Tuğçe Tatari
Yazıya net başlayalım, Meclis Komisyonu’nun hazırladığı rapor, koşullar ve kişiler düşünüldüğünde beklenenden iyi çıktı.
Evet, raporda sorun hâlâ “terör” olarak dillendirilmeye devam etse de “Kürt’ün onurunu, Türk’ün gururunu korumayı esas aldık” diyen de bir metin aynı zamanda ki bu, Türkiye’nin, Meclis’in Kürt meselesine bakışında bir ilerlemedir; kabul etmek lazım.
Rapor açıkça “bu işi başlatan devletin yanlış uygulamaları ve Kürt halkına yönelik acımasızlık da içeren haksızlıklarıdır” demese de devletin yaşananlar karşısında tehdit hissedip güvenlik politikaları ve koruma içgüdüsüyle bu meseleyi çözmeye yöneldiğini söylemekte. Bu açık bir özeleştiri değil elbette ama dediğim gibi, yer ve kişiler düşünüldüğünde bu da bir ilerleme olarak kabul edilebilir.
Evet, ‘kardeşlik’ tanımı doğru bir tanım değil, hatta sorunlu bir tanım. Mutlaka ‘eşit yurttaşlık hakları’ denmeli ama yine gerçekliklerimiz düşünüldüğünde en azından şimdilik ‘kardeşlik hukuku’ söylemine de “eyvallah” denebilir.
Çözüm önerileri ve yasa içerikleri biraz muallak, net çerçevelenmemiş de olsa bu raporun dili, geride bıraktığımız 11 yıllık süreçte -bir önceki sürecin sona ermesinden yana- bir ilerleme kaydedildiğinin de göstergesi.



