Bekir Ağırdır
Toplum tuhaf bir eşikte duruyor. Hiç olmadığı kadar bilgiye ve habere maruz kalıyoruz ama hiçbir şeye tam olarak inanmıyoruz. Ekranlar sürekli açık; haber ve deneyim sosyal medya üzerinden üzerimize akıyor. Buna rağmen kamusal atmosferin hâkim duygusu güven değil, şüphe. Bu durum yalnızca medyaya dair değil. Toplumun ortak gelecek tahayyülü kadar “ortak gerçeklik” algısının da aşındığı bir zaman aralığındayız.
Veri Enstitüsü’nün Türkiye’nin Trendleri Araştırması, kutuplaşmanın soyut bir siyasal tartışma olmaktan çıkıp gündelik hayatı belirlediğini ortaya koyuyor. İnsanların yaklaşık yarısı siyasi kutuplaşmanın arkadaşlık ve komşuluk ilişkilerini olumsuz etkilediğini söylerken, üçte ikisi ortak değerlerin azaldığını düşünüyor. Aynı ülkede yaşıyor ama aynı gerçeklikte buluşamıyoruz. “Biz” duygusu parçalanmış durumda.
Kutuplaşma yalnızca kurumlara güveni zayıflatmıyor, hakikati de parçalıyor. Bir bilginin doğruluğundan önce “kimden geldiği” belirleyici oluyor. Herkes kendi yankı odasında teyit arıyor. Güven içeriğe değil aidiyete bağlanıyor. Kamusal tartışma rasyonel zeminden kimlik ve duygu zeminine kayıyor.



