözümünü sağlayacaktır. O zaman komisyonun sorunun çözümünde rol aldığını belirtmek mümkün olacaktır.

Raporda üzerinde durulan bir konu da, silahların bırakılması ve Türkiye’ye dönüş olmuştur. Rêber Apo, demokratik siyaset yapma iradesini ortaya koymuştur. Bundan sonraki siyasi hayatımızın ve mücadele stratejimizin, demokratik siyaset temelinde olacağını söylüyoruz. Bu açıdan silahların bırakılması demokratik siyaset yapma özgürlüğü temelinde ele alınmıştır. Rêber Apo da, siyasi hayatını demokratik siyaset yürüterek sürdürmek istediğini vurgulamıştır. Türkiye’de doğru tartışılmayan ve komisyon raporunda doğru ortaya konulmayan bir konu da budur. Bizler herhangi birey değiliz. Silah kuşanmış gerillalar da eve dönmeyi düşünen bireyler değildir. Silahları bırakın eve dönün, demek onur kırıcı bir yaklaşımdır. Silahlar bırakılacak ama ondan sonra ne olacaktır? Rêber Apo’nun ortaya koyduğu bir paradigma, demokratik siyaset ve demokratik entegrasyon anlayışı, bunun örgütlenme modeli ve çalışma tarzı vardır. Bu temelde özgür demokratik siyasi mücadele yapılabilecek midir? Yoksa şu andaki Türkiye gibi demokratik siyaset yapan ve Kürt sorununun çözümü için demokratik mücadele edenlerin suçlu görülüp cezaevine atılacağı bir siyasal ortama niye gidilsin? Dolayısıyla silahların tümden bırakılıp Türkiye’ye dönülmesi, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü temelinde engelsiz demokratik siyaset yapılmasının güvenceye alınması ve demokratik entegrasyonla Kürt sorunun çözümünün gerçekleşeceğinin ortaya konulmasıyla mümkün olur.

Özgürlük Hareketimizin tümden tasfiyesini hedefleyen demokratik siyaset özgürlüğünün olmadığı bir siyasi ortamı dayatmak, eski zihniyetin devamı olmaktadır. Bu açıdan Kürt sorununun çözümünün demokratik entegrasyonla sağlanmasını içeren demokratikleşme adımlarının atılması önemli olmaktadır. Sorunu yaratan etkenler ortadan kalkmadan silahları bırakın gelin demenin bir anlamı yoktur. Eğer özgürce demokratik siyaset yapmaya bir çağrı varsa komisyon raporunda dile getirilen yasalardaki değişikliklerin gecikmeden yerine getirilmesi önemli olmaktadır. Bizler partiyi feshettik, silahlı mücadeleyi bıraktık, bunun gereklerini yerine getirdik. Şimdi de devletin bu süreci ilerletecek siyasi ve hukuki gereklilikleri yerine getirmesi gerekmektedir.”

 

Benzer Haberler

Gazeteciye hakaret emişti |

DEM Parti’den Belediye Eş Başkanı hakkında soruşturma

KHK ile ihraç edilmişti l

Doç. Dr. Gül Köksal görevine iade edildi

‘Usulsüz atık depolama’ iddiasıyla |

İzmir'de iki belediyeye 9,4 milyon TL ceza

“Rapor bir başlangıç” |

Bakırhan’dan Meclis’e “cesaret” çağrısı

KCK’den “ortak rapor” açıklaması:

Kürt sorununun adı yok, çok temel eksiklikler var

TBMM’de yeni haftada gündem yoğun l

'Doğa talanı' yasası görüşülecek