Yücel Özdemir
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu eşi Cilia Flores ile birlikte kaçırarak New York’a götürmenin zafer sarhoşluğu yaşayan ABD Başkanı Donald Trump, birkaç gündür sıranın Danimarka Krallığının parçası olan Grönland Adası’na geldiğini söylüyor. Bu nedenle Avrupa’yı panik ve tedirginlik havası sarmış durumda. Grönland’ın ABD tarafından işgal edilmesi halinde nasıl tepki gösterilmesi gerektiği üzerinde duruluyor.
Trump’ın uluslararası hukuku hiçe sayarak bir ülkenin iç işlerine karışmasına, seçilmiş devlet başkanını kaçırmasına destek veren Avrupa ülkeleri, mesele Grönland olunca “ulusal egemenlik haklarına saygı” çağırısında bulunuyorlar. Venezuela’ya “ulusal egemenlik haklarını” çok görenlerin Grönland’da bunu kutsaması tam anlamıyla bir ikiyüzlülük örneği olsa gerek.
Açıklamalara ve girişimlere bakılırsa ABD emperyalizmi, Grönland’ı topraklarına bir şekilde katmaya kararlı. Dışişleri Bakanı Rubio, satın alma opsiyonunu bir kez daha gündeme getirdi. Demek istedikleri; “Ya satış yoluyla ya da işgalle Grönland’ı alacağız.”
Venezuela’da Trump ve ekibine tam destek verenler, Grönland’da “emperyalizmi” de keşfetmiş durumda. Birçok gazetede ABD’nin Grönland’a el uzatmasının arkasında “emperyalist çıkarlar” olduğuna dair haber-yorumlar yazılmaya başlandı.
Her ne kadar Rubio, Venezuela’da yaşananların Grönland’da olmayacağının sözünü Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot’a verse de, Maduro’nun kaçırılmasına sınırsız destek verilmeseydi, belki Grönland bu denli pervasız şekilde gündeme gelmeyebilirdi. Ancak bu durumda, Grönland’ın Trump döneminde bir şekilde ABD’nin kontrolüne geçmesi adeta kaçınılmaz görünüyor.



